elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Enerjide Dışa Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Elimizi Kirli Suda mı Yıkamalıyız? |
Engin Ayçiçek



A- A+
09.09.2008 tarihli yazı 2606 kez okunmuştur.

Ülkemizin yer altı ve yer üstü enerji kaynaklarının kapasitesi ve yeterliliği bilgi kirliliğinin en fazla yaşandığı konulardan biridir. Enerji kaynaklarımız konusunda farklı beklentileri olup bu amaçla görüş belirten kişiler sürekli olarak karşı tarafın fikirlerini yalanlamakta ve verdiği rakamları abartmaktadır. Güneş enerjisini savunan birinin rüzgar ile ilgili; doğru akım ürettiği için akü ve converter bulunması gerekliliğini hem manyetik hem de akü nedeni ile çevre problemi ortaya çıkardığını sürekli belirtmekte, aynı şeklide rüzgar enerjisini savunan belli amacı olan kişiler ise güneş enerji için ilk yatırımın pahalı olduğu vb. gibi olumsuz görüşleri sürekli gündemde tutmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki; ülkemizin her yıl %7 gibi çok hızlı artan enerji tüketimi olduğu için mevcut kaynaklarımızı birbirleri ile kıyaslamadan ve belli bir enerji kaynağına fazlası ile yönelmeden, enerji üretim çeşitliliğimizi arttırarak arz güvenliğimizi acil olarak düzenlemeliyiz. Bu bağlamda özellikle üstünde birçok spekülasyon yapılan, aynı meslek gruplarına dahil kişilerin bile ortak görüş belirtemediği nükleer enerji konusu karşımızda tam bir paradoks olarak durmaktadır. Benim de güncel enerji politikaları üzerine yazı yazdığım bu sitenin kuruluş amacına uygun olarak, nükleer enerji konusunda da görüşlerimi çıkar amacı gözetmeden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın ''Nükleer enerji tercihimiz değildir, aynı zamanda mecburiyetimizdir'' sözünü de baz alarak, artılarını ve eksilerini birkaç yazı ile aktarmaya çalışacağım. Öncelikle nükleer enerji ve nükleer teknolojinin ne anlama geldiğini, dünyada ve Türkiye de hangi aşamada olduğunu yazmak istiyorum.



'Nükleer Teknoloji' atom çekirdeği ile ilgili reaksiyonları ve üretimleri kapsayan nükleer bilimlerin uygulamasıdır. Bu uygulamalar duman detektöründen, nükleer reaktörlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar.



Nükleer teknoloji iki başlık halinde ele alınmalıdır.



a. Nükleer Enerji: Atomların parçalanmaları (fisyon) veya birleşmeleri (füzyon) esnasında ortaya çıkan enerjiye denir.



b. Nükleer Teknikler: Nükleer Teknolojinin Tıp, Endüstri, Tarım ve Çevre'deki nükleer uygulamalara denilmektedir.






Nükleer Santral (Reaktör) ise 'Nükleer reaksiyon' yardımı ile ortaya çıkan ve ısıdan elektrik üreten tesislere verilen isimdir.



Bir nükleer santralden elektrik üretmekle, gaz veya kömür santrallerinden elektrik üretmek termodinamik olarak aynıdır. Aradaki fark ısı kaynağıdır. Tüm termik santrallerde ısı kaynağı olarak kimyasal yanma enerjisi kullanılır. Nükleer santrallerde ise fisyon yani parçalanma enerjisi kullanılır. Füzyon yani atom birleşmesinden çıkan enerjiyi kullanacak ilk reaktör ise Fransa da 10 ülke katılımı ve 10 milyar $ bütçe ile 2005 yılında başlanmış olup 10 yılda tamamlanacaktır. Nükleer reaktörler fisyon sonucu zincirleme bölünme reaksiyonunun kontrollü olarak yapıldığı sistemlerdir. Bölünme reaksiyonunun önemini anlamak için 1kg. U235 izotopunun yanması sonucu açığa çıkan enerjinin yaklaşık 1,3 milyon kg. kömürünkine eşdeğer olduğunu belirtmek yeterli olacaktır. (www.nukte.org)



Türkiye'nin Nükleer Enerji Kronolojisi



Nükleer enerji kavramı Türkiye'nin gündemine ilk kez 1962'de girmiş ve Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezince 1MW gücünde TR–1 adında bir deney reaktörü işletmeye alınmıştır. Nükleer santrallerle ilgili ilk etütler 1967–70 yılları arasında yapılmıştır. TEK'e bağlı olarak kurulan Nükleer Enerji Dairesi 1972'de çalışmaya başlamıştır. II. Beş Yıllık Kalkınma Planında, 1977 yılında işletmeye alınmak üzere 300-400MW gücünde bir nükleer santral kurulması öngörülmüş, ancak yer seçiminde karşılaşılan güçlükler ve diğer gelişmeler nedeniyle proje gerçekleşmemiştir. Ardından 1983 yılında işletmeye alınmak üzere 600MW bir santral planlanmış ve kuruluş yeri olarak Akkuyu belirlenmiştir. Ancak firmalarla yapılan görüşmeler karara bağlanamamıştır. 1980'de ikinci santral yeri olarak Sinop'un İnceburun mevkii seçildi ve ön araştırma yapılmıştır, ancak çeşitli nedenlerle çalışmalar durdurulmuştur. 1983 yılında Akkuyu ve Sinop için teklifler alınmış, Kanada firmasına Akkuyu'da 634 MW, Almanya firmasına Akkuyu'da 990 MW, ABD firmasına Sinop'ta 1185 MW gücünde bir veya iki nükleer santral kurmak üzere niyet mektupları verilmiş, ancak firmalarla görüşmeler tamamlanamamıştır. Ardından, 1986'da meydana gelen Çernobil kazasının neden olduğu olumsuz ortamdan dolayı çalışmalar askıya alınmıştır. TEK Nükleer Santraller Dairesi kapatılmış ve 1989 yılında Arjantin'le başlatılan ortak projeden de hukuki, mali ve teknolojik nedenlerle 1991 başlarında vazgeçilmiştir. Ekim 1992'de TEK, dünyadaki belli başlı nükleer santral imalatçısı firmalara bir mektup yazarak, 2002 yılında devreye girecek şekilde 1000MW gücünde bir veya iki üniteli nükleer santralin kurulması için teknik ve mali konularda bilgi istemiştir. Akkuyu nükleer santral projesi, Ocak 1993'te Resmi Gazetede yayımlanarak tekrar yatırım programına alınmıştır. 17 Aralık 1996'da uluslararası ihaleye çıkılmış ve 15 Ekim 1997'de AECL, NPI ve Westinghouse konsorsiyumlarından teklifler alınmıştır. Kararın açıklanması çeşitli nedenlerle 8 kez ertelendikten sonra, 25 Temmuz 2000'de Bakanlar Kurulu Kararı ile ihale iptal edilmiş ve ikinci defa kurulmuş olan Nükleer Santraller Dairesi tekrar kapatılmıştır (Tuncay Belen, Türkiye'de nükleer enerji politiği). Görüldüğü üzere ülkemiz bu enerjiyi tamda ne amaç uğruna iptal edildiği belli olmayan nedenlerden dolayı defalarca ıskalamıştır. Son olarak Mersin-Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer enerji santrali için 24 Eylül 2008 de gerçekleştirilecek ihaleye yerli ve yabancı şartname alan 12 firma bulunmaktadır.


Dünyada Nükleer Enerji Oranları





Dünyada 2006 verilerine göre 31 ülkede 443 adet nükleer santral işletme halinde dünya enerji üretiminin %17'si nükleer santrallerde üretilmektedir. 15 den fazla ülkede nükleer enerjinin genel üretime oranı %25 ve üzeridir. 28 tane yeni santral inşa halinde, 52'si sipariş hainde ve 251 adedi ise proje safhasındadır. Fikir olması açısından Dünya, OECD, AB ve birkaç gelişmiş ülkenin nükleer enerji oranlarını yandaki tablodan incelemek gerekir.(http://www.world-nuclear.org/)



Nükleer Enerjinin Durumu


Dünya Ortalaması %17


OECD Ortalaması %23


AB Ortalaması %32


Fransa %80


A.B.D. %20


Belçika %56


İsveç %45


Japonya %30


Güney Kore %45


Rusya %16





Enerjide Verimlilik de Yerel Bir Kaynaktır -4-


Bu yazımda, enerjide verimlilik ve tasarruf konusunu nükleere fazla yer ayırdığım için biraz göz ardı edeceğim. Kısaca elektrikte kayıp ve kaçak konusuna değinmek istiyorum. Acaba elektrikte kaçak oranının azaltılmasıyla tasarruf sağlanabilir mi? Cevap ne yazık ki hayır olacaktır. Sonuç olarak kaçak elektrik kullanan bir kullanıcı vardır, sadece bu kullanıcı abone değildir ve sayacı yoktur. Bu açığı denetime alarak tam anlamıyla tasarruf yapamazsak ta, sayaçsız kullanıcının hoyratça kullanımı engellenmiş ve ülke ekonomisine bir katkı sağlanmış olur. Gelecek yazımızda görüşmek üzere'



engin.aycicek@elektrikport.com




ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar