elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Nükleer Enerji Dosyası |
3.Bölüm

Son yıllarda nükleer enerjinin konuşulduğu bir çok konuya kulak misafiri olmuşuzdur. Bu yazı dizimizde sizler için nükleer enerjiyi her yönüyle inceleyeceğiz. Nükleer enerjinin nasıl üretildiği, tarihçesi, Türkiye ve Dünya'daki konumuna, avantajları ve dezavantajlarına değineceğiz.



A- A+
06.10.2013 tarihli yazı 5686 kez okunmuştur.


7-) Türkiye'de Nükleer Enerji

Ukrayna'nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda radyoaktif madde salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi. Türkiye'de bu faciadan nasibi aldı ve çay içen bakan görüntüsü uzun süre hafızalardan silinmedi.

 

 İlginizi Çekebilir : Çernobil Reaktör Kazası [ Özel Dosya ]
 

1955 yılında 'Atom Enerjisinin Barışçıl Amaçlarla Kullanılması' amacıyla toplanan konferanstan sonra, Türkiye’de 1956 yılında Başbakanlığa bağlı bir “Atom Enerjisi Komisyonu” kuruldu. Türkiye'de ilk nükleer çalışma ve araştırmalar ise 1962'de İstanbul'da Küçükçekmece gölü kıyısında kurulan 1 MW'lık TR-1 araştırma reaktörüyle başladı.
 
1962 yılında Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezince 1 MW gücünde TR-1 adında 'Havuz' tipi bir deney reaktörü işletmeye alındı ama elektrik üretimi amacıyla kurulması tasarlanan nükleer santrallerle ilgili ilk etütler 1967-1970 yılları arasında yapıldı.
 
1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kuruldu ve TEK’e bağlı olarak kurulan Nükleer Enerji Dairesi 1972 yılı başında çalışmaya başladı. 1970'li yılların başlarında, nükleer santral sahası için fizibilite ve yer araştırmaları gerçekleştirildi. Nükleer santralın maliyet/fayda açısından kurulabileceği en uygun yerler olarak; Mersin-Akkuyu, Sinop-İnceburun, ve Kırklareli-İğneada sahaları belirlendi.

 

 
Çernobil nükleer santral kazasının yarattığı olumsuz ortam dolayısıyla nükleer santrallerle ilgili çalışmalar askıya alındı. 1988 yılında TEK Nükleer Santraller Dairesi Başkanlığı kapatıldı. 1990'ların sonuna doğru elektrik enerjisi üretmek üzere Nükleer güç santralı yapımı için çalışmalar hız kazandı.
 
2006 Nisan ayında, Türkiye'nin ilk nükleer santralı sahası olarak Sinop'un seçildiği açıklandı. 18 Mart 2008 tarihinde Nükleer Güç Santrallerinin Kurulmasına yönelik Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik Resmi Gazete'de yürürlüğe girdi.
 
Türkiye, yaklaşık 50 yıldır süren nükleer enerji serüveninde sona yaklaşıldı. Mersin'de inşa edilecek ilk nükleer santral için daha önce Rusya ile anlaşan Türkiye, Sinop'ta yapılması planlanan ikinci nükleer santral için seçimini Japonya'dan yana yaptı. Sinop ve Mersin'de kurulacak nükleer santraller devreye alındığında, Türkiye yıllık 7,2 milyar dolar tutarında enerji ithalatından kurtulmuş olacak.


8-) Dünya'da Nükleer Enerji


Dünya'daki nükleer enerjinin konumuna rakamların diliyle bakalım.
 


Grafikte görüldüğü gibi en çok nükleer enerji üretimi yapan ülkelerde Amerika, Fransa, Rusya, Japonya, Kore başı çekmektedir. Nükleer enerjiyi yüzdelik olarak en çok paylaşan ülkelerde ise Fransa, Belçika, Slovakya başı çekmektedir. 
 


İnşaat Halindeki Nükleer Santrallere Sahip Olan Ülkeler


Dünya'da Nükleer Enerji Üretim Grafiği

 

Peki Dünya'nın şu an nükleer santral kurma planları hangi yönde? Bu konunun ne kadar karmaşık olabileceğini hepimiz yazdıklarımız ve okuduklarımız neticesinde tahmin edebiliyoruz. Özellikle 2011 yılında Japonya'da meydana gelen Fukuşhima Nükleer Santrali kazası sonrasında bir çok kesim olumlu bakmayı bırakıp nükleer enerjiye sırt dönmüştü. 

 

 İlginizi Çekebilir : Fukuşima Sonrası Avrupa Enerji Politikaları

 


O yıllarda İran Nükleer Santralinin açılışına hazırlanıyordu. Ve Fukuşima sonrasıda nükleer enerji kullanma konusunda kararlıydılar. Kuveyt ise nükleer enerji santrali kurma planları yaparken 2011 gerçekleşen bu kazadan etkilenerek 2012 yılında nükleer enerji santrali kurma planlarından vazgeçti.




9-) Özet
 


 

Nükleer enerji son yüzyılın hiç şüphesiz cevapsız soruları bol olan ama en fazla verimi aldığımız bir enerji türlerinden biridir. Santralleri kurmak isteyen fikirleri hem destekleyen hem de karşı olan kesimlerin faaliyetlerini tüm dünyada hep izliyoruz. Nükleer santrallerde deneme yapacak olan ülkeleri duyduğumuzda hemen alarma gerçiyoruz. Ki Çernobil'in olumsuz sonuçlanan bir deney olduğunu hepimiz biliyoruz. Evet nükleer enerjinin avantajlarını kimse yadsıyamaz. Ama şu da bir gerçek ki; olumsuz yanlarını da kimse görmezden gelemez. Evet bir ülkeyi belki daha güçlü konuma getirebilir, dışarıya olan bağımlılığı önemli ölçüde azaltabilir -ki bunu dünya verilerine baktığımızda görebiliyoruz- ama yaşanabilir bir dünyayı da daha yaşanmaz hale de getirebilir. Gerek Çernobil gerek Fukuşima gibi kazalarda bunu da gördük. Ve atık problemi çözülemezse insanlığın daha çok sorunlarla karşılacağı da bir gerçek. Söz konusu yerlerde gerçekleşmiş olan kazaları genelleyip bu enerjinin olumlu yanlarını da görmezden gelmek elbette bir mühendis gözüyle olanaksız. Araştırma-geliştirme departmanları ve biz mühendisler bu büyük enerjinin olumsuz yanlarını yok edebilecek gelişmelere imza atabilirsek hiç şüphesiz artık tüm dünya ikilemlerden kurtulup nükleer enerjiye soru işareti olmadan evet diyeceklerdir.

Kaynaklar


 Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
 World Nuclear Association
 ntvmsnbc
 Bloomberg HT





 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar