elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Nükleer Reaktörler ve Çevre Kirliliği |
2. Bölüm

Genel olarak enerji üretiminde doğaya verilen zararlardan ve nükleer reaktörlerin neden olduğu kirliliklerden bahsederek başladığımız yazı serimizin bu bölümünde, nükleer atık sorunundan ve olası nükleer kazarlar sonucu oluşabilecek durumlardan bahsedeceğiz.



A- A+
24.12.2014 tarihli yazı 3014 kez okunmuştur.

Nükleer Atık Sorunu;

Nükleer 
enerjiyle ilgili en önemli ve çözülmesi en zor sorun, nükleer atık sorunudur. Üretim sonunda kalan, radyoaktivitesi çok yüksek olan atık maddelerin yok edilemeyişi birçok problemi beraberinde getirmektedir. Reaktörlerin ürettiği artık madde miktarı her ne kadar az olsa da bu maddelerdeki yüksek radyasyon hem çevre hem de insan sağlığı için çok tehlikelidir.
 

 
►İlginizi Çekebilir: Temiz Kömür Teknolojileri | 1. Bölüm


Nükleer reaktörlerde kullanılan Uranyum’un her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Uranyum gibi radyoaktif maddelerin radyoaktiviteleri , ilk on yılda bin kat azalmasına rağmen sonrasında bu azalma işlemi durma noktasına gelmektedir. Yani yok edilemeyen bu tehlikeli maddelerin canlılardan çok uzaklarda depo edilmesi gerekmektedir. Bu depo etme işleminde günümüz modası jeolojik depolama işlemidir.
 


Bu yöntemle, yer altı suları, kaya yapısı, erozyon gibi faktörler göz önünde bulundurularak yeryüzünün 500-1200 metre altına atıkların gömülmesi kararlaştırılmıştır. Tabi yeraltına gömülü nükleeratıkların da biyolojik açıdan tehlikeli olmadığı söylenemez. Çünkü her ne kadar su kaynaklarından vs. uzakta gömülecek olsa da yer altındaki yüksek radyoaktif bozunma sırasında ortaya çıkan yüksek miktardaki ısı, bir şekilde yeryüzüne dolayısıyla da canlılara ulaşacaktır. AB ülkeleri tarafından kurulan komisyon tarafından bu yöntem ’yakın geleceği etkilemeyeceği’ gerekçesiyle kabul edilmiştir.


Nükleer Reaktör Kazaları;

Teknolojinin bu denli gelişmesine rağmen, nükleer reaktörlerde kaza ihtimalinin olmadığı kesinlikle söylenemez. Bu ihtimal gerçekleştiğinde ise ortaya çıkabilecek felaket akıl almaz boyutlara ulaşacaktır. Rüzgar, güneş enerjisi gibi enerji kaynakları üretim açısından nasıl nükleer enerjiyle kıyaslanamıyorsa, muhtemel kazalar bakımından da kıyaslanamaz. Bir rüzgar çiftliğinde oluşabilecek kaza sadece o bölgeyle ilgiliyken, nükleer reaktördeki muhtemel kaza tüm dünya ile ilgilidir. 

Günümüze kadar gerçekleşmiş en büyük kaza şüphesiz Çernobil kazasıdır. Bu kazada reaktörlerin birinde patlama olmuş ve radyoaktif maddenin yaklaışk %40'ı saniyeler içerisinda atmosfere salınmıştır. İyodun-131 ve Sezyum-137 içeren inanılmaz boyuttaki toz bulutu rüzgar, yağmur gibi etkenlerle tüm dünyayı etkilemiştir. Hatta Fransa gibi bazı AB ülkeleri halkın nükleer enerjiye karşı durmaması için oluşan çevre kirliliğinin raporlarını yayınlamamıştır.


 


Binlerce kişinin yaşamını kaybettiği Çernobil kazasından, yiyecek ve içecek kaynakları da etkilenmiştir. İngiltere, Galler gibi birçok ülkede bazı çayırlıklar halen yüksek dozda radyasyon içeriyor. Hatta halen bazı bölgeler bu kaza nedeniyle tel örgülerle çevrilidir.
 


Tabi bu kazalara en büyük örnek Çernobil olduğu için hep Çernobil'den bahsedilir ancak geçmiş yıllarda ABD ve İngiltere'de de sözde ufak çapta kazalar yaşanmıştır.


Kaynak:

►NEI
►EPA

 
Burak Kesayak Burak Kesayak Yazar Hakkında Tüm yazıları Mesaj gönder Yazdır



ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar