elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Baykal Akümülatör Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Baykal |
WIN 2014 Fuarı Röportajı

Baykal Akümülatör Almanya'nın önde gelen endüstriyel akü üreticisi olan BAE Batterien GmbH ile mümessillik anlaşması yaparak mevcut sistemini pekiştirerek daha güçlü ve teknolojik bir yapıya sahip olmuştur. 45 yıldır akümülatör sektöründe hizmet veren Baykal Akümülatör, otomotiv ve ağır iş makinelerinde kullanılan starter akü imalatı ile başladığı iş hayatına son 15 yıldır elektrikli forklift ve istif makinelerinde kullanılan endüstriyel akü imalatı ile aşama kaydetmiştir. WIN 2014 fuarı kapsamında Baykal Akümülatör Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Baykal ile yaptığımız röportajı sizlere sunuyoruz.



A- A+
20.05.2014 tarihli yazı 4511 kez okunmuştur.

Baykal Akümülatörün kuruluş hikayesi nedir? 

Bizim kuruluş yılımız o kadar eski ki bu babadan gelme bir iş potansiyeli. 1960’lardan bugüne gelen bir süreç. Bizim hemen hemen yarım yüz yıllık bir mazimiz var.  Önce Barka ismiyle başlayan sonradan  da 1982’deki resmileşmiş olan Baykal Akümülatör Sanayi Ticaret A.Ş.ile devam eden bir firmayız. Bir de bu şirketin önce normal otomobil starter akümülatör üretirken daha sonra stasyoner ve traksiyoner akümülatöre doğru yönelmiş olması var. Tabi akü sektöründe starter akümülatörden sonra yapmış olduğumuz stasyoner akümülatörler ve traksiyoner akümülatörlerle endüstriyel akümülatör şeklinde pazarda yer almaya başladık ve en son 2008’lerde bu en yüksek tavan seviyesini oluşturmuş oldu. Endüstriyel akümülatör üzerine pazar payımızı %40’lara kadar çıkarabilme şansı yakaladık.
 

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Atilla Baykal. Baykal Akümülatör’ün yönetim kurulu başkanıyım. Baykal akümülatörün maddi kazancıyla da sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyorum. 1950’de Balkanlardan göç eden bir ailenin ferdi olarak,  Balkanlarda Osmanlının 1912 balkan savaşlarının sonucunda geldiği durum ve o insanların mağduriyetlerini göz önüne alarak Balkanların en çok isteği olan Tek Rumeli televizyonunu kurduk. Tek Rumeli televizyonu kanalıyla o bölgelerdeki seçimlere dahi müdahil olmaya orada kalan soydaşlarımıza bilgi aktarımının yerine getirilmesi için mücadele ediyoruz. Yapmış olduğum bu çalışmalarla beraber su altı sporlarından, can kurtarma federasyon başkanlığı yapmama kadar, yeni spor dallarını Türkiye’ye kazandırdım. Diğer taraftan da can kurtarmaya önem verip can kurtarma olayını bugün bu konuda tüm öğrencilerimize eğitim vererek onları eğitmiş oldum. 200 profesörün bulunduğu bir bilim derneğinin Balkanlarda yaşayan gençlerin dört ülkede Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan ve Makedonya’da dönüşümlü okuyabileceği bir üniversite zinciri kurmak hedeflerimden biriydi, gerçekleştirdim ve hala devam ediyorum. Onun dışında su altı sporu yaptığım yaparken çevresel çalışmalardan dolayı Paris’te dünya su altı çevre koruma komitesi kurucu başkanı oldum. Hala da devam ediyorum. Ama bizdeki ana hedef tek dernek olduğu için TV kanalıyla o toplumu, Balkan ülkelerindeki iş adamlarını bir araya getirerek Balkanlarda orada kalan insanlarımızın istihdam edilmesi için yatırımlar yapmaya, Balkanlarda tekrar yaptığımız bu yatırımlarla o bölgenin bayrakları yanında Türk bayrağının olması için mücadele veriyoruz. Burada Türk toplumunun hem Balkanlarda yapacağı yatırımlarla kazanmak kazandırmak, Türkiye’nin Balkan ülkelerine bakışını değiştirmek ve onlarla iş birliği yapması bir diğer amacımız. Bu tarz çalışmalarda bulundum. Baykal Akümülatör firmasından kazanmış olduğumuz mali imkanlarla da sosyal hizmet olarak milli eğitime katkımız olsun diyerek ilkokul yaptırdık. Onlarda okulun ismine bizim ismimizi vererek bizi onurlandırdılar. Böylece ülkeye hizmet etmek için ne varsa elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.
 


 

Kuruluşunuzdan bu yana ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Baykal Akümülatör yarım yüz yıllık mazisi içinde daimi olarak çalışmalarıyla satış grafiğini devamlı artıran bir firmadır. Müşteri en önemlisi güven ister ve güveni sağladığınız zaman bir firma olarak işin önemli bir kısmını başarmışsınız demektir. Geçmişte forkliftlerin akümülatörü tamamen yurtdışından gelirdi. Ancak biz onlara şunu vurguladık. Dedik ki Türkiye’den alırsanız üç yıl garantisi var. Bakımları bizden ve böylece de hem servis açısından sorumluluk olmamış olur hem de biz bu sorumluluğu almış oluruz. Bunlardan dolayı da tabii ki forklift satıcıları doğal olarak Türkiye’deki akümülatör firmalarına doğru yöneldiler. Dolayısıyla da bizim iş imkanımız arttı onlar da daha rahat etti.

Son zamanlarda çok sık yurt dışındaki akü imalatçılarıyla iletişim kuruyoruz. Tabi ki iletişim araçları fazlalaşınca bilgisayar sistemiyle ulaşabildikleri firmalara ulaşıp burada akü satıcı rolünü oynayan insanlar oluştu. Böylece rekabet ortamı doğan yeni firmalar oluştu. Ama bu firmaların geçmişten bugüne kadar gelen süreçte daha evvel de bu malları getirip bir süre sattıktan sonra kapattıkları görülmüştür. Şimdi ortamın yine böyle olma ihtimali yüksek. Çünkü alınan fiyatla pazara verilen fiyatlar o kadar düşük ki bakıyorsunuz bu fiyatları vermeniz mümkün değil. Bunun altında yatan sebepler neler? Bunun altında satış sonrası hizmet yatmıyor çünkü satış sonrası hizmeti hesaba katarsak bu fiyatları verilemez.  Peki ne yatıyor? Amper açısından yeterli amper verip vermemesi yatıyor ve ürün açısından daha kaliteli olmadığı yatıyor. Diyelim ki bunların hepsini tamamladılar. Bir ürünün ne kalitede olduğunu alıcı iyi bilmiyor. Fiyat politikasından dolayı da akü mü akü, ucuz mu ucuz. O da veriyor üç yıl garanti diğeri de veriyor üç yıl garanti. Ama siz akümülatörü alıp da hizmete girdikten sonra akümülatörün satış sonrası hizmeti alıp alamayacağını bilemiyorsunuz. Bunun için de tabi belli bir süre geçmesi lazım. Bu süre içinde alamayanlar bir daha o malı almıyor belki ama sonuç olarak o da mağdur olmuş oluyor. Niye dersek “ Ucuz etin yahnisi sert olur” diye bir tabir var. Bu yüzden de bizim büyük firmalarımız var başta Mutlu Akü olmak üzere. Aynı şekilde İnci Akü de öyle. Bu akümülatörlerin hiç olmazsa arkasında bir satış sonrası hizmet alabileceği fabrikası var. O yüzden de fiyat politikasına baktıkları zaman her pazarda her verilen fiyatlar yarın öbür gün sorun haline gelebilir. Bizim sektörde de bu sorun yaratıyor. Ama sonuç olarak nasıl bir Mercedes’te verilen fiyat aynı seviyede değilse diğer firmalarla, diyoruz ki Mercedes arzına Alman firmasının yapmış olduğu bir akü imalatı yapıyoruz. Bu zaman içinde bunu ispatladık ve yeterince de pazar payımız var ve Baykal BAE firması Baykal Akümülatörün Alman firmasından almış olduğu alt yapı malzemeleriyle üretmiş olduğu bir akümülatör firmasıdır. Bundan da memnuniyet duyulduğu için büyük firmalar da Baykal akümülatör de bilebile güvenerek alıyorlar, kullanıyorlar.


Peki 2013 sektörü sizin için nasıl geçti? Dönüm noktası diyebileceğiniz zamanlar oldu mu? Ve bundan sonra 2014 ten beklentileriniz nelerdir?

Tabi ki şöyle bir şey söyleyeyim biz forkliftçilere doğru orantılı olarak akümülatör satıyoruz. Veya sektörde ne kadar büyük yatırımlar yapılırsa alışveriş merkezleri olsun lojistik firmalar olsun o yatırımların karşısında bunlara ihtiyaç duyulacak ve her ihtiyaç duyulduğu zaman forkliftler alınacak, bizlere de iş düşmüş olacak. Dolayısıyla ülke yatırımları ne kadar artarsa doğru orantılı olarak bizim de akümülatör satışımız artıyor. Ama 2013’teki yatırımların durumu nedir diye düşünürsek 2013 yatırımlarının çok fazla beklentimizin dışında olduğunu söyleyebiliriz. Ama 2012’nin yapmış olduğu bilançoyla hemen hemen eşdeğer bir durumda. Şunu diyebiliriz ki bu sektörde çok fazla akümülatör satıcısı olduğunu göz önüne alırsak demek ki bu sene de yatırımların yeterli sayıda olduğunu görüyoruz. Bizim açımızdan da normal bir süre olarak geçti.
 

Sektörünüzdeki rekabeti nasıl buluyorsunuz? Fiyatları ucuzlatmaya dayalı bir rekabet mi yoksa sektörü büyütmeye yönelik bir rekabet mi?

Sektörde biraz evvel de söylediğim gibi rekabet ortamında fiyat indirimi her yerde devam ediyor. Biz zaten imalatçı firmayız, oysa bizim yapmamız gereken imalatçı firma olarak mümkün olduğu kadar daha az ithalat yapıp daha çok Türkiye üretimini sağlamak fiyatlarımızı diğer rekabet eden arkadaşlarımızla rekabet edecek kadar giderleri düşürmeye çalışmak. Pazar ortamında her ne kadar kaliteli ürün veriyorsunuz da her zaman bu rekabet ortamından dolayı daha ucuz fiyat teklifleri oluşuyor. Bunun için de elimizden geldiği kadar kaliteden ödün vermeden akümülatör fiyatlarını azaltmaya çalışıyoruz.
 

Sektörünüze yönelik yurt içi ve yurt dışı fuarlardan hangilerini daha faydalı buluyorsunuz. Performans değerlendirmesi yaptığınız zaman fuarlardan ne derece faydalanılabiliyor?

Bizim yurt dışındaki firmamızın zaten şu anda Hannover Fuarı'nda standı duruyor ve dolayısıyla Türkiye’deki distribütörümüz olarak orada Baykal Akümülatör adıyla çıkabiliyoruz. Bunun dışında Türkiye’de WIN Fuarı olmak üzere otomasyon fuarlarına veya sektörle ilgili fuarlara katılıyoruz. Sektörle ilgili beklentilerimiz tabi ki direk müşteri beklentisi değil. Esas hedefimiz geçmişten beri buradaki forklift satıcılarına yaptığımız ürünleri tanıtabilmek. Diğer taraftan son alıcı olan insanlarımızın o akümülatörü görebilmesi ve bilgi alabilmesi, ihtiyacı olduğu zaman bize ulaşabilmesinin sağlanması da önemli.  Tabi ki geçmişte bu sistem daha önemliydi. Şimdi teknoloji, iletişim araçları geliştiği için ve internetten her yere ulaşılabildiği için dolayısıyla alıcı fuarda birebir görüp, dokunuyor sizden bilgi alıyor ama teknolojik olarak da aynı bilgileri almış olabiliyor. O yüzden de fuar olayı geçmişte daha cazipti ama şimdi amaç ürünü göstermek ve zor alıcının portföyüne girmek gibi bir durum oluyor.
 

Bu sektörde ar-ge çalışmaları sizce yeterli mi, sektöre giren yeni mühendis adayları yeterli donanıma sahip mi?

Sektörde her firma kendine göre bir ar-ge çalışması yapıyor. Bu ar-ge tabi firmanın ekibi ve büyüklüğü ile doğru orantılı. Ancak ar-ge çalışmalarının yeterli olduğunu düşünmüyorum ve sonuç olarak da Türkiye’de sadece bir satıcı alıcı arasındaki ikili diyalog olarak düşünüyorum ar-ge çalışmasından ziyade. Satış elamanlarının yapmış olduğu çalışma sistemini görmüş oluyorum. Gerekir mi ar-ge çalışması. Yeni Ar-Ge çalışmaları her sektörde olduğu gibi bu sektörde de gerekli.
 

Bu sektöre girmek isteyen genç mühendis adaylarına tavsiyeleriniz neler olabilir?

Bir kere sektör firmalarına girip sektörü tanımaları gerektiğine inanıyorum. Özellikle üniversiteyi bitirmiş arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin eğer bir yere girememişlerse hiç olmazsa stajyer olarak bir şirkete girip o konuda o firmayı daha iyi tanımasını, firma içinde görev alabilecek bir hale gelmesini öneririm. Böylece firma tarafından da tanınmış olacaktır. Bu firmaları tanıdıktan sonra daha rahat iyi iş bulma imkanları olacağını düşünüyorum.


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar