elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

NükTe Platform Koordinatörü Adil Buyan ile Röportaj

Nükleer teknoloji nedir? Nükleer santrallerin tehlike boyutu nedir?Nükleer korku nasıl aşılır? Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu (NükTe) Koordinatörü Fizik Y. Mühendisi Sayın Adil Buyan, son günlerin en çok tartışılan konularından biri olan nükleer teknoloji ve santraller ile ilgili sorularımızı yanıtladı.



A- A+
18.10.2010 tarihli yazı 3968 kez okunmuştur.

NÜKTE (Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu) RÖPORTAJI 1. BÖLÜM





NükTe Platform neden kuruldu?





Kısaca insanlarımızın nükleer ve enerji konularında aldatılmalarını önlemek için kurulmuştur. Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu'nun kısaltılmışı olan NükTe Platform; Türk toplumunda 30 yılı aşan sürede oluşan nükleer karşıtlığı (nükleer fobya) ve radyasyon korkusunu (radyofobya) bilgi ile azaltmak, ana ve yenilenebilir enerjilerdeki yanlış bilgilendirmeyi azaltmak amacı ile bu mesleğin uzmanlarınca 2006 yılında kurulmuştur.





İki sanayici fizik mühendisinin "Bu sıkıntılara nasıl çözüm üretebiliriz?" diye düşünmesi sonucu ortaya çıkmış bir fikir olup, diğer meslektaşların da büyük desteği ile kısa sürede büyümüştür. 20'yi aşan üniversitenin öğretim üyeleri, strateji uzmanları, doktorlar, farklı mühendislik uzmanları vb, üye yapımızın desenini vermektedir. İnternet ve e-posta üye sayımız bini aşmıştır. Bu hedefe ulaşabilmek ve halkı bilgilendirme amacı ile her kesimin anlayabileceği düzeyde bir web sitesi, www.nukte.org adresinde düzenlenmiştir. Ayrıca paneller, seminerler vasıtası ile özellikle üniversite gençlerine nükleer ve diğer enerji dallarındaki gerçekleri birinci elden anlatmak hedefi gerçekleştirilmiştir. Çalışmalarımızın tamamı gönüllülük esasına dayanır.





Nükleer Santral konusu hangi mühendislik alanının konusudur?





Fizik ve Nükleer Mühendisleri bu konunun birinci dereceden temsilcileridir. Aslında bu işin temelinde Atom fizikçileri vardır. Bir nükleer santral yapımında ilk halkada fizik ve nükleerciler varken, ikinci halkada kalite, inşaat, otomasyon, malzeme ve metalurji mühendisleri bulunur. Üçüncü ve dördüncü halkada ise tüm mühendislik alanları görevler üstlenir. Kısaca tüm mühendislik dallarını kapsayan başka tesis hatırlamıyorum. Ancak televizyonlarda bizim yerimize makine, maden, elektrik, hatta jeoloji mühendislerinin konuşması olağan bir durumdur. Medyadaki yapımcıların enerji konusunda danışmanlarının olmaması bu duruma neden olmuştur. Burada Atatürk'ün tarihi bir sözünü ileteyim: 'Basın hürriyetinden doğan hataların düzeltilmesi yine basın hürriyeti ile sağlanır'. Bizim de bu esnada yaptığımız budur.





Peki siz fizikçilerin bu süreçte hataları yok mu?





Olmaz mı? NükTe kurulurken bana bu konuda bir araştırma yapmam önerildi. Bir şirkete veremedik. Kendimiz yaptık. Sonuçta meslektaşlarımızın çok teknik konuşmaları, bilimsel çıtayı yüksek tutmamız neticesi halk ve basın tarafından hiç anlaşılmadığını acı bir şekilde öğrenip düzeltme yoluna gittik. Yani yanlışımızla yüzleştik. Ben yıllarca Fizik Mühendisleri Odası (FMO) kurullarında bulundum. Gerçekten eksiklerimiz oldu. FMO ve NükTe desteği ile bu konuda daha da iyi yerlere geleceğimize inanıyorum. Medya uzmanlarının tüm önerilerini hayata geçirdik. Onun için web sitemiz bilimsel ve her kesimin anlayabileceği seviyededir. Kısaca çerçeveyi onlar çizdi biz içini doldurduk. Geçmiş hatalarımız için ise özür dilemekten çekinmem.





Nükleer enerji ile ilk elektrik nerede elde edildi?





Nükleer enerjiden ilk istifade, 17.7.1955'te ABD Idaho eyaleti Arco kasabasında kaynar su reaktörü ile elektrik üretilmiş ve kasabaya verilmiştir. 1957'de ABD-Pensilvanya'da ikinci reaktör çalışmıştır. 1961'de Almanya'da 1964'te İtalya'da nükleer santral açılmıştır.





Nükleer santral artışlarını yine bir başka enerji kaynağı olan petrol fiyatları belirlemiştir. Petrol krizlerinde tüketiciler nükleer santral siparişlerini arttırmıştır. Son olarak petrol fiyatlarının 150$'a yaklaşması ile 2008-2009 yıllarında nükleer santral siparişlerinde tarihi bir rekora neden olmuştur. Halen 439 nükleer santral çalışmakta, 59 tanesi de inşa halindedir. Sipariş aşamasında olan 149 santral projesi vardır. Bir uçak gemisi 3500 ton yakıt ile ancak 4 gün gidebilmekte iken 4-5kg uranyum ile yıllarca denizlerde dolaşabildiği unutulmamalıdır.





Nükleer santral sayılarının hızla azaldığı konusundaki haberleri nasıl yorumlarsınız?





Sadece EFSANE derim. Sayıları 1979 yılında 81, 1980'de 244, 1985'te 365, 1990'da 419, 2000'de 436, 2005'te 442, 2010'da 439'dur. Nükleer santral yatırımlarının 1960 yılından beri hiçbir zaman azalan trende girmediği gerçeğini sergiler. Sadece AB, yeni üyelerine 2006'da Rus santrallerini kapatması şartı getirince aniden 6-7 tanesi kapandı ama petrol krizinde bir kısmı geri açıldı. Yukarıda verdiğim 439 sayısına kapananlar dâhil edilmiştir.





Rus santralleri neden kapatılıyor?





Koruma kabuklarının olmamasında dolayı. Batı nükleer santral kazanlarını ve buhar üretici kazanlarını bir koruma kabuğu içine koyarak yapmıştır. Bu kabuk beton ve çelik karışımı olup 150 cm kalınlığındadır. Nükleer santrallerde oluşabilecek en büyük risk, kazan erime riskidir ve yakıtın açığa çıkma olasılığıdır. Bu kabuk bunu tam olarak önler ve kaza halinde içinde muhafaza eder. Çernobil gibi diğer Rus santrallerinde bu koruma kabuğu yoktu. Tamamen kendilerine olan güvenleridir. Yoksa Rus yapımı santrallerin teknolojik bir eksikliği asla yoktur.





Batıda Çernobil benzeri kaza 1979'da ABD Three Miles Island'da yaşandı. Kimse bilmez. Niçin? Çünkü koruma kabuğu tüm radyoaktif kirliliği önlemiştir. Çernobil'de de aynı tip kaza olmuş ancak koruma kabuğu olmaması nedeni ile radyoaktif kirlilik 100 km2'lik bir alana yayılmıştır. Türkiye, batı kıstaslarına bağlı olarak nükleer santralini koruma kabuğu olmadan yapamayacaktır. Bu da en büyük güvencedir. Ana risk ise Karadeniz çevresinde ve Ermenistan'da bulunan korumasız santrallerdir. 23 adetlik bu tip santral sayısı şimdilerde 16 civarlarına inmiştir. Ruslar da artık bu koruma kabuğu kıstasına uymaktadır.





Nükleer santral bir termik santral değil midir?





Evet. Kömür termik santralde kimyasal olarak oksijen alarak yanar ve enerji ile atık gazlar, kül açığa çıkar, nükleer santralde ise uranyum kullanılır, atomların parçalanmasından ortaya çok ciddi bir enerji çıkar, atık gazları ise yoktur. 3,3 ton kömürden elde edilen elektriğin 1 gram uranyumdan elde edilebiliyor olması müthiş bir getiridir. Bu kadar küçük kütleler ve hacimlar kullanarak büyük bir enerji elde etme imkanı diğer teknolojilerde yoktur. Nükleer enerjide elbette riskler vardır, ancak bu riskleri almaya değer yönü olmasa başta Batı ülkeleri kullanmazdı.





Nükleer elektrik fiyatlarında efsane var mı?





Evet. En pahalı elektrik nükleerden elde edilir diyenlere ABD'nin son 2008 kriz yıllındaki üretim (amortisman hariç) maliyetlerini vereyim. Nükleer: 2.2 centkw/s, Kömür: 3,2 cent/kws, Doğalgaz: 8,4 Petrol: 17,5 kw/s'dir. Tablolarda bulunmayan Hidrolik enerji içinde genelde 0.75-1 cent/kws değeri verilir.





Nükleer santral fiyatları ne boyuttadır?





Referans değer 1000MW' dır. Rus santrallerinin 1.5-1.8 milyar dolar anahtar teslim fiyatı vardır. ABD, Fransa ve diğer ülke fiyatları ise 2.2-3.8 milyar dolar arasıdır. Bunlar peşin fiyatlar olup vade durumlarında elbette ciddi maliyet artışları olacaktır. TV programlarında karşıt kişilerden 5-10-15 milyar dolar gibi sayısal değerleri çok işitmişimdir.





Nükleer yakıtlar pahalı mı?





...








(NükTe röportajının devamı 25 Ekim 2010 tarihinde yayınlanacaktır.)



Elektrikport/Pervin DEMİRCİ


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar