elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Açıklanamayan fenomen

Yıldırım küreleri ile ilgili yazımıza devam ediyoruz. Bu bölümde fenomeni açıklamaya yönelik yapılan deney ve hipotezlere değinildi.



A- A+
15.01.2011 tarihli yazı 4549 kez okunmuştur.
Yıldırım Toplarının Özellikleri

Yıldırım topları hakkındaki tanımlar çılgınca değişiklik gösteriyor. Yukarı ve aşağı, yanlara veya tahmin edilemeyen yörüngeler içinde hareket ettikleri, rüzgarla birlikte veya rüzgara karşı hareket ettikleri ve süzüldükleri, binalardan, insanlardan, arabalardan ve diğer nesnelerden etkilenen veya etkilenmeyen veya bunlardan geri dönen gibi tarif edildikleri görülmüştür. Bazı kayıtlar topların ahşap veya metalin etkisi olmadan katı kütlesi üzerinden hareket ettiklerini söylerken, diğerleri bu maddeleri yıkıcı, yakıcı veya yanıcı olarak tarif etmekte. Öte yandan ortaya çıkmaları fırtınalı ve ayrıca sakin havalardaki enerji hatları ile bağlantılıdır. Yıldırım topları; şeffaf, yarı saydam, çok renkli, eşit miktarda yanan, alevler, kıvılcımlar veya filamanlar saçan ve şekilleri küre, oval, gözyaşı damlası, çubuk veya disk şeklinde olabilen maddelerdir.





Yıldırım topları, "St. Elmo'nun ateşi" gibi genelde yanlış tanımlanır. Oysa bunlar farklı ve ayrı kavramlardır.



Topların aniden gözden kaybolma, yavaş yavaş dağılma, bir nesne içine emilme, çıt pıt ses çıkararak yüksek sesle patlama, hatta bazen zarar verdiği gözlenen bir güçle patlama gibiçok farklı şekillerde saçıldıkları bildirilmiştir. İnsanlara zararlı olduklarına dair iddia edilen rivayetler zararsızdan öldürücü olanlara kadar değişiyor.





1972 yılında yayınlanan mevcut bir kaynağın derlemesi, tipik bir yıldırım topunun özelliklerini tanımlarken, görgü tanığı olunan olaylardaki aşırı güvene karşı da uyarıda bulunuyor:





Yıldırım topları bulut-yer arasındaki yıldırım deşarjı ile sık sık, neredeyse aynı anda görünürler.

Genellikle bulanık kenarlarıyla armut biçimli veya küreseldirler.

Çapları 1-100 cm arasında değişir, fakat en sık 10-20 cm arasındadırlar.

Parlaklıkları kabaca bir iç lambanın parlaklığı gibidir, böylece gün ışığında açıkça görülebilirler.

Kırmızı, turuncu veya sarı en yaygın olmak üzere çeşitli renkleri görülmüştür.

Her olay 1 saniyeden 1 dakikanın üstüne kadar sürebilir, bu süre zarfında topların parlaklığı oldukça sabit kalır.

Genellikle yatay yönde, saniyede birkaç metre olmak üzere hareket etme eğilimleri vardır. Aynı zamanda sabit kalarak veya düzensiz dolaşarak dikey olarak da hareket edebilirler.

Çoğunun dönme hareketi yaptığı belirtilmiştir.

Her ne kadar bazı durumlarda topun kaybolması ile ısı ortaya çıksa da, gözlemcilerin ısı hissettikleri nadir olarak rapor edilmiştir.

Bazıları metal nesnelere karşı bir eğilim sergiler ve teller veya metal çitler gibi iletkenler boyunca hareket edebilirler.

Bazıları, kapalı kapı ve pencerelerden geçerek binaların içinde görünmüştür.

Bazılarının metal hava aracı içinde ortaya çıkarak zarar vermeden girip çıktıkları görülmüştür.

Bir topun kaybolması genellikle hızlıdır, bu sessizce veya patlayarak olabilir.

Kokularının ozona benzediği, kükürt veya azot oksitleri yaktıkları sık sık bildirilmiştir.



Laboratuvar Deneyleri

Bilim adamları uzun süre, laboratuvar deneylerinde yıldırım topu elde etmeye çalıştılar. Bazı deneyler görsel olarak, bildirilen doğal yıldırım toplarınınkine benzer etkiler üretirken, bunlar arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı henüz tespit edilemedi.





Nikola Tesla'nın 3-8 cm'lik topları yapay olarak ürettiği söylenir; fakat Tesla güçlere, yüksek gerilimlere ve gücün uzaktan iletimine daha çok ilgi duyuyordu. Böylece elde ettiği toplar sadece bir merak olarak kaldı.





Uluslararası Yıldırım Topu Komitesi, konuyla ilgili en sonuncusu 2008'de Rusya, Kaliningrad'da olmak üzere düzenli olarak sempozyumlar düzenliyor. Benzer bir grup da, "Alışılmadık Plazmalar" jenerik ismini kullanıyor.



Su Tahliye Deneyleri

Max Planck Enstitüsü'nü de içeren bazı grupların, bir su tankında yüksek gerilimli bir kapasitörü boşaltarak bir yıldırım topu etkisi ürettikleri söyleniyor.



Mikrodalga Fırın Deneyleri

Birçok modern deney, genellikle "plazma topları" olarak anılan küçük, yükselen topları üretmek için bir mikrodalga fırın kullanımını içerir.





Deneyler genellikle bir mikrodalga fırının içine, bir yakacak veya yeni sönmüş kibrit veya diğer küçük nesneler yerleştirerek yapılır. "Plazma topları", fırın boşluğunun tavanına yakın bir yerde yüzer şekilde görülürken, nesnenin yanmış kısmı da büyük bir ateş topunun içine alevlenir. Bu etkinin nedeni, bir çatalın dişleri arasındaki elektrik atlamalarına benzer şekilde, kurum içinde iletken karbon parçacıkları arasındaki elektrik atlamasıdır. Bu durum fırının manyetronunun (çok kısa radyo dalgaları veren bir lamba) arkasında yüksek voltajlı elektrik boşalımına neden olabilir ve yanık izlerini bırakarak fırına zarar verebilir.





Bazı deneyler, kibriti kapsayan ters bir cam kavanoz ile yapılmıştır. Böylece hem alev hem de topları içeren ve hazne duvarlarına zarar vermeyen bir düzenek sağlanmıştı. Diğer deneyciler kibrit yerine bir nikel koymanın daha iyi sonuçlar getireceğini söyledi. Bazıları bu deneylerin talimatlarını, fotoğraflarını ve videolarını gösterdiler.





Plazma topları, yıldırım topuyla veya bağımsız fenomenle ilgili olup olmadıkları hakkında arkalarında belirsizlik bırakarak, mikrodalga güç kapatıldıktan sonra yaklaşık 30 ms'de kayboldular. İsrail'de Eli Jerby ve Vladimir Dikhtyar tarafından yapılan deneylerde, mikrodalga plazma toplarının ortalama 25 nanometre yarıçaplı nanoparçacıklardan oluştuğu ortaya çıktı. İsrailli ekip fenomeni bakır, tuz, su ve karbon ile kanıtladı.













Silikon Deneyleri

2007 yılındaki deneyler, elektrikle şoklanan silikon devre levhasını içeriyordu. Elektrik, silikonu buharlaştırdı ve buharlarda oksidasyona neden oldu. Deneyle, bir yüzey etrafında yuvarlanarak kıvılcımlar saçan, hafif kor haline gelmiş küreler görüldü. Pernambuco Federal Üniversitesi'nden Antonio Pavao ve Gerson Paiva isimli iki Brezilyalı bilim adamının, bu metodu kullanarak devamlı, kısa ömürlü topları ürettiklerine dair bilgiler geldi. Bu deneyler, yıldırım toplarının aslında silikon buharlara yükseltgendiğine dair teorilere dayanmakta.



Transkraniyal Manyetik Stimülasyon Benzeşmesi




Innsbruck Üniversitesi araştırmacılarının teorik hesaplamaları, yıldırım düşmelerinin belirli türlerini içeren manyetik alanların, potansiyel olarak yıldırım topuna benzeyen görsel halüsinasyonlara neden olabileceğini iddia ediyor. Birden çok yıldırım çarpmasının, birkaç saniye içinde ortaya çıktığı bir noktanın içinde yakın mesafede bulunan bu tür alanlar, Magnetophoshenes (manyetik nedenli görsel halüsinasyonlar) ile sonuçlanan, görme merkezindeki nöronların doğrudan yanmasına sebep olabilir.



Olası Bilimsel Açıklamalar




Yıldırım toplarını açıklamak için 1904 yılında Nikola Tesla bir girişim yapmıştı, fakat bu fenomen için şu anda yaygın olarak kabul gören bir açıklama bulunmuyor. Yıldırım topları, 1843'te İngiliz fizikçi ve elektrik araştırmacısı William Snow Harris ve 1855'te Fransız Akademisi bilimcisi François Arago tarafından bilimsel alana getirildiğinden beri çeşitli teoriler ileri sürüldü.



Buharlaşan Silikon Hipotezi

Bu hipotez yıldırım topunun, oksidasyon yoluyla yanarak buharlaşan silikondan oluştuğunu ileri sürüyor. Dünyaya düşen yıldırım çarpmaları, yüzeyde bulunan silisi buharlaştırarak saf silikon buharına dönüştürebilir. Silikon soğudukça yüzen bir aerosol haline yoğunlaşabilir ve oksijenle yeniden birleşen ısısı nedeniyle de şarjına bağlı olarak parlak kalır. 2007'de yayımlanan bu etkinin bir deneysel araştırması, bir elektrik kıvılcımı ile saf silikonu buharlaştırarak ömürleri saniyelik olan bu ışık toplarının üretildiğini açıkladı. Bu deneye ait videolara ulaşmak mümkün.



Nano Pil Hipotezi




Oleg Meshcheryakov, yıldırım topunun kompozit nano veya mikrometreden daha küçük parçacıklardan oluştuğunu iddia etti. Ona göre her bir parçacık bir pil oluşturuyor. Bir yüzey boşalımı (deşarjı), bu pilleri kısa devre yapar ve yıldırım topunu oluşturan bir akım meydana getirir. Onun bu modeli, yıldırım topunun tüm gözlemlenebilir özelliklerini ve oluşma sürecini açıklayan, aerojel olmayan aerosol modeli olarak tanımlanır.




Kara Delik Hipotezi




Diğer bir hipotez de Mario Robinowitz'in 1999'da Astrofizik ve Uzay Bilimi dergisinde önerdiği gibi, bazı yıldırım toplarının, mikroskobik ilkel kara deliklerin dünya atmosferi boyunca bir koridoru olduğu yönünde. 6 Ağustos 1868'te M. Fitzgerald'ın rivayetinden esinlenilen yıldırım topu ile ilgili olay İrlanda'da meydana geldi. 20 dakika süren ve ardında 6 metrekarelik bir çukur, 90 metre uzunluğunda bir oyuk, 25 metre uzunluğunda ikinci bir oyuk, turba bataklığında küçük bir mağara bırakan olay, Albuquerque, New Mexico'daki Sandia Ulusal Laboratuvarı'nda bir plazma fizikçisi olan Pace VanDevender ve ekibi tarafından araştırıldı. O ve ekibi, çukurları Fitzgerald'ın raporu ile uyumlu buldu ve termal (kimyasal veya nükleer) ve elektrostatik etkilerin belirtilerinin tutarsız olduğunu açıkladı. Elektromanyetik olarak havada duran, 20,000 kilogramın üstündeki kompakt bir kütle bildirilen etkileri üretirdi, fakat altının yoğunluğunun 2,000 katından fazla bir yoğunluğa sahip olması gerekirdi, ki bu da minyatür bir kara delik anlamına geliyor. O ve ekibi, ikinci bir olay olarak turba bataklıkta 1982'den kalma bir levha buldular, hala hipotezle tutarlı olacak şekilde elektromanyetik emisyonun konumunu belirlemeye çalışıyorlar. Enstitüdeki arkadaşları hipotezin mantıksız görünmesine rağmen, dikkatlerini çekmeye değer olduğu konusunda hemfikir.




Kara Delik Hipotezi




2008 yılında Cooray kardeşler, arka kafa lobunda epileptik nöbetleri olan hastaların gördüğü halüsinasyonların özelliklerinin, gözlenen yıldırım toplarının özelliklerine benzer olduğunu belirttiler. Araştırma ayrıca, yakındaki bir şimşeğin hızla değişen manyetik alanının beyindeki nöronları harekete geçirmek için yeterince büyük bir güce sahip olduğunu gösterdi. Bu durum, bir yıldırım çarpmasına yakın konumda bulunan bir insanın, arka kafa lobundaki nöbetin yıldırım tarafından tetiklendiği olasılığını güçlendiriyor ve yıldırım topu ile yıldırımlı fırtınaları taklit eden epileptik halüsinasyon arasında bağlantı kuruyor. Tranksraniyal manyetik stimülasyon ile ilgili son araştırmalar, laboratuvarda magnetophospenes olarak adlandırılan aynı halüsinasyon sonuçlarını elde etmek için yapıldı. Ayrıca bu koşullar, doğadakine yakın yıldırım çarpmaları meydana getirmek için sağlanıyor.



Diğer Hipotezler




Yıldırım topların açıklamak için çok sayıda hipotez ortaya atılmıştır:





Bükülen elektrik dipol hipotezi. 1976 yılında, V. G. Endean yazdığı bir yazıda yıldırım toplarının, mikrodalga frekans bölgesinde bükülen elektrik alan vektörleri olarak tanımlanabileceğini öne sürdü.

Elektrostatik Leyden kavanoz modelleri. 1971'de Stanley Singer'in ele aldığı bu hipotezde, yıldırım toplarının sıkça söylenen yaşam süreleri için, elektriksel geri birleşim süresinin çok kısa olduğu öne sürülüyor.

J. Pace VanDevender, yıldırım toplarının son derece enerjik şiddetli türünün aşırı büyük olanlarını ayırarak, nötronlar ve ağır nötronlarla ilgili bir teori önerdi.

1987 yılında Smirnov, parçalanmış bir aerojel hipotezi öne sürdü.

2000 yılında Fedosin S.G. ve Kim A.S., Elektron-iyonik modelini ortaya attı.

2003'te Torchigin yıldırım toplarını, kendini hapsetmiş yoğun ışığın bir biçimi olarak düşündü.






Sayfa: 1 2








Elektrikport / Emre GÜRBÜZ



Kaynak: Wikipedia


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar