elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

E-atık Gezegeni Tehdit Ediyor

Ekonomik değeri olan zehirli elektronik atıklar, Türkiye'de denetimsizce toplanıyor. E-atık ile yasalarla mücadele eden Avrupa ise az gelişmiş ülkeleri çöplüğe çevirmekten çekinmiyor.



A- A+
06.10.2009 tarihli yazı 2030 kez okunmuştur.

Teknolojinin hızlı gelişimi ve elektronik cihazların sürekli yenilenmesi, dünyayı tehdit eden yeni bir tehlikeyi de beraberinde getirdi.





Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetim Merkezi Direktörü Aynur Acar kurşun, civa, arsenik, kloroflorokarbon, freon, fosfor ve PVC gibi son derece zararlı maddeler içeren elektronik atıkların (e-atık), doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme katılmadığı takdirde hem çevre, hem de canlılar için ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.





Tehlikenin boyutunu anlatmak için buzdolapları ve CRT tüplü televizyonları örnek gösteren Acar, "Soğutma sisteminde kullanılan kloroflorokarbon gazı, egzoz gazından 15 bin kat fazla ısı tutma kapasitesine sahip. Teknolojisi eskiyen CRT tüplü televizyonlarda 2-4 kilogram kurşun var. Çöplüğe atılan atıkların içindeki toksik maddeler havaya, toprağa ve suya karışıyor. Oradan da yiyeceklerimize geçiyor" dedi.



Geri kazanım şirketi Exitcom'un Genel Müdürü Murat Ilgar ise e-atıkların, aynı zamanda içlerindeki demir, bakır, altın, alüminyum gibi değerli maddeler nedeniyle ekonomik değer taşıdığını belirterek "Dünya çapında yıllık 10-11 milyar dolarlık bir pazar. Ama doğru şekilde geri dönüştürülmesi gerekiyor" diye konuştu.



ÖNCE SORUMLULUK





Atıkların geri dönüşümüyle ilgili hem üreticilerin hem de tüketicilerin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Aynur Acar "Avrupa'da konuyla ilgili yönetmelikler var. Mesela çöplerin depolanması yasak. Üretici firmalar her yıl mallarının belli bir miktarını toplamak zorunda.





Ama sadece yönetmelik yeterli değil. İnsanlar bu konuda çok bilinçli. Evlerinde de atıkları ayrı ayrı biriktiriyorlar. Elektronik atıkları ya belediyeye ücret ödeyerek aldırıyorlar, ya da kendileri götürüp toplama merkezlerine teslim ediyorlar. Burada toplanan e-atıkların neredeyse tamamı geri dönüşüme kazandırılıyor.





Zararlı maddeler ise bertaraf ediliyor. Türkiye'de ise e-atıklar çoğunlukla sokak toplayıcılarına veriliyor. Bunlarda çalıştığı hurdacılara götürüyor. Burada sağlıksız şekilde parçalanıp para eden metalleri alınıyor. Zehirli kısımlar ise ya yakılıyor ya da çöplüğe atılıyor. Bunlar herşeyin zehirlenmesine neden oluyor" dedi.





İlk olarak, e-atıklarla ilgili bir türlü çıkartılamayan yönetmeliğin yürürlüğe girmesi gerektiğini anlatan Aynur Acar, 'Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de mahalli hurdacılara tüzel kişilik kazandırılarak lisanslandırılmalı. Toplayıcılar da sisteme dahil edilmeli. Çevre vergisi bu konularda kullanılmalı. Kamu ve özel sektör işbirliği yapmalı. Atıkların ayrı ayrı toplanıp, geri dönüşüme kazandırıldığı merkezler olmalı" diye konuştu.



YERLİ ÜRETİCİLER ENGELLENİYOR



Türkiye'nin, elektrikli ve elektronik eşyalarda kullanılacak zehirli maddelerin sınırlandırılmasıyla ilgili RoSH direktiflerini kabul ettiğini belirten, geri kazanım şirketi Exitcom'un Genel Müdürü Murat Ilgar, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, 2005 yılından bu yana uygulamaya çalıştığı WEEE direktiflerinin ise, çeşitli engeller ve itirazlar yüzünden bir türlü yürürlüğe sokulamadığını ileri sürdü.





Ilgar, "Bu direktiflere göre, üretici firmaların her yıl belli oranlarda e-atık haline gelen ürünlerini toplayarak geri dönüşüme kazandırması gerekiyor. Özellikle yerli üretici firmalar, toplama ve geri dönüşümün kendilerine ekstra masraf çıkartacağı gerekçesiyle buna yanaşmıyorlar. İşin ilginç yanı, bu firmalar iş yaptıkları yurtdışı ülkelerde bu direktiflere uyuyorlar. Ama bu sadece parayla değerlendirilecek bir konu değil. Dünyanın geleceği sözkonusu" dedi.



WALL-E GERÇEK OLMASIN





Ilgar, "Atıklar yüzünden dünya giderek çöplüğe dönüyor. Bunların geri dönüşümü hem hammaddeden kazandıracak, hem kirliliği engelleyecek, hem hammaddelerin sıfırdan üretilmesi için gereken enerjiden tasarruf ettirecek. Sürdürülebilir bir yaşam için geri kazanmamız şart. Aksi halde Wall-E filmindeki gibi dünya çöplerden dolayı yaşanmaz hale gelecek. Ama bizim bulacağımız başka yuvamız yok" diye konuştu.





Geçen yılki en iyi animasyon film oskarını alan Wall-E'de, insanlık çöplüğe dönen dünyayı terk etmek zorunda kalıyor. Oluşan çöp dağlarını düzene sokmakla görevli, Wall-E isimli robotla, uzayda yaşamaya çalışan insanoğlunun, yüzyıllar sonra biyolojik bir yaşam formu bulabilmesi için yeryüzüne gönderdikleri Eve isimli robotun aşkı anlatılıyor.





GREENPEACE YASADIŞI E-ATIK TiCARETINI ORTAYA ÇIKARDI



Avrupa ve ABD çıkardıkları çeşitli yasa ve yönetmeliklerle e-atık ile mücadele ediyor. Ama bu görüntünün altını biraz kazıyınca daha çirkin bir fotoğraf ortaya çıkıyor. Atıklar geri dönüşüme kazandırılıyor gibi görünse de aslında kimse çoğunun ne olduğunu bilmiyor. Atıkların büyük oranı kayıt altına alınmıyor. Gelişmiş ülkeler, daha az masraflı olduğu için, Çin, Hindistan, Pakistan ve Nijerya gibi az gelişmiş gibi ülkeleri e-atık çöplüğü olarak kullanıyor.





Çevre örgütü Greenpeace kısa süre önce zekice bir dedektiflik çalışmasıyla e-atıklarlarla ilgili kirli ticareti tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Greenpeace üyeleri, İngiltere'de çalışmayan bir televizyonun içine izleme cihazı yerleştirerek uydular aracılığıyla takibe başladı. Televizyonun yolculuğu Nijerya'da bir ikinci el pazarında sona erdi. Greeppeace üyesi Nijerya'ya kadar izlediği televizyonu burada para vererek geri aldı.



RAKAMLARLA E=ATIK E-Atık; Tv, bilgisayar, soğutucular, yazıcı, telefon, fax ve tıbbi cihazlar gibi, kullanım ömrünü tamamlamış, içerisinde bir veya daha fazla elektrik iletim elemanı bulunduran ürünlere deniliyor.





E-atıklar, dünyadaki katı atıkların yüzde 1'ini oluşturuyor. Dünyada her yıl 20-50 milyon ton, Türkiye'de 300 bin ton e-atık çıkıyor. Yıllık yüzde 10 oranında artış gösteriyor.





Türkiye'de yıllık e-atık kişi başına 4 kilogram





2004 yılında dünya çapında 183 milyon bilgisayar satıldı. 2003 yılında satılandan yüzde 11,6 fazla


2004 yılında dünya çapında 674 milyon cep telefonu satıldı. 2003 yılında oranla yüzde 30 fazla.


2010 yılına gelindiğinde, 716 milyon yeni bilgisayar kullanılıyor olacak.


EU27 ülkelerinde 2005 yılında ortaya çıkan 8,3 milyon tonluk e-atığın yalnızca 2,2 milyon tonunun toplanabildiği belirtildi.



E-atıkların yüzde 30'unu çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, fırın, klima, kahve makineleri vs oluşturuyor. Yüzde 20'sini buzdolapları, yüzde 15'ini DVD/VCR,CD çalar, radyo ve Hi-Fi cihazları, yüzde 15'ini bilgisayar, telefon, fax ve yazıcı, yüzde 10 Tv, yüzde 10'nunu ise monitörler oluşturuyor.


Buzdolaplarında bulunan CFC gazı, egzos gazıondan 10-15 bin kat fazla ısı tutarak sera etkisini arttırıyor.





Katot ışın tüplü (CRT) televizyonlar 2-4 kilogram kurşun içeriyor. 10 gram kurşun 25.000 ton toprak ya da 200 bin litre suyu kirletiyor.





1 flüoresanın içerisinde bulunan civa 30.000 litre suyu kullanılamaz hale getiriyor. Bir çay kaşığının 70'te biri civa bile 80,000 m2'lik bir göldeki suyu kirletip yaşayan balıkların yenmesini engelliyor.


CRT monitörlerinde ve floresan lambalarda bulunan kanserojen fosfor, havada 320 km uzağa gidebiliyor.





Hammadde olarak demir cevheri kullanmak yerine metal ambalajların geri dönüştürülmesi enerji sarfiyatını yüzde 70, hava kirliliğini yüzde 30 ve su kirliliğini yüzde 60-70 azaltıyor


Orijinal hammadde kullanmak yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen her bir alüminyum malzemenin üretiminde, yüzde 95 daha az enerji harcanıyor.



TEHLİKELERİ





Kurşun (Pb): Sağlık üzerine birçok olumsuz etkisi bilinmektedir. Çocuklarda beyin hasarı ve üreme bozukluklarına sebep olabiliyor. Bir çok üründen yasaklandı. CRT tüpleri, eski lehimler ve entegre devreler kurşun içerir.





Cıva (Hg): Düşük dozlarda bile zehirlidir. Beyin ve böbreklere zarar verir. Anne sütüyle geçebilir. 1 flüoresanın içerisinde bulunan civa 30.000 litre suyu kullanılamaz hale getirir. Bir çay kaşığının 70'te biri civa bile 80,000 m2'lik bir göldeki suyu kirletip, yaşayan balıkların yenmesini engeler.





Kadminyum (Cd): İnsan vücudunda böbrekte birikerek zehirliyor. Kırılgan kemiklere olumsuz etkisi oluyor. Yüzeye bindirilmiş aletler, yonga resistörleri, infrared dedektörleri, yarı iletkenler ve eski tip CRT tüplerde bulunuyor. Ayrıca plastiklerde stabilizatör olarak kullanılıyor.





Bromlu Alev Geciktiriciler (BFR): Hormonal fonksiyonları önemli derecede etkiliyor. İşyeri ve ofislerdeki bilgisayarlar üzerindeki tozlarda bulunuyor. ABD ve İsveç'te anne sütünde çok fazla miktarda rastlandı.





Fosfor (P): CRT tüpün iç yüzünü kaplamak için kullanılır. Kırılan tüplerden oluşan tozların teneffüsü çok risklidir. Havada 320 km uzağa gidebilir. Fosforun zararı pek fazla bilinmemektedir.


Baryum (Ba): CRT tüpünden radyasyonu azaltmak için kullanılır. Kısa süre maruz kalmak beyin şişmesine, kas zayıflığına, kalp ve karaciğer hastalığına neden olabililiyor.






Altı Değerlikli Krom (Cr+6): Korozyon koruması ve işlenmemiş galvaniz çelik levhalar ve serleştirilmiş çelik için kullanılır. DNA hasarı ve astimik bronşite sebep olabilir.


Berilyum (Be): Ana kart ve bağlantılarda bulunur. Son zamanlarda kanserojen olarak sınıflandırılıyor.





Plastikler: Bir bilgisayarda ortalama 7 kg civarında PVC'de içeren plastik bulunuyor. Belli sıcaklıkta yandığında dioksin oluşuyor. Plastik kombinasyonları basılı devrelerde bulunan PVC en tehlikeli plastik olarak biliniyor.



Radikal


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar