elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Yıldırımdan Korunma ve Topraklama |
2014 Sektör Değerlendirmesi

Bu röportajımızda Obo Bettermann firmasından Elektrik Mühendisi Sn. Onur ÇAKAR ile 2014 yılı için "Yıldırımdan Korunma ve Topraklama" konuları üzerine sektör değerlendirmesi aldık. 2014 yılında bu alanda yürütülen AR-GE faaliyetleri neler?, Firmaların karşılaştıkları sorunlar var mı?, Üniversite sanayi işbirliği çerçevesinde yapılan çalışmalar nasıl işliyor? gibi soruların cevaplarını röportaj yazımızın devamında bulabilirsiniz.



A- A+
03.01.2015 tarihli yazı 2537 kez okunmuştur.
Yıldırımdan korunma ve topraklama konusu firmalar tarafından dikkatle takip edilmesi ve uygulanması gereken bir konudur. Bu alanda her geçen gün yapılan çalışmalarla daha iyi koruma sağlamak mümkün hale gelmektedir. Özellikle çok kritik yerlerde kurulu olan tesisimizi yıldırıma karşı kusursuz bir şekilde korumak zorundayız. Aksi bir durumda çalışan sistemimizin kısa süreli arızalanması bile işletme tarafında çok büyük kayıplara yol açmaktadır. İş bu noktadayken biz de 2014 yılında bu alanda neler yapıldığını, bu sektördeki çalışmaların ne seviyede olduğunu öğrenmek için bu sektörün içinde bulunan ve piyasada büyük bir değere sahip olan OBO Bettermann firmasının TBS Ürün Grubu Satış Sorumlusu Sn. Onur ÇAKAR ile bir röportaj gerçekleştirdik. 
 

  
Şekil 1: Yıldırımın bir tesise düşme anı
 
 2014 yılı “Yıldırımdan Korunma ve Topraklama” sektörü için nasıl geçti? Size göre dönüm noktası diyebileceğiniz ve sektörde iz bıraktığını düşündüğünüz hususlar var mı?

2014 senesi içinde en dikkat çekici ve sevindirici konu, iç yıldırımlık sistemlerinin kullanımı konusunda sektörel bilincin artış göstermesidir. Sistemlerin zarar görmesinin engellenmesi noktasında gelinen nokta yeterli olmamasına rağmen gözle görülür bir ivme ile doğru tesisat ve bileşenler kullanılmaya başlanmış ve ilgili konu üye firmalarımıza daha çok sorulur hale getirilmiştir. Bu konuda standart ve yönetmeliklerin yeniden düzenlenip, iç yıldırımlık sistemlerinin elektriksel donanımın bir parçası olması yönünde çalışmalar yürütülmelidir. Dış yıldırımlık sistemlerinin bulunduğu noktalarda aşırı gerilim koruyucularda bulunmalıdır. Bu konuda mühendislerin teknik olarak gelişmesi için OBO Bettermann olarak eğitimlerimiz artarak devam edecektir.
Özetle 2014 yılı içinde sektörümüzle ilgili gelişmeleri maddeler halinde aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
 
► Özellikle düzenlediğimiz etkinlikler ve yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde sektörümüzde güven veren bir firma haline geldik.
► Emlak sektörüne paralel olarak topraklama sistemlerinin pazar payı arttı.
► İç yıldırımlık sistemlerinin kullanım oranında artış sağlandı,
► Merdiven altı üreticilerin yerine mühendislik çözümü sunan firmaların tercih edilme oranı arttı.



 

Tüm verilere genel anlamıyla bakıldığında sektörümüzle ilgili 2014 verimli bir yıl olarak geride kaldı. Bu bağlamda 2015 senesinin de, sektörümüz ve ülkemiz açısından verimli geçmesini temenni ederim.

Obo Bettermann açısından ise 2014’ün iz bırakan olayının, konusunda uzman bir Alman firması olarak üretim yapmak için Türkiye’de tesis kurulmasıdır. Bu olayın, hem ülke ekonomisi adına, hem de sektör adına oldukça önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.
 
 Sektörünüzdeki rekabeti nasıl buluyorsunuz? Fiyatları ucuzlatmaya dayalı bir rekabet mi yoksa sektörü büyütmeye yönelik bir rekabet mi daha hakimdir?

 Genel anlamda sektörümüzdeki büyüme ve olumlu gelişmelere rağmen sektörde sorun ve sıkıntılar da yok değil. Türk Yıldırımdan Korunma ve Topraklama sektörünün en büyük sorunlarından biri, kayıt dışı ve kalitesiz üretimi ile yanlış mühendislik uygulamalarıdır. Sektör temsilcilerimize göre, ithal edilen ve yanlış teknikler ile üretilen kalitesiz ürünlerin ucuz fiyatlarla pazara sürülmesi ve büyük kitleler tarafından kabul edilmesi, sektörde uzun vadede yerli üretici ile tüketici arasında güven kaybına yol açmaktadır. Standart dışı üretimin sorun yarattığına dikkat çeken sektör yetkililerimiz, bu sorunun çözümünün ise, devletin kalitesiz ve kayıt dışı faaliyeti engelleyecek yaptırımlar uygulamasından geçtiği konusunda birleşmektedir. Bu arada sektörde beklenti ise, yapılan yatırımlarla pazardaki ürün kalite seviyesinin yükselmesi, kalite standartlarına uygun üretim yapan firma sayısının artması ve böylelikle haksız rekabet ortamının ortadan kalkmasıdır.

 


Sektörümüzde konuyla ilgili bilincin az olması nedeniyle maalesef teknik değerler ve ürün kalitesinden çok fiyat odaklı karşılaştırmalar ve rekabetler söz konusu.Özellikle yıldırımdan korunma konusunda iç yıldırımlık (parafudr) sistemlerinde rekabet tamamen fiyat odaklı hale gelmeye başladı. Sektörümüz yatırıma dayalı teknolojiye dayalı ve tüm kollarıyla entegre bir sektör olamadığı için maalesef kendi içinde rekabet eder hale gelmiş bu da fiyatları ucuzlatma ile neticelenmiştir. Türkiye’de parafudr kullanımı bilincinin mevcut sistemleri incelediğinizde yeni yeni kullanılmaya başladığını söyleyebiliriz. Teknolojinin gelişimiyle birlikte cihazların ve sistemlerin daha da hassaslaştığı bir gerçek ve dolayısıyla Türkiye’de parafudr konusunda gelişmeye çok açık bir pazar söz konusu. Ancak fiyat odaklı rekabet devam ederse, mevcut pazarın olması gereken yüksek kalite hedefinden çok, düşük bir kalitede devam etmesi ve beklenen seviyenin altında kalması olasıdır.

 Sektörünüzdeki AR-GE faaliyetlerini yeterli buluyor musunuz? Sektöre yeni giren mühendisler sizce yeterli donanıma sahipler mi? Ara eleman konusundaki sıkıntılar bulunduğunuz sektörde de yaşanıyor mu?

Ülkemizde ki mühendislik sektörünü ilgilendiren birçok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de en önemli sorunlardan bir tanesi yetişmiş ara eleman konusunda ki eksikliklerimizdir. Teknik  üniversite mezunu bir mühendis olarak şunu söyleyebilirim; burada problemin ana kaynağı teknik eğitimin nasıl yapılacağının tam olarak oturmamasıdır. Sanayicinin ihtiyacı ve talebi gözetilmeden yürürlüğe konulan yeni eğitim sistemleri bu anlamda doğal olarak çarkların sağlıklı dönmesini engelliyor. Başlıca sorun teknik elemanın eğitimi sırasında sanayiyi tanıma eksikliğidir. Pratik olarak ilk deneyimlerini (genelde verimsiz olan stajları hariç) mezun olduktan sonra yaşıyorlar. Günümüzde meslek liseleri ile üniversiteler sanayiye daha yakın olmaya başlamışlardır. Bunun en önemli sebebi ise sanayicinin konuya daha çok eğilmiş olması ve bu konuda devletten teşvik görmesidir. Yani sanayici yatırımlarının belli kısmını artık eğitim kurumlarına yaparak işbirlikleri gerçekleştiriyorlar. Bu sayede çok daha kalıcı ve verimli bir eğitim gerçekleşiyor. Sektör incelendiğinde ise özellikle mühendisler, ağırlıklı olarak organizasyon ve kontrol işlerine yoğunlaşmış ve haliyle asıl işi olan mühendislikten uzaklaşmış durumdalar. Yönetimle üretim arasında sıkışmış olarak her türlü planlama, denetleme, organizasyon ve kontrol işleri arasında gerçek mesleklerinden uzaklaşıyorlar. Bu noktada önemli olan yönetimlerin ve insan kaynakları birimlerinin firma ihtiyaçlarını, noktasal olarak belirlemeleri ve bunlara göre teknik elemanların istihdam edilmesidir. Ayrıca sanayicimizin çalışanına eğitim aldırma konusundaki bilinci henüz tam istenen seviyede değildir. Bu ihtiyacı gereksiz bir harcama olarak görenlerin sayısı günümüzde ne yazık ki oldukça fazladır. Nasıl ki fabrikamıza, makinalarımıza, araçlarımıza yatırım yapıyoruz, bakımdan geçiriyoruz, çalışanlara da mutlaka yatırım yapılmalı ve iş gücü verilecek eğitimlerle sürekli geliştirilmeli ve diri tutulmalıdır.

 

Ar-Ge faaliyetleri ülke bazında bakıldığında oldukça yetersiz konumdadır. Dolayısıyla mecburen konusunda uzman yabancı firmaların teknolojileri kullanılmaktadır. Yeni ve çok bilinmeyen bir konu olduğu için sektöre yeni giren mühendislerin yanı sıra belli bir zamandır sektörde olan mühendisler bile teknik açıdan yeterli donanıma sahip değiller. Elektrik gibi çok geniş bir sahada,bütün konulara layıkıyla hakim olmak tabi ki mümkün değil.  Mevcut iş yoğunluğunu da eklediğinizde insanlar kişisel gelişimlerine de istedikleri kadar zaman ayıramıyorlar. Dolayısıyla uygulamalar ve projelerde alışkanlıkları değiştirmek pek de kolay olmuyor. Bu kapsamda, OBO Bettermann olarak  sektörün bilinçlenmesi adına seminer, konferans gibi etkinliklerle bilinci artırmaya çalışıyoruz. Sektörün bilinçlenmesi sadece bizim firmamız adına değil pazardaki kaliteli ürünleri olan tüm firmalar adına oldukça fayda sağlayacaktır.

 Üniversite – Sanayi işbirliği bakımından ““Yıldırımdan Korunma ve Topraklama”” sektörünü değerlendirir misiniz? Yürütülen çalışmalar yeterli midir? Beklentileriniz nelerdir?

Önceki yıllara nazaran ünivesitelerde daha kapsamlı  bir çalışma var diyebiliriz. Üniversite laboratuarları  teknolojik alt yapılarını yenilemekte ve bu, niteliksiz mezun veren üniversiteler olmaktan ziyade yetişmiş nitelikli personel istihdamı konusunda bizleri umutlandırmaktadır. Teşvikler, yarışmalar ve AR-GE gelişmiş ülkelerde olduğu gibi üniversitelerin öncülüğünde ve KOBİ’ler ile entegre olarak yürütülebilirse ve dışa bağımlılığın önüne geçilebilirse heyecanımız daha da artacak ve sanayici de yatırım yapmaktan ‘’MARKA‘’ yatırımı yapmaktan çekinmeyecektir.

Ek olarak, Üniversite – Sanayi işbirliğinin sağlanması tek taraflı olabilecek bir şey değildir. Konu ile ilgili her iki tarafından belirli adımları hızlıca atmaları gerekmektedir. Sanayi temsilcileri Üniversite’lere daha çok zaman ayırmalı ve konusunda uzman yöneticilerini, workshop, seminer veya derslere aktif olarak katılmalarının sağlanması konusunda teşvik etmektedir. Üniversite’ler de öğrencilerin sektöre daha kolay adapte olabilmeleri için teorik dersler ile birlikte pratik konularında işlenebileceği dersleri müfredatlarına almaları gerekmektedir.

 Sektörünüze yönelik yurtiçi ve yurtdışında hangi fuarları faydalı buluyorsunuz? Performans değerlendirmesi yapıldığında fuarlardan ne derecede faydalanılıyor? Yurtiçi ve yurtdışı fuarlarını karşılaştırabilir misiniz?

‘Fuarlar’ marka alt yapısını oluşturmuş ve Pazarını büyütme konusunda nitelikli bir donanıma sahip olabilmiş firmalar için oldukça önemlidir. Hem potansiyel müşterileri, paydaşları ile görüşme hem de yeni işbirlikleri geliştirmek adına firmalar için değerlendirilmesi gereken organizasyonlardır. Fuarlarda ürün sergilemenin yanında eğitim organizasyonları daha da arttırılmalıdır. Yurt içi fuarlardan WIN, ISAF, ELEX, SOLAREX faydası ve katma değer olan fuarlardır. 

 


► Sektörünüzde ki Sivil Toplum Örgütlerini yeterli buluyor musunuz? Beklentileriniz nelerdir?

Sektörde sivil toplum örgütlerinin daha aktif rol alması gerektiğine inanıyorum. Bu açıdan baktığınızda YILKODER dışında sektöre direkt olarak hitap eden bir dernek bulunmuyor. Elektrik Mühendisleri Odası’da sektörde güzel faaliyetler yürütmektedir. Ek olarak ETMD’nin de sektörümüz için faydalı çalışmalar yaptığını düşünmekteyim. Dernek ve odaların daha aktif rol alması sadece kendilerine bağlı olan bir durum değildir. Sektördeki bilinç eksikliğini göz önüne aldığınızda, üye firmaların dernekleri teşvik etmesi ve desteklemesi hatta zaman zaman yol göstermesi gerektiğine inanıyorum.

► Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Sektörümüzde mühendislik bilincinin yüksek olduğu, iş güvenliği ile birlikte yapı ve tesisat güvenliğinin de önemsendiği, rekabetin ise firmalar arasında değil de sektörü büyütmek olarak anlaşılacağı 2015 yılı dilerim.

Kaynak: 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar