elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Mühendisliğe Adanan 30 Yıl - Elk. Müh. Muhterem Ergüç Röportajı

Bu ay ki röportajımızda meslek hayatında 30 yılı gerisinde bırakan Filli Boya Gebze Tesisleri Bakım Müdürü Muhterem Ergüç'ün konuğu olduk. Kendisi ile bakım mühendisliği, Ar-ge faaliyetleri, değişen mühendislik anlayışı, mühendisin kişisel özellikleri, iş güvenliği,enerji verimliliği ve işe alım süreci konuları hakkında uzun ve keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.



A- A+
28.12.2012 tarihli yazı 6642 kez okunmuştur.

► Öncelikle Betek Boya A.Ş. ve burada görevinizden sizi tanımamız için kısaca bahseder misiniz?
 

Betek Boya A.Ş. , başta Filli Boya olmak üzere Fawori, Alligator ,Alsecco ve Capatect Dalmaçyalı markalarını bünyesinde bulunduran ve 2001 yılından itibaren Türkiye boya sektörünün pazar lideri konumunda olan bir firmadır. Betek Boya A.Ş. ‘nin en büyük fabrikası olan Gebze Üretim Tesisleri’nde Bakım Müdürü olarak 14 senedir görev yapmaktayım. Meslek hayatıma Boğaziçi Elektronik Ar-Ge firmasında başladım ve 2 yıl süren bir Ar-Ge deneyimimden sonra Arçelik, Ülker Gıda ve son olarak Betek Boya A.Ş. firmalarının bakım bölümlerinde görev aldım.

► Meslek hayatının ilk yılları şüphesiz her mühendis için en önemli yıllardır. Türkiye’de pek önem verilmeyen bir alan olan Ar-Ge alanında çalışmaya başlamanız size neler kazandırdı?

Mühendisliğin ne olması gerektiğini ve mühendisliğin temellerini burada öğrendiğimi söyleyebilirim. Piyasanın bir mühendisten neler beklediğini ve okul sonrası mesleki donanımın nasıl kazanıldığını bu tür firmalarda görmek daha kolaydır.  Mesleki anlamda bu tür birçok avantaj getirdi bana ama ne yazık ki Ar-Ge Türkiye genelinde oturmuş bir sektör değil. Bunun sebebi daha çok Türkiye olarak Ar-Ge kaynağımızın yurtdışı olması, biz sadece satın alarak Ar-Ge bilgilerini kullanıyoruz. Gebze Üretim Tesisleri’miz içerisinde RMI Bilimsel Araştırma Merkezi bulunuyor. RMI; boyalar, kaplamalar ve dış cephe sistemleri üzerine araştırma-geliştirme faaliyetleri yürütüyor ve Türkiye’nin bu sektöründeki Ar-Ge ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Betek Boya’nın ürün standartları da RMI tarafından test ediliyor. Bu sebeple Betek Boya A.Ş. , Türkiye’de Ar-Ge faaliyetlerine önem veren ender şirketlerden biri.

► Teknolojinin üst seviyede olduğu ve yıllık 380 bin ton boya üreten bir fabrikada çalışıyorsunuz. Böyle yüksek rakamlarda üretimin yapıldığı bir fabrika da Bakım Müdürü olmanın ne gibi zorlukları var?

Bakım bölümü işletmelerde ağırlıklı olarak üretim bölümüne hitap eder. Bakım bölümünün amacı üretim fonksiyonlarının kesintisiz olarak yapılması temin etmektir. Üretimin artması, bakım bölümünün iş yükünü arttıran en önemli etkendir. Bu sebeple üretim tesislerinde bakım bölümü büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca iyi bir bakımın olduğu bir işletmede onarıma gerek kalmaz. Bakım bölümünün başarısını belirleyen ölçütte budur.

► Bakım alanında çalışmayı düşünen öğrenci arkadaşlarımız için tavsiyeleriniz nelerdir?

Her öğrenci için okuldan mezun olduktan sonra çalışabileceği bir takım alanlar mevcuttur. İlk olarak devlet kurumları veya özel sektör tercihi yapılmalıdır. Eğer tercih olarak devlet seçilirse zaten çalışma alanı bellidir. Ancak özel sektörde elektrik mühendisleri satış-pazarlama, teknik, üretim ve bakım alanlarında çalışma imkânı bulabilirler. Bu sebeple öğrencilerin okuldan mezun olmadan önce hangi alanda çalışmak istediğini belirlemesi gerekir. Eğer bakımı seçmek istiyorlarsa zorlu bir süreç onları bekliyor demektir. Bakım dışarıdan göründüğünden daha kapsamlı ve oldukça derindir. Eğlendirici, zevkli ama zorluklarla doludur ve özveri gerekir. Çünkü üretim devam ettiği sürece sizde işin içerisinde olmak durumundasınız.
 
► Öğrencilik yaşamınız nasıldı ve aldığınız eğitim size meslek hayatınızda neler kazandırdı? Üniversitede kurduğunuz arkadaşlıkların meslek hayatınıza ne gibi bir etkisi oldu?

1977-1981 yılları arasında şimdiki adıyla Yıldız Teknik Üniversite’sinde eğitimimi tamamladım. Okulda bulunduğum yıllarda Türkiye oldukça sıkıntılı bir dönemden geçiyordu. Eğitim ve öğretimin oldukça zorlaştığı ve hatta aksadığı yıllardı. Sağlıklı bir eğitim alamadığımızı söyleyebilirim ama yine de 1980’den sonra eğitime verilen önemin artması ve alanında uzman hocalarımızın gayreti sayesinde donanımlı ve meslek hayatına hazır bir öğrenci olarak yetiştim. Üniversiteden arkadaşlarımla hala görüşüyoruz ve irtibatımızı hiç koparmadık. Birlikte iş yapıyor, teknik konuları tartışıyor ve tecrübelerimizi birbirimize aktarıyoruz. Hem mesleki açıdan hem de sosyal olarak üniversitede kurulan arkadaşlıkların ayrı bir değeri var.

► Türkiye’de verilen mühendislik eğitiminin pratiğe yönelik olmayışı mesleğin ilk yıllarının zorlu geçmesine sebep olmakta. Sizce öğrenciler bu açığı kapatmak için neler yapmalı?

Şunu kabul etmek lazım okul sürecinde öğrencinin her şeyi öğrenmesi mümkün değil. Okul temel eğitim veriyor ve bundan sonraki süreç öğrenciye kalıyor. Okuldan sonraki hayatta mühendisliğin ne demek olduğunu görüyor ve öğreniyorsunuz. Bu açıdan bakacak olursak mühendislik bir süreçtir. Bir okul kısmı var, birde okuldan sonraki dönem var. Öğrencinin ilk olarak bilgiye nasıl ve nerde ulaşabileceğini öğrenmesi gerekiyor. Bu dönemde bilgiye ulaşmak teknolojik açıdan kolay olsa da, her geçen gün hızla büyümeye devam eden bir bilgi ağı istenilen bilgiye ulaşmayı zorlaştırıyor. Bu yüzden önce hangi bilginin gerekli olduğunu bilmek gerekiyor. Ayrıca daha öncede bahsettiğimiz gibi çalışmak istenilen alanın belirlenmesi ve bu alanda kendinizi geliştirmenizde çok önemli. Eğer piyasadaki açık alanları görebilirseniz bu sizin şansınızı kat ve kat arttıracaktır. Mesela mezun olduğum dönemde o zaman hiç bilinmeyen network alanına yönelen arkadaşlarım oldu ve şimdi Türkiye piyasasında önemli yerlerdeler. Aynı şekilde satış pazarlama yönelenlerde şu an kendi firmalarının başındalar. Bunun yanı sıra hiç hedef belirlemeyip okyanusun ortasına kendini bırakan arkadaşlarda oldu. Rüzgarın esişine göre bazı arkadaşlar karaya çıkıp başarılı oldu bazıları ise okyanus da kayboldular. Bu sebeple hedef belirlemek çok önemli diyebiliriz.

► 30 yıl önce Türkiye’de az sayıda üniversitede mühendis yetişebiliyordu ancak şimdi her üniversitede mühendislik fakültesi var. Eskiden firmalar az sayıdaki mühendisin peşinden koşarken şimdi durum tam tersi. Sizce mühendislik değersizleştirildi mi yoksa piyasanın çok sayıda mühendise mi ihtiyacı var?

Her üniversitenin mühendis yetiştirmesi mühendislik eğitimine yapılan bir haksızlıktır. Bu durumda ekonomide olduğu gibi arz talep kanunu çalışır. Eğer piyasanın gereksinimden daha fazla mühendis yetişirse bir fazlalık ortaya çıkacak ve mühendisler beklenen ücretin altında çalışmayı kabul edeceklerdir. Türkiye’de kesinlikle gereksinimden fazla mühendis var. Bazı mühendislik dallarında bu durum bariz şekilde görülebiliyor. Elektrik mühendisliğine baktığımızda ise içerisinde birçok alan barındırdığından bu durumdan az etkileniyor ancak yine de piyasanın ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Bizim mezun olduğumuz dönemde elektronik mühendislerine ihtiyaç vardı ve nerdeyse herkes iş bulabiliyordu. Günümüzde otomasyon kavramının ön plana çıktığını görüyoruz. Otomasyon sistemleri pnömatik, mekanik, hidrolik ve bilgisayar elemanlarını iç içe barındırıyor. Bu sebeple elektrik mühendislerinin birçok disipline temel seviyede hâkim olması gerekiyor.  Artık sanayi tek disiplinde kendini yetiştirmiş sadece önüne bakan bir mühendis istemiyor onun yerine daha geniş kapsamlı görüşü olan bilgi sahibi mühendislere ihtiyaç var. Bu sebeple mekatronik mühendisliği önümüzdeki yıllarda ön plana çıkacak gibi duruyor.

► Bu meslekte çalışanlar için sizce olması gereken kişisel özellikler nelerdir?

İdeal bir mühendisten bahsedersek iletişime açık olması çok önemli, dar kalıplara bağlı kalmamalı ve analitik düşünmelidir. Bir konuyu ele aldığınız zaman onu parçalarına ayırıp sonra birleştirme özelliğine sahip olmalı. Problemler dışardan bakıldığı zaman anlaşılmayabilir ancak parçalarına ayırdığınız zaman ortaya çıkarlar. İş dünyasına atıldığı zaman sadece mühendislik yapmayacağını aynı zamanda da yönetici görevini üstleneceği bilmelidir. İnsanları yönetmek ayrı bir meslek dalı olarak değerlendirilir ve yönetirken otorite çok önemlidir. Otorite iki şekilde sağlanır. Bunlardan birincisi güç kullanmaktır. Güç kullanılarak otoriteyi sağlamak görünür bir otoriteyi ifade eder ve çok ciddi boşlukların oluşmasına yol açar. İkinci otorite şekli ise bilgi otoritesidir. Bilgi otoritesi sayesinde karşınızdaki kişiye şartsız olarak üstünlüğünüzü kabul ettirebilirsiniz. Ancak bilgi otoritesini sağlamak için zaman gereklidir. Zaman içerisinde ise gelişime açık olmak gerekir. Her geçen günün değerlendirilmesi ‘ne yaptım’ ve ‘yarın nasıl daha iyi yaparım’ sorularını kendinize yönelterek yapmalısınız. Bunu yapabilenler mühendislik alanında veya başka bir alanda başarıyı elde ederler.  Öğrenciler için yöneticilik alanında birçok eğitim programı var ancak iş hayatına atılanlara edindiği tecrübeler bu konuda yol gösterir. Tecrübeler aslında yapılan hatalardan ibarettir. Ancak İş dünyasında hata yapma şansı bir kez verilir. Onun için yapılan hatalardan ders çıkarmak ile tecrübe elde edilir.

► Enerji verimliliği kavramına Türkiye’de verilen önem nedir ve sanayide ne kadar uygulanabilir?

Mühendislik aslında bir çeşit ekonomik faaliyetler bütünüdür. Ekonomiyi çok iyi bilmek ve takip etmek gerekir. Mühendisin görevi en az maliyetle en iyi kaliteyi yakalamaktır. Sanayide en fazla maliyet kalemi enerjidir. Bu sebeple mühendislerin üzerinde durması gereken en önemli konudur. Git gide enerji kaynaklarımız azalıyor ve kullanılan kaynaklar sınırlı olduğu için nasıl verimli kullanırız kavramı çok daha fazla önem taşır hale geliyor. Ülkemiz neredeyse enerji ihtiyacının %70’ ini ithal ederek sağlıyor.  Durum böyle olunca enerji verimliliği bizim açımızdan daha fazla sorumluluk oluşturuyor. Enerji dar boğazı devam ettiği sürece çok çeşitli projeler gündeme gelecektir. Betek Boya A.Ş. olarak enerji verimliliğine çok önem veriyoruz hatta standart aldık bu konuda. İlk etapta üretirken çok ciddi elektrik tükettiğimiz basınçlı havayı, en verimli şekilde kullanmak amacıyla bazı projeler geliştirdik. Kompresörlerimize çeşitli verim arttırıcı ekipmanlar yerleştirerek %30 oranı gibi çok ciddi seviyelerde verimlilik sağladık. Birim ürünü ne kadar etkin üretebilirim kapsamında da çeşitli faaliyetlerimiz var. Yeni faaliyete geçen Kayseri fabrikamız için gerekli rüzgâr etütlerini yaptırdık ve rüzgâr türbinleri kurmayı hedefliyoruz. Yakın gelecekte üniversitelerle de işbirliği yapmayı düşünüyoruz.

► İhmal veya kişisel hatalardan kaynaklanan birçok mesleki kazalar yaşanıyor. Sizce iş güvenliği ve tesis güvenliği nasıl sağlanmalıdır?

Bir elektrik mühendisi için en önemli konular bunlar. Elektriğin şakası olmaz. Bu yaşımda bile hayatta en korktuğum şey elektriktir. Çünkü bilmek sorunu çözmez, önlem almak gerekir.  Bugüne kadar standartlar kanla yazılmıştır ve insanları aynı hataları yapmamaları için uyarır. Ancak çoğu kez standartlar hiçe sayılır. Bir iş yapmadan önce çalışanlarınıza gerekli güvenliği aldın mı diye sormak ve denetlemek gerekir. Koruyucu ekipmanın en iyi şekilde kullanılması gereklidir. Türkiye de A sınıfı iş güvenliği uzmanı sayısı sadece 250 ve ülkemiz için bu sayı hiç denecek kadar az. İş güvenliğinin olmadığı çok yüksek sayıda işletme var ve dolayısıyla her geçen gün iş kazaları artmakta. Yeni çıkan iş güvenliği kanunlarına göre işin başındaki kişi kazaların direk sorumlusu kabul ediliyor. Bu sebeple işin başındaki mühendislerin gereken önlemi alması gerekiyor.
Tesis güvenliğinde ise elektrik ekipmanları önem taşıyor. Kompakt şalterin termik manyetik ayarından tutunda kablo kesitine kadar tüm ekipmanlar iyi hesaplanmalı. Son yıllarda kullanılan teknoloji nedeniyle şebekemiz çok kirlenmiş durumda bu yüzden kompanzasyon üniteleri hayati değer taşımakta. Örnek vermek gerekirse bizim kompanzasyon ünitemiz harmonik filtremiz olmadığından kondansatörlerin ısınması ile yanmıştı. Bu sebeple üretim faaliyetlerinin %40 ını durdurmak zorunda kalmıştık.

► Teknolojinin yaşamın her alanında çok hızlı değiştiği ve ‘Mühendisin ömrü 15 yıldır ve 15 yılını tamamlayan mühendisler aktif görevden çekilip danışmanlık yapmalıdır’ tezini savunanların hızla arttığı bir dönemdeyiz. Siz bu teze katılıyor musunuz ve değişen teknolojiye nasıl ayak uydurabiliyorsunuz?

Konuşmamızda gelişmeye açık olmaktan bahsetmiştik. Her meslekte tecrübelerinizi paylaşıp danışmanlık yapabilirsiniz.  Bazen gelişen sanayi karşısında tecrübeniz yetmeyebilir. Ancak gelişime açık bir insansanız ve bunu tecrübeleriniz ile birleştirirseniz geçerliliğinizi her zaman koruyabilirsiniz. Bunu yapmak için teknoloji dünyasındaki yenilikleri fuarlar, yayınlar, bilimsel araştırmalar gibi çeşitli kaynaklardan takip etmelisiniz. Eğer bu koşulları sağlayabilirseniz danışmanlık yapabilir veya aktif kalabilirsiniz. Bu sebeple kişinin bilgi birikimine ve fiziksel gücüne bağlı diyebiliriz.

► Son olarak okuldan mezun olan bir öğrencinin işe alınması için taşıması gereken kriterler sizce nelerdir ve siz işe alacağınız kişilerde hangi özellikleri arıyorsunuz?

Deneyim beklemek haksızlık olur, ancak okulda ve stajda aldığı eğitime bakarım. Stajlar çok önem taşıyor ve öğrenci için geçiştirilmemesi gereken bir dönem. Meslekleri adına okulda almadıkları pratik bilgiyi stajda edinmeleri gerekir. Ayrıca dil bilgisi de çok önemli. Kendisini geliştirmesi için bizler belli bir yere kadar kaynaklarımızı sunarız ancak o noktadan sonra uluslararası bilgi edinmesi gerekebilir. Birde tabi kişisel özellik olarak da dürüst olmalıdır. Her şeyi biliyorum demek aslında hiç bir şey bilmiyorum demektir. Bir konuda bilmediğini söylemek ayrı bir saygınlık kazandırır insana. Onun dışında iletişim açıklığı çok önemli, bilgiyi alması kadar vermeyi de biliyor olması gerekir, açık sözlü olmalı.  Ayrıca okul başarısının önemli faktörü vardır bunu kimse inkar edemez, ancak işe alma süreci mülakatta belirlenir. Kişi belirli normları sağlarsa okul veya mezuniyet arka planda kalır. Her yönetici ‘bu kişiyle çalışabilecek miyim?’ kaygısıyla toplantıya gelir. Kişisel özellikler kadar mesleki donanımlarda önemlidir. Eğer hem kişisel hem de mesleki olarak normları sağlamış ise işe alınır. Ancak işe alım sürecinden sonraki dönemde çok önem taşır. Bu dönemde kişi kendini ispat etmelidir.

RÖPORTAJ: Orçun ŞEN , Cumali ÖZEL , Çağdaş Ozan PAMUK
Orçun ŞEN Orçun ŞEN Yazar Hakkında Tüm yazıları Mesaj gönder Yazdır



ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar