elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Siemens Türkiye Rüzgar ve Yenilenebilir Enerji Bölüm Direktörü Sn Hakan Yıldırım - Röportaj

Siemens Türkiye, Rüzgar ve Yenilenebilir Enerji Bölüm Direktörü Sn Hakan Yıldırım ile yapılan röportajın detaylarına içeriğimizden ulaşabilirsiniz.



A- A+
01.06.2016 tarihli yazı 1345 kez okunmuştur.

Yenilenebilir enerji kullanımının ülke ekonomisine ve çevreye etkilerinden bahsedebilir misiniz?


Türkiye, birincil enerji kaynaklarının yüzde 75’ini dışarıdan ithal eden bir ülke, bu ithal edilen enerji kaynakları da Türkiye’nin cari açığının büyük bir kısmını oluşturuyor. Bir şekilde ithalata bağımlılığı azaltmanın ve cari açığı düşürmenin yollarından biri yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum seviyede kullanmaktan geçiyor. Sunduğu birçok faydayla şu an dünyada en yoğun kullanıma sahip yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi rüzgâr enerjisi. Temiz ve yenilenebilir bir kaynak olan rüzgârın karbon emisyonu, çevre kirliliği gibi dezavantajlarının olmaması, sadece enerji sektörüne değil aynı zamanda ekolojik dengenin korunmasına da olumlu katkı sağlıyor.




Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslandığında Türkiye'nin yenilenebilir enerji sektöründe geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?


AB ülkelerine bakıldığında 2015 yılında değişik enerji kaynaklarından toplam 29 GW’lık santral kurulumu gerçekleştirildiğini görüyoruz. Bunun 22,3 GW’ı yani %77’si yenilenebilir enerjiden elde ediliyor. Rüzgar enerjisi bunun 13 GW’ını karşılıyor. AB ülkelerinde 2015 senesinde kurulan toplam santrallerin %44’ünü rüzgar enerjisi santralleri oluşturuyor. Tüm dünyada ise 2014 senesinde 370 GW olan kurulu rüzgar enerjisi gücü 2015 senesinde 63 GW artış göstererek 432 GW’a yükseldi. Türkiye'nin rüzgar enerjisinde toplam kurulu gücü 2012'de 2,3 GW iken 2015 itibarıyla yaklaşık 5 GW’a ulaştı. Şu anda halihazırda bu 5 GW üzerine kurulmakta olan 1800 MW’lık yeni rüzgar enerjisi santralı bulunuyor. Bugün Türkiye’de kurulu, çalışmakta olan 113 rüzgar enerjisi santralında, senede 12 milyar KW saat elektrik üretiliyor. Bu da Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin %5’ini oluşturuyor. AB ülkelerinde %44 olan bu oranın Türkiye’de %15’lere yükseltilmesinin hedeflenmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’de şimdiye kadar rüzgar enerjisi sektöründe ilk yarıyı oynadığımızı düşünüyoruz. 2006-2016 arasındaki bu ilk yarıda, 10 senede 5 GW kurulu güce ulaşıldı. 2016 itibariyle başlanan ikinci yarıda ise, 10 senede 10 GW daha kurulu gücün inşa edilmesini hedeflememiz gerekiyor.

 


Sektörün gelişimi için kamu ve özel sektör, kısa ve uzun vadede hangi adımları atmalıdır?


İlk olarak Nisan 2015’te yapılması planlanan ancak henüz yapılmamış olan 3000 MW’lık yeni lisans ihalelerinin ivedilikle yapılması gerektiğine inanıyoruz. İkinci olarak izin ve imar süreçlerinin hızlandırılması ve kolaylaştırılmasının da bu sektörün büyümesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Üçüncü olarak yatırımcılara verilen yerli imalat teşvikinin daha uzun yıllar yatırımcıyı ve tedarikçiyi destekleyecek şekilde sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Bunun yanı sıra kanuna göre 2020 yılına kadar verilecek olan rüzgar enerjisine yönelik garantili fiyatın, 2020’den sonrasına da uzatılmasının gerektiğini düşünüyoruz.

Siemens'in yenilenebilir enerji sektörüne yönelik faaliyetleri, yatırımları ve hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz?


Türkiye rüzgâr enerjisi sektörüne fabrikadan türbin tesliminden, anahtar teslim çözümlere ve servis hizmetine kadar geniş bir spektrumda hizmet sunuyoruz. Türkiye’deki ilk rüzgâr türbinini 2009 yılında kuran Siemens Türkiye’nin bugün, ülkedeki rüzgâr enerjisi alanında yaklaşık 300 MW’lık kurulu gücü bulunuyor. Türkiye’de halen inşa halinde olan santrallerde ise yüzde 19’luk bir paya sahibiz. 2016 sonuna kadar tamamlanacak projelerle beraber Siemens desteğiyle kurulmuş olan rüzgâr santralleri yaklaşık 580 MW’lık güç üretecek. Bu sayede Siemens, 819 bin 843 haneye enerji sağlamanın yanı sıra 2 milyon 148 bin 300 ton CO2 salımını da engellemiş olacak.
 
Siemens olarak 2016’da Türkiye’de 160. yılımızı kutluyoruz. Rüzgar enerjisi yatırımcıları açısından en önemli farkımız ve avantajımız, müşterimizin yerel bir ortağı gibi çalışarak, uzun yıllara dayanan bu bilgi birikimini en yeni teknolojilerimizle sunmamız ve kaliteli servis ağı ile müşterilerimizin sürdürülebilir enerji üretimini sağlayabilmemizdir. 2020 vizyonumuzun odak noktalarından birini rüzgâr enerjisi oluşturuyor. Yaklaşık 6 senede inşa ettiğimiz 300 MW’lık kurulu gücü, şu anda inşa halindeki 300-350 MW kurulu güçle birlikte bir senede yaklaşık iki katına çıkarmış olacağız. Hedefimiz ise 2020’ye kadar yıllık satışlarda %30 pazar payını yakalamak olacak.

 
Kaynak:


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar