elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Okyanus Dibinde Veri Merkezi |
Leona Philpot

Dünya üzerinde internet ağının bu kadar gelişmiş olması internet verilerinin depolandığı ve dağıtıldığı veri merkezlerine yapılan yatırımların artmasına neden oldu. Kapasitelerinin artması sonucu bu veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu enerjide dolaylı olarak artmakta ve şirketler bu konuda yoğun çalışmalar başlatmıştır. Microsoft ise bu konuya bam başka bir bakış açısı getirerek veri merkezlerini okyanusun derinliklerine göndermeyi hedefliyor.



A- A+
21.02.2016 tarihli yazı 2018 kez okunmuştur.
Kullanıcılar Facebook veya Netflix gibi akışlarını kontrol etmek için bilgisayarlarıyla istediği herhangi bir yerde oluyorken, yüksek güçlü bilgisayarla donatılmış veri merkezleri genellikle uzak noktalarda bulunuyor. Bu veri merkezleri havada dolaşan tipte bir şey değil. Kara üzerinde kurulmuş, makinelerin çalışması için gerekli olan enerji ve soğutmayı yaklaşık bir ton kadar su ile sağlanıyor. Ayrıca veri merkezlerin kurulması için gerekli olan su miktarının ve masraflarının ucuz olması dikkat edilmesi gereken bir durum.



İlginizi Çekebilir: Google Veri Merkezi

 
Microsoft son zamanlarda verim tanımına uygun yeni yerler keşfetti ve okyanuslara inmeye karar verdi. Okyanusların sahip olduğu soğutma özellikleri ve enerji potansiyelinden faydalanarak 105 gün boyunca çalışabilecek su altında veri merkezi kurdu. Okyanusun diplerine inmesinin en temel iki nedeni bulunmaktadır.

Dünya nüfusunun yarısı kıyı şehirlerdedir.
 
Öncelikli olarak dünya nüfusunun yarısı (yaklaşık olarak 3.5 milyar insan) sahil kıyılarında yaşıyor olması. Bunun anlamı kullanıcıların gereksinim duyduğu verileri daha önceleri çok uzak noktalarda kurulmuş olan veri merkezlerinden değil de çok daha yakınlarında kurulmuş olan veri merkezlerinden sağlayacak olması. Böylelikle hızın artması ve kaybın minimuma çekilmesi beklenmektedir.




İlginizi Çekebilir: İnternet Hakkında Bilmediginiz 5 Şey


Veri Merkezinin Su Altına Gönderilmesindeki 5 Neden;

Soğutma maliyetinin daha az olması: Veri merkezlerindeki en büyük problemlerinden biri soğutma işlemidir. Soğutmanın su altında daha verimli bir şekilde gerçekleştirilmesiyle bu alandaki maliyetler minimuma indirilmektedir.

Nüfusun yarısının kıyı şeridinde olması: Veri merkezlerinin kıyı şeridine yakın olmasıyla kullanıcıyla arasındaki mesafe daha kısa olur ve veri iletimi daha kısa sürede gerçekleşir.

Veri merkezi inşa süresinin daha kısa olması: Su altına gönderilecek veri merkezleri için özel kapsüller 90 gün gibi kısa bir sürede inşa edilerek ucuz ve hızlı bir kurulum seçeneği oluyor.


Enerji üretme seçeneğinin olması: Enerji verimliliğinin ve yenilenebilir enerji kaynaklarınının günümüzde giderek önem kazanmasıyla su altı veri merkezleri dalgaların enerjisiyle elektrik üretimi gerçekleştirebilir bir tasarım kazanabilir.

Çevre dostu olması: Veri merkezinin su altında yaydığı ısı miktarının az olması nedeniyle çevre dostu bir özelliği bulunmaktadır.


Veri merkezleri çok fazla enerjiye ihtiyaç duymaktadır.

Çevre örgütü Greenpeace’e göre dünya üzerinde enerji tüketiminin %3'lük dilimini veri merkezleri tüketmektedir. Büyük teknoloji şirketleri, hacmi giderek artan verileri depolamak için en az enerji tüketen sistemler geliştirmeye çalışıyor. Microsoft ise Proje ismine Natick adı verdikleri yepyeni bir fikirle ortaya çıkıyor. Natick projesi bünyesinde üretilen ilk veri merkezi Leona Philpot adında ve 30.000 poundluk bir batık, 10'a 7 metre uzunluğunda içerisinde bulundurduğu bilgisayar gücü ile çalışan Kaliforniya kıyılarında 3 aylık bir serüvene başladı. Şirketin bu konudaki söylemleri ise deniz altındaki ilk veri merkezi olması ve sorunsuz şu ana kadar çalışması şeklinde oldu. Edinilen bu başarı, doğal soğutma özelliği ve su altı konumuyla yenilenebilir enerjiden yararlanmak için gelecekteki veri depolama alt yapısına kapı açıyor.


Okyanus tabanındaki suyun oldukça soğuk olmasından dolayı buraya kurulacak olan bir veri merkezi için farklı türlerde fazladan soğutma sistemlerine ihtiyaç olmayacaktır. Bu durum maliyetin düşmesine neden olur. Araştırmacıların bir sonraki planı ise, bu su altı veri merkezlerini birbirleriyle bağlantılı hale getirmek. Bu sayede dalga hareketleriyle elde edilen hidroelektrik enerjisi daha verimli hale gelir.


 
Proje Natick’in bulut depolamaya benzerliği de üretim sürecini standart hale getirip verimlilik kazandırır. Normalde veri merkezleri inşa edilirken sahaya özel izinleri ve inşaat maliyetlerini karşılamak zorundadır. Hala büyük ölçüde su altı veri depolama ve dağıtımın çevresel etkileri incelenmesi gerekmektedir. Hiç şüphe yok ki bu teknolojiler verimliliği arttırmakla beraber çevresel faktörlere uyum sağlayabilecek en uygun tasarımlara da sahip olacaktır. Veri merkezlerine bu güne kadar en büyük yatırımlardan birini yapan Facebook 2013’te İsveç’in madencilik kasabası olan Lulea’da yeni bir yer açmıştır. Burası 84 dönümlük arazi üzerine kurulmuş ve enerjisini yakınlarındaki bir hidroelektrik santralinden elde edilen yenilenebilir enerji ile çalışan on binlerce sunucu bulunmaktadır. Dünya üzerinde veri merkezlerini yenilenebilir enerji ile çalıştıran en büyük firmalar Google, Facebook ve Apple iken Microsoft bu adımı en yeni ve en farklı biçimde atmıştır.


Kaynak:

citylab.com
natick.research
Recep Özdemir Recep Özdemir Yazar Hakkında Tüm yazıları Mesaj gönder Yazdır



ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar