elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Elektrikli Araçların Enerji Sektörüne Etkileri

Önümüzdeki yıllarda en önemli gündem maddelerinden birisi olacak elektrikli araçlar konusuna bir de enerji perspektifinden bakmakta fayda var.



A- A+
27.03.2011 tarihli yazı 18409 kez okunmuştur.

Şu an Türkiye'de elektriğin hem perakende satışını hem de dağıtımını gerçekleştiren ve özelleştirme süreci yeni biten elektrik dağıtım şirketleri, muhtemel süreçte elektrikli araçların 'şarj istasyonu' konusunda da hakim konumda faaliyete geçeceğe benziyor.


Özellikle elektrikli araç piyasasının henüz Türkiye'de ve dünyada henüz kuluçka aşamasında olduğunu düşünürsek sektörde ne kadarlık bir enerji talebi oluşacağını konusunda şimdiden bir öngörüde bulunmak epey zor olacaktır. Ancak yükselen petrol fiyatları ve elektrikli araç alma konusunda yapılan teşvikler sonucunda yakın bir zamanda elektrikli araçların gözle görülür bir oranda insanlar tarafından kullanılmaya başlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak burada elektrikli araçların nasıl ve nereden şarj edileceği, bu konuda hangi kurumun yetkilendirileceği ya da açılacak bir ihale sonucunda kazanan şirkete mi verileceği tam olarak netlik kazanmış değil.


Ancak EPDK'nın yürürlüğe koyduğu son yönetmelik sonrası elektrikli araçlara elektrik satışının nasıl yapılacağı konusu az da olsa açıklığa kavuştu.

Yönetmeliğe göre, şarj istasyonları veya üniteleri kurmak isteyenler projelerini elektrik dağıtım şirketlerine sunmak ve onay almak zorundalar. Bunun yanında dağıtım şirketleri de şarj istasyonları kurma konusunda yatırım yapmaya teşvik ediliyor. Kısacası, oluşan büyük resmi değerlendirirsek, elektrikli araçlara yapılacak elektrik satışının dağıtım şirketlerinin kontrolüne verilmiş olduğunu görmekteyiz. Zaten yasal mevzuata göre, şu an, Türkiye'de dağıtım şirketleri haricinde başka bir şirketin perakende elektrik satışı yapamayacağını düşünürsek ; yasal prosedür değişse dahi orta vadede dağıtım şirketleri elektrikli şarj istasyonları sektöründe hakim durumunu koruyacaktır.




Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, elektrikli araçlara yapılacak elektrik satışının ve oluşacak yeni elektrik talebinin dağıtım şirketlerine kazandıracağı potansiyel, elektrik dağıtım özelleştirmeleri yapılırken ihalelerde beklenenden epey yüksek fiyatların oluşmasındaki nedenlerden birisi olabilir.

Bu konuda önem arz eden bir diğer husus da, mevcut elektrik şebekesi altyapısının buna hazır olup olmadığı konusudur. Şu anki mevcut durumda halen elektrik kesinti ve arızalarının yüksek olması ve üretim, iletim ve dağıtım aşamalarında meydana gelen aksaklıklar düşünüldüğünde, elektrikli araçların şarj edilmesi ile sisteme eklenecek yük miktarının mevcut şebekeyi epey zorlayacağı gözükmektedir. Öte yandan orta-uzun vadede oluşacak yüksek elektrik talebini karşılayacak yeterli elektrik kurulu güç kapasitesinin bulunmaması da bir diğer sorun olarak gözükmektedir. Üretim alanında yapılacak olan geniş çaplı yatırımların ise yüksek maliyetli olması bir diğer sorundur.

Nükleer alternatifi saymazsak, burada özel sektör tarafından kurulacak santrallerin gereken üretim açığını kapatabilmesi ve karlılığını koruyabilmesi için en uygun çözüm termik santraller olarak gözükmektedir. Kurulacak her yeni termik santral doğalgaz veya kömüre olan talebi arttıracaktır. Özellikle 2010 yılı verilerine göre üretilen elektriğin yaklaşık %49'unun doğalgaz bazlı olduğu düşünülürse, oluşacak bu yeni elektrik talebinin doğalgaz piyasasını da tümden etkileyeceğini söyleyebiliriz.


Kısacası elektrikli araçların piyasaya girişi otomotiv sektörünü ne kadar derinden sarsacak ve dengeleri değiştirecekse enerji sektöründe de bir o kadar heyecan yaratacak ve sonucunda radikal değişikliklere yol açacaktır.


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar