elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Türkiye nükleer çöplük olabilir

Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Erhan Karaçay Elektrikport'a verdiği röportajda Türkiye'nin nükleer atıkların saklandığı bir yer haline getirileceği endişesi taşıdıklarını belirtti.



A- A+
30.06.2008 tarihli yazı 2588 kez okunmuştur.

Hükümetin verdiği zam kararı için yargı yoluna gidileceği belirtildi. Olumlu sonuç alınacağına inanıyor musunuz?


Daha önce enerji sektörü ile ilgili yargıya başvurduğumuzda uzun sürse de olumlu sonuçlar alıyorduk. Maalesef yargılama sürecinde de bir takım değişiklikler yapıldı. Bir sonuç alınıp alınmayacağını birlikte göreceğiz. Bu zammın meşru, hakkaniyetli olmadığını düşünüyoruz. Hukuken engellenmesi gerektiğine inanıyoruz.


Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için ne tür önerileriniz olabilir?


Öncelikle enerjide, doğası gereği üretiminin, iletiminin ve dağıtımın merkezi olarak yapılanması gerekir. Kamunun organizasyonunda olması gereken bir sektör. Bununla ilgili 2001 yılında çıkarılan Enerji Piyasası Yasası ortadan kaldırılmalı. Tekrar bu konuda kamusal bir planlama yapılmalıdır. Böyle olduğu takdirde en azından enerjinin üretimi kendi ulusal kaynaklarımıza dayanır. Hidroelektrik santralleri, yeni yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere bu konuda santraller kurmak mümkündür. 2002 senesinden itibaren bugüne kadar özel sektör eli ile 700 megavat gücünde santraller kurulmuştur. Bunların hepsi de dışa bağımlı ithal doğalgaz, petrol ürünlerinin kullanıldığı daha karlı olan santrallerdir. Özel sektör bunu tercih etmiştir. Esas olarak 2500 megavat gücünde santraller kurulması gerekirken ki yıllık ihtiyacımız bu düzeydedir. Maalesef bu rakam 700 civarında kalmıştır. Öncelikle dışa bağımlılığımızın ortadan kaldırılması için merkezi bir planlama ve kamu denetimi, kamu yatırımları olması gerekir. Ancak ne yazık ki kamu yatırımları yasaklanmış durumdadır.


Yapılan elektrik zammından sonra faturalara vergi yansıtılmaması için talepte bulunulmuştu. Bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?


2001 yılına kadar tüm üretim, iletim kamunun elindeydi. O dönemde enerji sektörü halkın sırtında bir vergi aracı olarak kullanılıyordu. Dünyanın en pahalı elektriğini kullanan ülkelerden biriyiz. 2001'den sonra da enerji ne yazık ki sermayeye kaynak aktarmak olarak kullanılıyor. Örneğin enerjide fiyatlandırmada altı tane parametre vardır. Bu açıklanan belirli bir konu. Meskenler için bir parametreye yapılan zamdır. Bu altı parametrenin dışında  bir de belediye vergisi vardır. KDV % 18'dir. Temel ihtiyaç maddelerinin % 8'e indirilmesine rağmen elektrikte KDV yine %18 olarak kalmıştır. Enerji insanın doğumundan ölümüne kadar en temel ihtiyacıdır. Sanayi için de temel girdi olan bir meta olmasına rağmen bundan vazgeçilmemiştir. Halen vergilendirilmede en temel araç olarak kullanılmaktadır. Bunun kesinlikle KDV oranında düşürülmesi gerekir.


Yargıdan zam kararı ile ilgili tüketici lehinde bir karar çıkmadığı takdirde alınması gereken önlemler konusunda neler söylemek istersiniz?


Enerji ile ilgili planı ulus ötesi merkezler belirliyor. Hükümet nisan ayında IMF'ye enerji planı sundu. IMF İcra Direktörler Kurulu bunu onayladı. Hükümet bunu uygulamak zorunda. Ondan önce de hazırlık yapıldı. Yüksek Planlama Kurulu maliyet bazlı enerji fiyatlandırma sistemine geçti. Dolayısı ile IMF'ye taahhüt edilen özelleştirme dağıtım şirketlerinde de hızlandırılacak. Şu anda yirmi dağıtım şirketinden ikisinin tarihi belirlendi. Dağıtım şirketleri için bu süreç hızlandırılacak. Fiyatlandırmada şirketlerin kar marjı da bu maliyet içerisine girecek. Yani kamu denetiminde olduğu gibi olmayacak. Burada ne önerirsiniz derseniz. Toplumun yapacağı çok şey var. Sayın bakanımız nasıl bize dalga geçer gibi 'Tasarruf yapılsın diye biz bu enerji zammını yaptık' dedi. O halde insanlarımızın bu mantalitede uluslararası merkezlerin dediklerini yapan hükümetten tasarruf etme yönünde oylarını kullanmaları gerekir.


Tüketicilerin protestolarının olacağını öngörüyor musunuz?


İnsanlar şu anda her şeye evet der konumda gözüküyor. Ama enerji öyle bir kullanım aracı ki enerji nedeni ile sadece elektrik faturalarında değil her türlü kullanılan mal ve hizmetlerde artış söz konusu olacak. Halkımız ancak gördükten, yaşadıktan sonra öğreniyor. Bunu öğrenmeye başladıktan sonra en sert tepkiyle karşı çıkacağını umuyoruz. Biz de bu sürecin hızlanması için meslek odası olarak topluma karşı görev ve sorumluluğumuz da olduğu için hem bilinçlendirme hem de meşru direnç karşı çıkış noktalarında her türlü etkinliklerde yer alacağız.


Yenilenebilir enerji kaynaklarımız kullanıldığı takdirde dışa bağımlılığımız sizce ne kadar bir süre içerisinde azalır?


Enerji sektöründeki denge bozuldu. Mesela hidroelektrik santrallerinin kuraklık nedeni ile tam kapasite çalıştırılamayacağı öngörülüyor. Şu anda rüzgar santrallerinin ya da güneş pillerinin kullanıldığı sistemlerin kurulması kolay değil. Ama şimdiden bu konuda mutlaka yatırım yapılması gerekiyor. Bunların merkezi olarak koordine edilmesi gerekiyor. Mesela biz Almanya'nın kullanmadığı diğer ülkelerden aldığı kömürü kullanıyoruz. Halbuki bizim kendi doğal kaynaklarımız ile çok daha ileri teknoloji yakıt sistemleri kullanarak bunları elde edebiliriz. Burada çoklu olarak değerlendirme yapmak gerekir. Yoksa hemen rüzgar enerjisine ya da güneş enerjisine geçiyoruz deme şansına sahip değiliz. Bu planlama ile ilgilidir. Şuan enerjide tamamen plansızlık hakim. Enerjide yönetmeme krizi tekellerin, enerji gruplarının işine yarıyor. Gerek rüzgar gerek güneş enerjisi konusunda katma değer yaratan ülkelerden çok daha fazla kapasiteye sahibiz. Öncelikli olarak kamunun elinde olan enerji üretim, iletim,dağıtım hatlarının mutlaka iyileştirilmesi gerekir. %25 oranında dağıtım bölgelerinin tümünde kaçaklar söz konusudur. Bunların minimuma indirilmesi gerekir. Çünkü bu enerji kesintisine sebep olacaktır. Üretilen enerji tüketimi karşılayamayacak duruma gelecektir.


Enerji kaynaklarını doğru kullanılmaması sonucunda gelecekte neler yaşanacağını düşünüyorsunuz?


Nükleer santraller gündeme getirilecektir. Sayın bakanımız ikinci ihaleden bahsetti. 2004 yılında Türkiye- Fransa ve Türkiye-ABD arasında yapılan ikili anlaşmalar var. Ayrıca bu 2008 yılında ABD tarafından onaylandı. ABD'nin nükleer enerjinin barışcıl kullanımı isimli bir projesi var. Bu proje çok şirin bir proje. Bizim yetkililer de bunu öve öve anlatmaya çalışıyorlar. Anlatamıyorlar. Bununla ilgili de bir dolu mevzuat düzenlemeleri var. Ülkemiz nükleer atıkların saklandığı ve yakıtların burada kullanılıp ondan sonra bu nükleer çöplerin depolandığı bir yer haline getirileceği endişesini taşımaktayız. Çünkü ABD de dahil Avrupa ülkeleri nükleer yakıt atık depolarını tasfiye etme sürecine girmiştir. ABD de 78'den beri nükleer santral kurulmazken nükleer çöpler ciddi anlamda sorun haline gelmeye başlamıştır. 2100 yılına kadar bunları tasfiye etme planı vardır. Türkiye de bu noktada onlar için çok iyi anlaşma yapılan ülke konumundadır. Acil enerji ihtiyacımızı karşılayacak santraller olarak gösteriliyor. Ancak bunların ürettiği enerji bizim ihtiyacımızı karşılayacak enerjinin çok altındadır. Biz enerji nakil hatlarındaki düzenlemelerle bunların çok çok üzerinde tasarrufla enerji sağlayabiliriz. Çevresel etkiler dikkate alınmadığı takdirde bir nükleer enerji santralinin kuruluşundan tavsiyesine kadar geçen zaman içerisinde enerjinin üretildiğinin üç katı kadar bir maliyet yüklenmektedir. Yani işin hamaliyesi, çöpü bize bırakılacak. Onlara zenginleştirilmiş yakıtı geri göndereceğiz.


Türkiye dışında nükleer enerji santralleri kurulmak istenen başka ülkeler de var mı?


Hindistan ve İran gibi ülkeler de bu plan içerisindedir.  


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar