elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Kurtsan Tarım Endüstri Makinaları San.Tic.Ltd.Şti |
Yönetim Kurulu Üyesi İhracat Müdürü Can Kurt

Süt sağma makineleri için kurulan bir atölyede duyulan heyecanın büyüklüğü Kurtsan’ın bugüne gelmesindeki en büyük sermaye olmuştur. Sadece süt sağım makineleri için üretilen atölye şuan yılda 15000 makine üreten bir fabrika halini almıştır. Profesyonel kadrosu ile Kurtsan, seyyar sağım sistemleri, süt sağım makineleri, sağım odaları, paslanmaz süt güğümleri, süt soğutma tankları, yem kırma makineleri, suluk ve yayık makinesi üretimi yapmaktadır. Kurtsan, kalitesine kefil olmak için 2004 yılından itibaren makinelerin bütün parçalarını kendi bünyesinde üretmeye başlamıştır. 2013 yılında, kendi sektöründe hala bütün parçalarını kendi üretebilen tek firmadır. Biz de Kurtsan'ın İhracat Müdürü Can Kurt ile yaptığımız röportajı siz okurlarımıza sunuyoruz.



A- A+
26.04.2014 tarihli yazı 5414 kez okunmuştur.

►Kurtsan olarak tarım ve hayvancılıkla ilgili üretim yapmaktasınız. Bu üretim fikri sizde nasıl oluştu, kaç yılında başladınız?

Fabrikamızın ilk kuruluşunu babam ve amcam 1985 yılında gerçekleştirdi. Bu kuruluş için tamamen sektörün ihtiyacına göre başlanmış bir proje diyebiliriz. O zaman ki yıllarda Türkiye’de hayvancılıkla ilgili açıklık vardı ve hala da devam ediyor. O dönemde makine ekipmanlarında da bir açıklık vardı. Kendi fikrimiz doğrultusunda değil o günün piyasasının koşulları doğrultusunda başlandı.

 

►Hayvancılık yıllar önce ülkemizin en dinamik sektörü olmasına rağmen son 30 yılda son derece düşmeye başladı. Tam bu dönemde siz hayvancılığa katkıda bulunan üretim yapıyorsunuz. Bunun sonuçlarını mühendislik açısından gözlemleyebiliyor musunuz?

Aslında Türkiye’de rakamlara bakıldığı zaman insanlar veya medyada takip edildiği üzere hayvancılığın azaldığı gibi bir izlenim oluşturuluyor. Ama aslında hayvancılık sektörü profesyonelleşiyor.  Eskiden hayvancılık sadece köyde belirli bir iş hacmini yakalayan insanların yaptığı bir sektör olarak görülüyordu. Bakıldığı zaman Türkiye’de özellikle son on yılda değişik sektörlerden tekstil, mermercilik, sanayi vb. bir sürü firmanın çok büyük yatırımlar yaptığını görüyoruz. Yani bu sebeple belki artık köy meydanına gidip sokakta yürüyen inekleri göremeyeceğiz. Ama Türkiye’nin toplam süt üretiminde bir artış olacak.
 

►Türkiye’de büyükbaşta hayvan başı süt üretimi 6 kg, Avrupa’da 26kg, Amerika’da 40 kg civarında. Biz hayvan başı süt üretimimizi teknolojimizi geliştirerek nasıl artırabiliriz?

Özellikle hayvanlarda verimlilik  makine ekipmanın tabi ki etkisi vardır ama çoğunlukla gen ve hayvanların beslenmesiyle ilgili. Belki Türkiye’deki resmi rakamlarda 6 kg görünse de Türkiye’de büyük yatırım yapmış makine ekipmanını tam kullanan işletmelerde bu rakamlar 6 kg’lık rakamlar değil. Çünkü siz rakamları fiyata vurduğunuz zaman günde 6 kg alınan bir sütle çiftlik işletmesi hayatta kalamaz. Bizim eski köylerimizde tabir edilen yerel ırk veya kara sığır dediğimiz hayvanlarda dediğiniz rakamlar düşüktü. Ama bugün yurt dışından getirilen hayvanlar veya yurt dışından getirilen genler sayesinde bu rakam güçlendi. İşletmede iyi yem üretimi yapıldığı zaman bu rakam Avrupa’dan yüksek olmasa da Avrupa’ya yakın miktarlara ulaşılabiliyor.

 

►Üretmiş olduğunuz makinelerde Avrupa standartlarında çok kaliteli ürünler görüyoruz. Bunu pazarlarken zorlanıyor musunuz? Çünkü ülkemizin alım gücü zayıf.

Türkiye’de biz ağırlıklı olarak ihracat yapan bir firmayız. Dünyada irili ufaklı  60 ülkeye ihracatımız var. Ama dediğimiz gibi kaliteyi bizim Avrupa’dan bir adım ileride yapmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin bir orijin sıkıntısı var.80-90 lı yıllarda tekstil olmak üzere çoğu sektörde dünyanın ihtiyacı, ucuz işçilik ucuz maliyet diye biraz kalitesiz ürünler satıldı. Nasılsa kaliteye bakılmaz bu ürünler talep görür diye satıldı. Avrupa piyasaları kalite endeksli piyasalardır. Ama bugün Afrika’da bile insanlar tamamen kaliteyi tercih ediyor. Tabi ki bu kalite demek pahalı demek de değil. Bir sanayi sektörü ayakta kalmak istiyorsa makul fiyatla kaliteli ürünler vermek zorunda. Bunu yaptığınız zaman siz müşteriyi aramasanız da onlar sizi bir şekil de buluyor.


 

►Tarım ve hayvancılık konusunda verilen hibeler, düşük faizli krediler ve devlet desteğini üreticilerimiz biliyor mu?

Özellikle teşvik gibi konularda köylüler  bizden bile önce öğrenebiliyorlar. Bu şu demek,  çiftçi devletin verdiği en ufak teşviğe bile ihtiyacı duyuyor. Bu aslında üzücü bir şey. Bütün teşvikler alınıyor, bazıları yanlış kullanılıyor. Bunu firma olarak bazen tasvip ediyoruz bazen etmiyoruz. Çünkü sadece insanlar düşük faiz diye bilmediği sektörlere giriyor. Bilmediği yatırımlar yapıyor ve gereksiz yere talepler piyasada dengesizlik yaratıyor. Bu özellikle son yıllarda yaşanan fiyatlardaki ani düşüşlerin tek sebebi. İnsanlara verilen teşvik dediğiniz gibi iki yıl öncesi sıfır faizli krediler vardı. İki yıl ödemesiz yedi yıllık. Bu bir sürü farklı sektörde insanların ilgisini çekti. Çünkü dünya standartlarında bugün bu şekilde kredi yok. Ne oldu? Türkiye’de işi bilmeyen sadece para vererek normal bir işletme atölye açacak gibi düşünüp insanları sektöre soktu. Bu da ne yapti? Çok ciddi bir hayvan talebi yarattı insanların yatırımları. Fiyatları ciddi bir şekilde artırdı. Ama tekrar bu insanların elenmesiyle birlikte durum biraz normale döndü. Maalesef son 8-10 aydır batan işletmeler sürdürülemeyen çiftlikler çıkıyor. Bunların da sahipleri sadece sonradan giren sadece bu teşviklerin cazibesine kapılan insanlar.

 

►Hammadde teminini nasıl yapıyorsunuz? İç piyasadan mı yoksa yurtdışından mı?

Türkiye zaten hammadde ve enerji olarak dışa bağlı bir ülke. Çoğu ürünlerin hammaddesini kendi bünyemizde üretiyoruz. Bazı malzemelerimiz yurt dışından ithal olarak geliyor. Ama bizim direk bir ithalatımız yok. Çünkü her insanın kendi bildiği işi yapması gerektiğine inanıyoruz. Bu sebepten dolayı hassas gördüğümüz ürünlerin hammaddesinin üretimini kendi bünyemizde yapıp diğer ürünleri sektörün büyük kuruluşlarından ithal ediyoruz.
 
 
►Hayvancılık sektöründe ziraat mühendisliğinin önemi nedir?

Şimdi biz her ne kadar tarım sektöründe faaliyet gösteren bir şirket de olsak bir sanayi kuruluşuyuz. Yani bizim bünyemizdeki. Belki pazarlama bölümündeki arkadaşlar ziraat mühendisi olsa da ağırlıklı mühendis kadromuz tamamen makine ve elektrik mühendisleri'nden oluşuyor. Yani bugün bakıldığı zaman tarım sektörü gibi bir sektörde sanayi kuruluşu olduğunuz zaman  insanlar bizim sadece ziraat mühendisleri ya da zooteknikerler ile çalıştığımızı zannediyor. Ama bu tamamen yanlış, biz sadece hayvancılık sektörüne üretim yapan bir sanayi kuruluşuyuz.

 

►Süt ve süt ürünleri paslanmaz çelikten elde edilen ürün verimliliği ve çok kaliteli malzeme elde etmek için mühendislik teknolojisinin ne gibi katkısı var?

Ana ürünlerimiz bizim güğümlerimiz ve soğutma tanklarımızdır. Güğümlerde sadece kaliteli sac kullanıldığı ve iyi bir makine üretim kalitesi yakalandığı zaman ciddi bir kaliteli ürüne ulaşabiliyorsunuz. Çünkü dünyada şöyle bir şey var. Paslanmaz çeliği hızlı üretebildiğiniz zaman gerekirse dünyanın en iyi rekabetçi ülkesi Çin’le bile rekabet edebiliyorsunuz. Çünkü bazı hammaddelerin özellikle paslanmaz çeliğin piyasası her yerde aynıdır. Belki Çin’de ucuz işçilik vardır ama siz bu ucuz işçilikteki farkı yaptığınız makine yatırımıyla karşılayabilirsiniz. Yani şöyle düşünün bir tek süt güğümü Türkiye’ye ithal gelmiyor. Çin’den otomobilden tutun tekstil, inşaat sektörü, her sektörden mal gelir ama bir tek sütçülük üzerine Çin’den Türkiye’ye bir cıvata dahi girmez. Yani bu da demek ki firmaların yaptığı yatırım ve kullanılan malzemenin dünya standartlarında bir endeks fiyatının olması ile ilgili.

 

►Bir çiftlikte hayvan gübresinden yararlanılarak enerji elde etmek mümkün olabilir mi?

Son yıllarda bir sürü insanın düşündüğü birinci sırada alternatif enerji. Tabi ki bizim sektörümüzde de bir enerji yaratılması mümkün. Bu da nedir hayvanların gübresinden katı gübreler, sıvı gübreler daha doğrusu şöyle söyleyelim büyük işletmelerin çiftliğindeki katı gübreyi uzaklaştırması çok zor. Hayvan günde 60 kglık bir gübre oluşturur. Bin hayvanlı işletmede bu gün lük 60 ton demek. 60 tonluk bir katı gübreyle sıvı gübreyi işletmeler ayıramaz. Önce separatörlerle katıyla sıvı ayrılır. Katısı gerekirse pazarlanır, sıvısı işletmenin kendi arazilerinde kullanılırdı. Bu ülkemizde son bir kaç yıl yaygın, Avrupada daha eski. Bir yatırımımız var. Şirketimizde katı gübrenin de enerjiye dönüştürülmesi düşünüldü. Bu Türkiyedeki işletmeler'de yapılıyor. Bu ne sağlıyor işletmeye? 500 baş üzerindeki bir işletmede biogar tesisi olduğu zaman kullanılan elektriğin bedavaya geldiği düşünülürse işletmede kullanılan bütün suların sıcak olduğu düşünülürse ve aynı zamanda bütün çiftlik işletmelerindeki masrafları karşılayacak bir gelir elde dilebiliyor ve bununla beraber yurt dışına en önemlisi bence çiftliğinin kazandığının da üzerinde ülkeye giren enerji ihtiyacının azalmasına olanak sağlıyor. En önemlisi bu.
 

►Peki kurtsan Ar-ge departmanı olarak ne yapıyor?

Ar-ge çalışması çok kararlı bir şeydir. Ar-ge çalışması derken bünyemizde yeni çıkaracağımız ürünlere çıkaracağımız bütçe her yıl belirli oranda değişiklik gösteriyor. Biz Ar-ge olarak ikiye ayrılıyoruz. Bir mevcut olan ürünlerimizi nasıl daha hızlı, kaliteli üretebilir veya nasıl daha ucuz üretebiliriz. Bir de mevcut olan ürünlerimizi nasıl farklılaştırabiliriz bu da ikinci bir grup. Bu sektörü çok geniş perspektifte bir sektör ve her geçen gün de artıyor. Şirketimiz 25 yıl önce kurulduğumuz zaman sadece 3-5  hayvanı olan aile şirketlerine makine üretirken bugün  1000-2000 hayvanlı işletmelere makine üretiyor. Büyük işletmelerin a’dan z’ye bütün her şeyini yapan makineler yapmaya çalışıyoruz. Bu da ciddi bir maliyet gerektiriyor.  Tabi ki bazı ürünleri Avrupa’da daha önceden keşfedilmiş ürünlerden esinlenerek yapıyoruz yani tamamen yüzde yüz her şeyi kendimizin yaptığı bir sektör değil.

 

►Firmanızda üretilen ürünler nelerdir?

Tek çatı altında bakıldığı zaman Avrupa’daki en büyük üretim tesislerinden biriyiz. Bir işletmede sütün sağımından sütün soğutulması hayvandan çıkan gübrenin çiftlik içinden uzaklaştırılması bu gübrenin katı ve sıvı kısmını ayrılması, hayvanların  çiftlik içindeki konforunu artırıcı taze su içmesini sağlayan suluklardan tutun da hayvanın kan dolaşımını artıran kan dolaşımın artmasıyla birlikte süt verimini arttırmaya yarayan kaşıma fırçaları hayvanların rahat yatmalarına olanak veren hayvan yatakları beslenmesinde rahatlık sağlayan boyun kilitleri . Bugün bir işletmede çatı kısmı yani inşaat kısmı dışındaki bütün ekipmanlarını sağlıyoruz.
 

 

►Süt sağma makinelerinin sağladığı avantajlar nelerdir?

Hayvanlar eskiden el yardımıyla sağılıyordu. Bölgeye baskı uygulanırdı ve bu bir süre sonra hayvana acı verirdi. Makineyle sağım yapılan işletmelerde ise süt vakum aracılığıyla alındığı için hayvanın memesine bir nevi masaj oluyor.25-30 yıl önce işletmelerimiz makineden çok korkardı. Genelde makinenin ineğin memesine zarar vereceği kanaati vardı makine motoru ses yaptığı için. İnsanlar tedirgin olurdu. Ama şuan Türkiye’de 81 ilimizin hepsindebu uygulama var. Ki ege ve trakyada çok uzundur makine ekipmanı kullanılır. Büyük işletmelerde ise başka türlü sağım yapamaz.  Ama şu da var. Büyük işletmelerde sadece sağım önemli değil aynı zamanda bilgisayar programları sayesinde hayvanlar hakkındaki verileri de almanız gerekir. Yani bugün bir işletmede hayvanın genel bir bakışla hasta olup olmadığını gösteren, antibiyotik alındığı zaman bu sütün diğer sütlerle karışmamasını sağlayan veri tabanları hayvanların üzerine takılan çiplerle bireysel olarak hayvanları inceleyebiliyoruz. Bir işletmenin yönetim ofisi bir laboratuar gibi hayvanlar hakkındaki tüm verileri alıp hayvanlar hakkındaki bilgiler çıkartılabiliyor.

 
►Toplamda kaç kişi istihdam etmektesiniz?

160 kişi istihdam etmektryiz. Biz sadece bayilik ve birlikler kanalıyla çalışıyoruz. Türkiye’de 220 bölgesel bayimiz var. Birlikler ve kooperatifler de katıldığı zaman 400 noktada insanlar bizim ürünlerimize ulaşabiliyor. Dünyadada sattığımız bütün projelerin hepsini distrübitör aracılığıyla yapıyoruz. Yani Kurtsan’in ayırdığı insan gücü ağırlıklı olarak üretim ve yönetimsel olarak bünyemizde bulunuyor. Pazarlama kısmını biraz da bayilerin aracılığıyla gerçekleştiriyoruz.
 

►Biraz kendinizden bahseder misiniz?  Yaptığınız iş takdire değer. Hakikaten Türkiye’nin ihtiyacı olan bir işle uğraşıyorsunuz. İnsanlar da bunun farkında mı?

Normalde yurtdışında okumam isteniyordu. Ben istemedim belki bu benim hırslı biri olduğumun göstergesi oılabilir.Ama işleri kovalamak için İstanbul’da kalmayı tercih ettim. Bahçeşehir üniversitesinde İngilizce işletme eğitimi aldım.Hayvancılık bizim tarihimizde çok önemli bir yer alıyor. Büyük şehirlerde yaşayan insanların bile içinde her zaman hayvana karşı bir sevgi vardır. Çünkü bugün bir bankacının bile amcası dedesi memlekette yaşayan bir tanıdığı hayvancılığın içinde. O sebepten dolayı insanlar bizim sektörümüz ne kadar farklı da olsa bir sempati duyuyor. Veya büyükşehirde yaşamanın dezavantajı insanlar atık organik tüketmeye sağlıklı yaşamaya itiyor. Bu sebepten ötürü sütçülük olunca hangi marka süt tüketelim hangi marka ürün tüketelim gibi sorular soruyorlar. Yani insanlar hem yakın hem uzaklar. Aile kökenlerinden dolayı yakın, mesafeden dolayı uzaklar. Biz çok ilgi duyulan bir sektörde bulunuyoruz. Bir işletme hırslı olamıyorsa, yenilikçi olamıyorsa uzun soluklu olamaz.  Bu sebepten dolayı siz işletmenizin uzun yıllar işte kendi ülkenize faydalı olmayıp dünyada tanınacak olmasını istiyorsanız bu kişilikten ziyade firmanın misyonu  ve vizyonuyla alakalı. Bugün her ne kadar değiliz de desek hırslı olmamız gerekiyor. Hayatta kalmak için.

ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar