elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

TEKNİK TERİMLER SÖZLÜĞÜ

Teknolojinin ilerlemesi ve bilgi kaynaklarının artması ile teknolojiyi takip etmek de önemini arttırıyor. Terimler Sözlüğü ile, teknoloji ve mühendislik dünyasında karşılaşabileceğiniz yabancı terimleri daha kolay anlayabileceksiniz.



A- A+
04.07.2011 tarihli yazı 21619 kez okunmuştur.

A - B - C   D - E - F   G - I - H   J - K - L   M - N - O  P - Q - R  S - T - U   V - W - X - Y - Z


A - B - C


A


A/D Converter: Analog/Sayısal (dijital) çevirici. Gerçek dünyanın analog sinyallerini dijital formata çevirerek bilgisayar tarafından işlenebilmesini sağlar.


AC input modülü: Gerçek dünyanın AC girdi sinyallerini PLC işlemcide kullanılacak şekilde mantıksal düzeye dönüştüren modül


AC Linearity: Analog/Sayısal (dijital) dönüştürme işleminin performansını dinamik biçimde ölçme yöntemlerinden biri. İdeal A/D dönüştürücüde, analog girdideki tam sinüs dalgası sayısal çıktıda yine tam sinüs formunda oluşur. Gerçek dünyada ise sayısal çıktının dalgası bozulmalar nedeniyle tam sinüs biçimli olmaz. Yöntem sinüs dalgasının ne kadar bozulduğunu ölçme amacıyla kullanılır.


AC output modul: İşlemcinin mantıksal düzeyini gerçek dünyadaki bir cihazı kontrol etmek üzere AC çıktı sinyaline dönüştüren modül


AIM: Automated Instrument Manager (Otomasyon Enstrümantasyon Yöneticisi) unvanının kısaltılması.


AM/FM: Automated Mapping/Facilities Maintenance ifadesinin kısaltması, Otomatik Haritalama/Tesis Bakımı.


ANSI: American National Standards Institute; Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü, A.B.D.'de kullanılan standartların geliştirilmesini koordine eden ve bunların kullanıma alınmalarına ilişkin kılavuz yayınlar hazırlayan kurum. Aynı zamanda Uluslar arası Standartlar Örgütünü (ISO) A.B.D. sınırları içinde temsil eder.


AP: Application Platform; Uygulama Platformu. Uygulama yazılımlarının geliştirilmesi, hatalarının ayrıştırılması ve çalıştırılması için kullanılabilecek ortamların genel adı.


API: Application Program Interface: Uygulama Program Arayüzü; Uygulama Yazılımı ile Uygulama Platformu arasındaki arayüz.


AS/RS: Automated Storage/Retrieval System; Mal yerleştirme ve geri alma işlemlerinin insansız olarak gerçekleştirildiği, bilgisayar tarafından yönetilen tam otomatik depo.


ASCII: American Standard Code for Information Interchange; Enformasyon değiş tokuşu için geliştirilmiş olan A.B.D. standart kodu. Her karakterin bilgisayarda ikili kod ile gösterildiği standart. Küçük, büyük harfler, sayılar, noktalama işaretleri ve özel iletişim kontrol karakterlerini gösterebilen 128 adet yedi bit koddan oluşmuştur.


ATM: Asynchronous transfer mode; Bir iletişim standardı olup veri alma ve gönderme işlemlerine farklı süreler ayırır.


Abnormal Failure: Bir komponentin yapay biçimde uğradığı arıza durumu.


Absolute Move: 1) Sıfır değeri verilen sabit bir referans noktasından özel, mutlak bir konuma geçiş. 2) Göreli hareketin karşıtı.


Absolute Position: 1) Sabit sıfır pozisyonuna göre tanımlanan pozisyon 2) Göreli pozisyonun karşıtı.


Absolute Pressure: Geyç basıncı ile atmosfer basıncının toplamı.


Absolute Pressure Transducer: tam vakum durumuna yakın (sıfır psia) kapatılmış iç referans odası olan ve saptadığı basınç artışlarını çıkış gerilimindeki artışlar olarak sunan transdüser.


Absolute Zero: Isıl enerjinin minimum olduğu sıcaklık. 0 Kelvin, -273,15 °C veya -459,67 °F


Acceleration: 1) İvme; hızın zamana göre ilk türevi, a ile gösterilir, 2) yerin çekim kuvvetinin kütleye bölünmesi ile bulunan büyüklük, g ile gösterilir.


Accelerometer: Mekanik hareketi elektrik sinyaline dönüştürme prensibi ile çalışarak ivme ölçen transdüser


Access Protocol: Kullanıcı ile şebeke arasında arayüz olarak çalışan ve kullanıcının şebekenin sunduğu hizmetleri kullanmasını sağlayan prosedür seti.


Accumulated value: sayıcıların ve zaman rölelerinin birikmiş son değerleri


Accuracy: Tam ölçekli bir çıktının yüzdesi olarak ifade edilen doğrusal olmama, tekrarlanabilme ve histerezis hatalarının bileşimi


Acquisition Time: A/D örneklemeye ilişkin bu terim giriş kısmında T/H yükseltici kullanan ve bununla analog giriş sinyalini yakalayıp tutan cihazlar için söz konusudur. Bu zaman T/H yükselticinin nihai değeri izleme modülüne koymasından sonra kendini yeniden düzenlemesi için gerek duyduğu süreye eşittir.


Actuator: Bir kapalı çevrimli kontrol sisteminde, kontrol sinyalini kontrol cihazı ile eyleme dönüştüren nihai kontrol elemanı


Adaptive control: değişen çevre koşullarına göre kendi parametrelerini uyarlama yeteneği olan kontrol sistemi


Address: Bir bilgisayarı, hafıza birimini veya depolama birimini tek biçimde tanımlayan değer


Adjustable Speed: Bir motorun hızının elle veya otomatik olarak değiştirilebilmesi. Arzulanan çalışma hızının yükten bağımsız olarak belirlenebilmesi


Algorithm: Bir problemin çözümü için yapılması gereken eylemler sırasını belirleyen kurallar seti.


Ambient temperature: ortam sıcaklığı


Ampere: Fransız elektrik ve fizik bilimcisi. Bir devredeki elektrik akım şiddetini gösteren birim.


Amplifier: Yükseltici. Giriş sinyalininkinden başka bir kaynaktan güç alarak giriş sinyalinin temel özelliklerinin büyük çaplı benzerini çıkış olarak üreten cihaz.


Analog Circuit: 1) sinyalin özel sınır değerler arasında sürekli olarak değişebildiği devre. 2) Sürekli fonksiyon sağlayan devre.


Analog Input Module: Analog doğru akım girdisini bir prosesör tarafından işlenebilecek sayısal değerlere dönüştürme devresi içeren I/O modülü.


Analog Output Module: Analog doğru akım sinyalini prosesörden oransal olarak sayısal değere transfer edebilen devre içeren I/O modülü.


Analog Signal: Pnömatik, mekanik veya elektriksel enerji sinyallerinin fiziksel miktar, özellik veya durumla gösterildiği herhangi bir formdaki veri iletimi.


Angstrom: Işığın dalga boyunun ölçü birimi (10A=1nm)


Application Software: Kullanıcı gereksinimleri doğrultusunda özel bir problemi çözen veya hizmet gerçekleştiren yazılım.


Architecture: Bir sistemin fonksiyonlarının oluşturulmasında dikkate alınan yapısal protokoller bütünü


Artificial Intelligence: öğrenme, uyum, muhakeme, kendi hatasını düzeltme ve gelişme gibi insan zekasına özgü fonksiyonların makineler tarafından yapılabilmesi


Assembler: Assembly dili (makine dili) ile yazılmış sembolik kaynak kodlarını bilgisayar talimatlarına sembolik işlem kodlarını ikili işlem kodları ile değiştirerek ve sembolik adresleri mutlak veya yeniden atanabilir adreslerle değiştirerek dönüştüren program


Association: Mantıksal veri modelindeki varlıklar veya veri elemanları arasındaki ilişkiler


Asynchronous Scanning: Birbirlerinden bağımsız ve eşzamanlı biçimde olmayan tarzda çalışan, bu nedenle iki tarama arasındaki göreli zamanın tamamen tesadüfü olduğu iki tarama biriminin (I/O ve kullanıcı programı) çalışmalarının düzenlenmesi.


Asynchronous Computer: Ana saati (master clock) tarafından zamanlanmayan işlemler yapan bilgisayar. Bu bilgisayarlarda bir işlemin başlama sinyali başka bir işlem tarafından verilir.


Attribute: Bir gösterici cihaz üzerinde verileri karakterize etme aracı


Authentication: kişinin veya sürecin kimliğinin doğrulanması


Autoload: Bir SLC kontrolördeki hafıza modülündeki içeriğin enerjilenmiş işlemci hafızasına taşınması


Automatic control: bir sürecin çıktılarının arzulanan değerlerde olması için o sürecin değişkenlerinin ölçülmesi ve gerekli hesaplamaların yapılması sonucunda uygun denetim sinyallerinin otomatik biçimde üretilmesi


Automation: 1) ekipman, süreç veya prosedürlerin otomatik araçlarla dönüştürülmesi. 2) manüel operasyonların servo operasyonlarla yer değiştirmiş olduğu açık veya kapalı çevrimli endüstriyel kontrol sistemleri.


Auxillary equipment: yardımcı donatım


Axial Load: Birincil eksenle eş merkezli veya ona paralel uygulanan yük


Axis: Bir makine veya sistemin kontrollü hareket gerektiren oynayabilir herhangi bir parçası


 


B


BASIC: Beginner's All Purpose Symbolic Instruction Code kelimelerinin ilk harflerinden oluşturulan ve bir dönem kişisel bilgisayarlarda yaygın biçimde kullanılan basit bir programlama dili.


BIOS: Temel I/O sistemi. Merkezi işlem birimine bilgisayarın diğer kısımlarıyla nasıl haberleşeceğini aktarmada kullanılan komutlar.


Backplane: Genellikle baskılı devre üzerine monte edilen, mantık, hafıza ve I/O modülleri ile gereken bağlantıları sağlamada kullanılan sarım çekirdeği. PLC şasisi arkasındaki bus, değişik modüllerin soketlerle bağlandığı baskılı devre kartı


Back-up: yedek


Bandwidth: Bir sistemin çalışma aralığı, çoğunlukla Hertz birimi ile ifade edilir.


Bar coding: Önceden belirlenmiş kurallar doğrultusunda verileri farklı genişlikteki çubuklar ve boşluklara kodlayan otomatik tanımlama sistemi


Base Speed: Bir motorun plakasında yazan anma gerilimi ve anma akımı sonucunda oluşan anma gücünde altındaki temel hızı.


Batch: toplu iş, yazılımların yalnız veriye eriştiği, kullanıcı etkileşiminin olmadığı çalışma biçimi


Batch Manufacturing: Parti imalatı, parçalar veya ürünlerin gruplar halinde üretildiği ve grubu oluşturan parça veya ürünlerin birbirleri ile aynı olduğu imalat tekniği.


Batch Processing: Gerek duyulan üretim miktarlarının tek bir ürünün özel makinelerde sürekli biçimde üretilememesi durumunda benimsenen metot.


Batch Production: Bir fabrikada aynı parçadan bir defada birden çok üretilmesini ifade etmekte kullanılır. Parti üretimi gerek duyulan ürün miktarları sürekli üretim için elverişli olmadığında uygulanan bir yaklaşımdır.


Baud: Veri iletimi hız birimi, bir saniyede gönderilen bit (veya sinyal olayı) sayısına eşittir.


Baud rate: Bir sayısal iletim şebekesindeki sinyal hızı ölçüsü.


Benchmark: Sabit referans noktası veya kıyaslama standardı. Çoğunlukla endüstriyel firmalarda yapılan herhangi bir uygulama türünde görülen en yüksek performans durumunu ifade etmek için kullanılır.


Benchmarking: Bir şirket veya örgütün performansını kendi sınıfı içindeki en iyi uygulama ile kıyaslayarak yürüttüğü bir iyileştirme çalışması türü.


En iyi duruma ulaşmış olan şirketin bunu nasıl becerdiği araştırılır ve elde edilen enformasyon çalışmayı yapan şirketin kendisini iyileştirmede kullanılır. Benchmarking çalışmalarında konu olarak strateji, ürün, süreç ve prosedürler bulunur.


Bias: elektriksel işlem referans seviyesi belirlemek amacıyla bir röleye, transistöre veya başka bir elektriksel komponente uygulanan elektriksel veya manyetik gücü belirten terim


Bill of material: Bir ürünü oluşturan tüm alt montaj, parça ve hammaddelerin listesi.


Binary: İçinde yalnızca sıfır ve bir kullanılabilen, iki tabanına dayalı sayı sistemi. Yalnızca iki değer veya durum olabileceği kuralına dayanılarak oluşturulmuştur.


Binary code: Verilerin sıfırlar ve birler kullanılarak gösterildiği sistem. Tüm sayısal bilgisayarlardaki hesaplamaların temelini oluşturur.


Bit: İki tabanlı sayı sistemindeki herhangi bir sayı; 0 veya 1


Biometrics: Biyolojik gözlemlere uygulanan istatistik bilimi


Block Diagram:  1) bir sistemdeki temel bileşenlerin bloklar halinde gösterildiği şema türü. Temel ünitelerin aralarındaki ilişkiler uygun bağlantı çizgileri ile gösterilir. Bilgisayar programlamada veya imalat süreçlerinin akışında gerçekleşen veri işleme ve iş akışlarının gösterilmesinde kullanılan grafik yöntem.


Board: 1) baskılı devre kartı, 2) baskılı devre kartı montajı – baskılı devre kartı montaj işleminin asıl nesnesi olması anlamında.


Bounce: 1) istenmeyen sonuç, daha çok elektriksel kontakların kırılması ile ilgili kullanılır, 2) geri dönme


Boundaries: Bir sürecin nerede başlayıp nerede bittiğini gösteren doğal sınırları


Broadband: Yerel Alan ağının kullandığı frekans bölümü. Tek bir fiziki kanalı çok sayıda daha küçük ve bağımsız frekans kanallarına bölüp verilerin farklı kısımlarını iletmede kullanılması.


Brush: Karbon elemanlarından oluşan bir iletken. Bir makinenin dönen ve duran parçaları arasında elektriksel iletimi sağlamada kullanılır. Genellikle yay baskısı altında kullanılarak hareketli parçaya sürekli temas etmesi (fırçalaması) sağlanır. En çok kullanıldığı yer doğru akım makineleridir.


Buffer: 1) yazılım terminolojisinde bir veya bir grup kaydedicinin verileri ileten ve alan cihazlar arasındaki iletişim hızı farklılıklarını telafi etmek amacıyla geçici olarak depoladığı yer. 2) donanımlarda bir devrenin diğerine reaksiyon göstermesini engellemek amacıyla oluşturulan yalıtım devresi.


Build: Kullanıcı klavye komutlarını (kaynak kodlar) altı kesirli (hexadecimal) formata dönüştürerek yazılımın icrası için amaç kodu yaratılması. Süreci kontrol eden işlemcileri etkilemeden değiştirebilme yeteneği


Bus: Bilgisayarın çeşitli bileşenlerinden gelen sinyallerin paylaştıkları yüksek hızlı iletim yolu


Bus Master: ara hat plakası, adres ve kontrol hatlarını teyit ederek ara hattın kontrolünü gerçekleştiren dinamik ünite


Bus Network: Üç veya daha fazla terminale bağlanmak için tek iletim linki kullanan şebeke topolojisi.


Bus slave: ara hat bağımlı elemanı, hat üzerinde adres vermeyen ve hatları kontrol etmeyen pasif eleman


Bus Topology: Tüm istasyonların birbirlerine paralel biçimde bir ortama bağlandıkları link topolojisidir. Bu ortama bağlı istasyonlar aralarından herhangi birinin gönderdiği sinyali eşzamanlı olarak alabilirler.


Buzzword: Vızıltı kelimeler. CRM, ERP, TQM, CAD, CA gibi çoğunlukla üç harfli kısaltmalar için kullanılan alaycı ifade


Byte: 1) sabit bit sayısı, çoğunlukla tek bir karaktere karşı gelir ve bir birim tarafından işlenir. 2)alfanümerik veya özel bir karakteri gösterebilen sekiz bit


 


C


C, C+, C++: Uygulama yazılımlarının geliştirilmesinde kullanılan yüksek düzeyli bir dil


CAD: Computer Aided Design; Bilgisayar Destekli Tasarım; Tasarım ve çizim amaçlı bilgisayar programlarının genel adı.


CAE: Computer Aided Engineering; Bilgisayar Destekli Mühendislik; CAD ortamında bulunan ürün tasarımları üzerinde çeşitli mühendislik analizleri yapma olanağı veren yazılım grubu ismi.


CAM: Computer Aided Manufacturing; Bilgisayar Destekli İmalat; CAD ortamında bulunan çizimlerin takım tezgahlarında işlenmesi için komut üreten yazılım grubu ismi.


CAPP: Computer Aided Process Planning; Bilgisayar Destekli Süreç Planlama; Ürün veya parça teknik resimlerinin nasıl imal edileceğinin belirlenmesinde, bir başka deyişle rotaların saptanmasında yararlanılan yazılım grubu adı.


CASE: Computer Aided Software Engineering; Bilgisayar Destekli Yazılım Mühendisliği; kodlamayı kolaylaştıran araçlar kullanarak yazılım üretmek.


CD-ROM: Compact Disc; metin, video, grafik türü verileri saklamada kullanılan bir ortam türü, veriler yalnızca okunabilir, üzerine yeniden kayıt yapma olanağı bulunmaz.


CIM: Computer Integrated Manufacturing; Bilgisayar bütünleşik imalat; imalat ekipmanlarının enformasyon teknolojileri kullanılarak birleştirilmesi. Bilgisayarların imalatın her alanında kullanılması sonucunda verimlilik ve denetim artışları getireceği düşünülen düzen.


CNC: Computer Numerical Control; Bilgisayarlı Sayısal Kontrol; ekipman mekanizmaların hareketlerinin doğru ve hassas biçimde gerçekleştirilmesinde bilgisayarların kullanılması, programlama ile hareket kontrolü.


COM: Component Object Model; Microsoft tarafından geliştirilen bileşen tabanlı yazılım mimarisi.


CPU: Centrol Processing Unit; Merkezi İşlem Birimi. Bilgisayarın aritmetik ve mantık fonksiyonlarını gerçekleştirdiği birim.


Cache: CPU ile ana bellek arasında bulunan tampon bellek


Calibration: bir enstrümanın ölçüm yapma yeteneğindeki düşüşlerin giderilmesi.


Call Center: Çağrı merkezi; müşterilerin bilgi gereksinimlerin telefonla karşılandığı veya müşteri şikayetlerinin alındığı birim, bir tür tele-pazarlama faaliyeti.


Capacity Requirements Planning: Kapasite gereksinimleri planlaması; açık imalat emirleri ile MRP içindeki planlanmış üretimlerin toplamlarının imalat birimlerinin fiili kapasitesi ile karşılaştırılması işlemi. Kısa dönem içinde planlanmış siparişlerin imal edilip edilemeyeceğinin araştırılması.


Carousel: Bir tür otomatik depo, daha çok sürümü çok olan küçük parçaların saklandığı, çekmecelerin döndürülerek işgörenlerin önüne getirildiği depo


Cascade: Basamaklamak, kademeli hale getirmek.


Cascade control: Katlı denetim; denetim birimlerinin veya döngülerinin ardı ardına dizildiği, böylece her birimin bir önceki tarafından denetlenip bir sonrakini denetlediği kontrol düzeni.


Cause/Effect relation: Neden/sonuç ilişkisi. Sonuçlara yol açan etmenlerin belirlenmesi.


Cell: İmalat ortamının yerleşim türlerinden biri, imalat ve taşıma ekipmanlarının benzer özelliklerdeki ürün veya parçaları işleyecek şekilde U, S veya üçgen biçimde bir araya getirilmesiyle oluşturulan ve içinde geçici depolama alanları bulunan düzen.


Changeover time: Bir imalat ekipmanının bir ürün tipinden diğer bir ürün tipini üretebilir hale getirilmesine kadar geçen zaman.


Checklist: Kontrol listesi; yapılması gereken işlemleri atlamamak amacıyla işlemlerin kenarlarında onay kutusu bulunan işlem listesi.


Checksum: Bir veri paragrafının son satırından sonra yazılan, verilerin ikili sayı sistemine göre toplamını gösteren değer


Circuit: Devre, iki nokta arasında iki yönlü iletişim sağlayan yol.


Circuit Analyser: Devre çözümleyici; bir devredeki iki veya daha çok miktarı ölçmek için kullanılan birim.


Circuit Breaker: Devre kesici; anormal çalışma koşullarında elektrik devrelerini açan birim.


Circuit Switching: Devre bağlantısı; iki veya daha fazla nokta arasında özel iletişim yolları oluşturma.


Circular Interpolation: Bağımsız iki hareket ekseninin dairesel hareket yapacak şekilde koordine edilmesi.


Client: İstemci, bir başka bilgisayarın programını talep eden programa verilen isim.


Client/Server Architecture: Uygulama yazılımlarının çok sayıda bilgisayar tarafından paylaşıldığı iletişim ağı modeli.


Client/Server Network: Merkezi bilgisayardaki (sunucu) uygulama yazılımı ve verilere başka bilgisayarların bağlanmaları ile oluşturulan ağ yapısı.


Clipping: Kısaltma, kesme; bir çıktı sinyalinin yükseltici veya başka bir cihaz tarafından sınırlanması


Closed loop control: çıktıların bir kısmının düzenleme yapma amacıyla girdilere geri beslendiği sistem. Arzulanan performans düzeyine ulaşmak için bazı çıktı değişkenlerin ölçülerek standart değerlerle kıyaslandığı ve üzerinde düzeltmeler yapıldığı sistem.


Closeness of Control: Bir değişkenin set değerinden yaptığı toplam sapma miktarı.


Coaxial cable: Eş eksenli bir iç bir de dış iletkenden oluşan kablo. Yüksek miktardaki verilerin iletiminde kullanılan ve elektriksel girişime (interference) bağışıklığı olan kablo.


COBOL: COmmon Business Oriented Language. İş uygulamalarında kullanılmak üzere geliştirilmiş İngilizce diline benzer programlama dili.


Collision: Çakışma, aynı kanaldan iletişim taleplerinin eşzamanlı biçimde oluşması.


Collision detection: Birden fazla birimin aynı kanaldan eşzamanlı biçimde veri iletmeye çalışmalarını önlemek amacıyla yapılan işlem.


Colour code: ANSI tarafından farklı metallerden oluşan iki telli özel düzenler (thermocouple) için belirlenmiş olan renk kodu.


Common Cause: Genel nedenler; her imalat sürecinde bulunan, tüm girdilerin bileşimi sonucunda oluşan öngörülebilir tesadüfi sapma.


Common Mode: Çıktı şekli veya kontrol eylemi tipi, örneğin açık-kapalı, oransal vs..


Common Mode Rejection Ratio: bir enstrümanın beslendiği devreden kaynaklanan elektriksel girişimi reddetme yeteneği.


Communication link: Veri iletim mekanizması, iki birim arasında kurulan fiziksel iletişim bağlantısı.


Commutation: Bir elektrik motorunun çıktılarını kontrol etmek amacıyla, rotorunun ve statorunun manyetik alanları arasındaki göreli faz açısını arzulanan limitler arasında tutmak için sargılarının ardışık biçimde tahrik edilmesi. Fırçalı doğru akım motorlarında bu işlev mekanik anahtarlama ve karbon fırçalar tarafından, fırçasız motorlarda rotor pozisyon geri besleme devresi üzerinden elektronik biçimde gerçekleştirilir.


Compatibility: Uyumluluk, iki cihazın birlikte çalışabilmeleri.


Compensating alloys: İki farklı metalden oluşan sıcaklık ölçme cihazlarını enstrümana bağlamada kullanılan alaşım.


Compensation: Giderme; bilinen bir hatanın etkilerini ortadan kaldırmak için fazladan kullanılan cihaz veya malzeme.


Compiler: Derleyici: üst düzey bir dille yazılmış programı bilgisayarın anlayacağı makine kodlarına dönüştüren program.


Complex system: Girdi ile çıktı arasındaki ilişkilerin dorusal olmadığı, girdilerdeki çok küçük değişikliklerin büyük sonuçlara veya girdilerdeki büyük çaplı oynamaların hiçbir çıktı değişikliğine yol açmayabileceği sistemler.


Concatenate: Zincirleme bağlantılar yapmak


Concurrent Engineering: Eş zamanlı mühendislik; yeni ürün geliştirme çalışmalarında aşamaların seri halden olabildiğince paralel hale getirilmesi için geliştirilmiş bilimsel disiplin.


Concensus: Uzlaşma; bir konu üzerinde, bir grup insanın ortak fikri.


Continuous Process Control: Algılayıcılar aracılığıyla bir imalat sürecinin sürekli biçimde izlenmesi ve gereken değişikliklerin geri besleme kontrol döngüleri ile otomatik biçimde gerçekleştirilmesi.


Continual Improvement: Sürekli iyileştirme; Japonca'da Kaizen olarak bilinen ve her sistemin ve sürecin sınırsız biçimde iyileştirilebileceğini savunan felsefe. Bir şey bozuk değilse ona dokunma inanışının karşıt görüşü.


Continuous Flow Production: Hammaddelerin fabrika içinde sürekli ilerlediği üretim biçimi. Proses endüstrisinin doğal üretim tarzı olan bu yöntem 'Yalın Üretim' çalışmaları ile kesikli üretime de uygulanmaya çalışılmakta, böylelikle verimlilik artışları beklenmektedir.


Control: 1) Planlananla fiili durumun karşılaştırılması, 2) Fiili durumun planlanandan sapma göstermesi durumunda sapmaları gidermeye yönelik eylemler yapılması, 3) Davranışların öngörülen sınırlar içinde kalmasının sağlanması.


Control Mode: Bir denetleyicinin çıktısının türü, kontrol eylemi tipi


Control Circuit: Kontrol eylemini belirleyen sinyali üreten elektrik devresi. Ekipmanı besleyen güç devresinden ayrı bir yapıdır.


Controller: Kontrolör, denetleyici; bir değişkenin değerini öngörülen sınırlar içinde otomatik olarak tutan cihaz.


Control panel: Kontrol değişkenlerinin değerlerini izlemede ve kontrol eylemlerini başlatmada kullanılan arayüz.


Control System: Denetleme dizgesi; arzulan sonucu elde etmek için farklı değişkenlerin değerlerini öngörülen sınırlar içinde tutan sistem


Coprocessor: Merkezi işlem birimine eklenerek özel fonksiyonların bu birimin tek başına yaptığından daha iyi yapmasını sağlayan ek işlemci. Sıklıkla matematik fonksiyonları yerine getirilmesinde kullanılırlar.


Corrective Maintenance: Düzeltici bakım, onarım.


Cost: Maliyet; bir işin yerine getirilmesinde kullanılan tüm kaynakların bedeli.


Coulomb: Elektrik yükünün ölçü birimi.


Counter: Sayaç,


Counts: Analog/Sayısal çevirici tarafından sayılan zaman aralıkları.


CPU: Central Processing Unit.; Merkezi İşlem Birimi. Bilgisayarın program komutlarını bellekten aldıktan sonra kodlarını çözen ve karşılığı olan işlemleri yerine getiren birim. Bilgisayarın tüm işlemlerini kontrol eder ve pek çoğunu yerine getirir.


Crossdocking: Bir depoya gelen malların içeriye alınmadan başka bir adrese gönderilmesi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması amacıyla yapılan bir faaliyettir.


Cycle Time: Çevrim süresi. Bir işi, işlevi yerine getirmek için gereken süre.


Cybernetics: Makine ve canlılarda geçerli olan kontrol ve iletişim teorisi. Otomasyon kelimesinin yeğlenmesi ve içerdiği anlamların bu kelimeye yüklenmesi nedeniyle giderek kaybolmakta olan bilim dalı. 


A - B - C   D - E - F   G - I - H   J - K - L   M - N - O   P - Q - R   S - T - U   V - W - X - Y - Z


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar