elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

AR-GE Çalışmaları ve İleri Teknoloji

Günümüzün artan rekabetçi koşullarında AR-GE faaliyetlerinde bulunmak firmaları geleceğe taşıyacaktır. Sabır ve yatırım isteyen AR-GE çalışmaları, ülkemiz teknolojisini de ileriye götürecektir.



A- A+
04.09.2011 tarihli yazı 5931 kez okunmuştur.

 

Kırk iki yıllık meslek hayatı olan ve bunun da 6 yılında Almanya'da AEG'nin 'Geliştirme' laboratuarlarında çalışmış bir mühendis olarak, AR-GE çalışmaları ve mesleki faaliyetleri standartlara uygun yürütmek konusunda edindiğim deneyimleri bu yazı ile meslektaşlarımla paylaşmak istemekteyim. Bu yazıda belirtilen görüşler sistematik, bilimsel bir çalışma ile değil, uygulamada geçirilen yıllarla edinilen deneyimler sonucunda ortaya çıkmıştır.

 

Globalleşmenin önlenemez bir şekilde bütün dünyayı kapladığı bir gerçektir. İletişim, televizyon, internet, turizm yurt dışında milyonlarca vatandaşın öğrenim görmesi, çalışması, başka ülkelerde müteahhitlik hizmetleri verilmesi, dış ticaret gibi nedenlerle globalleşmenin yayılması gümrük duvarları kurularak da, hiçbir şekilde önlenemez. Bu gerçek yurt içinde veya yurt dışında uluslar arası pazarlarda, sürdürülebilir bir pay sahibi olabilmek için 'Markalaşmak' gereğini ortaya çıkarır. İleri teknolojide kaliteli ürün veya hizmetlerin uygun fiyatlarla pazara sunulması gereklidir. Bunlar sürdürülebilir olarak ancak ARGE çalışmaları ile, teknoloji üreterek sağlanabilir. Ancak bu yolla rakiplere iç ve dış pazarlarda üstünlük sağlanabilir. Yurt içinde dahi ister istemez sadece yerli değil yabancı rakiplerle de rekabet zorunluluğu vardır. Geçici olmayan sürekli başarı, yüksek ihracat için sadece dinamik ve yoğun çalışma, başarılı pazarlama yapabilmek yeterli değildir. Kaliteli ürünler üreterek marka olmak gerekir, bu da ancak AR-GE ile olanaklıdır.

 

ARGE NASIL GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR


Teknolojinin bugün vardığı düzeyde nadir istisnalar dışında, kişisel hatta grup olarak dahi çalışmalarla, buluşlarla gelişme sağlamak olanaksızlaşmıştır. Mucitlik ve deha devri, istisnalar dışında artık kapanmıştır. Yüksek duygularla, gerçekleştirmek istemek 'AR-GE' yapabilmeyi sağlamaz.



Günümüzde dehalar, yetenekler bireysel hatta küçük grup çalışmaları ile teknolojide gelişme sağlayamazlar. Teknolojinin bugün ulaştığı düzey yüzler hatta binlerce kişilik projelerle ARGE çalışmaları yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bütün ülkeyi kapsayan bir araştırma geliştirme kültürü gereklidir.
Bir bütçesi, planlı stratejisi ve hedefi olan, disiplinli, sürekli kitlesel çalışma ve faaliyetlerle teknolojik gelişme sağlanabilir.
Geliştirmede çalışanlar teknolojik gelişmeleri sürekli takip etmelidir, seminerlere katılmalıdır, geliştirme yapan diğer kitlelerle iletişim halinde olmalıdır. İlerlemeler ve çalışmalar; kitaplar, yayınlar, makaleler, toplantılar, kongreler, seminerler, dergiler ve günümüzde yaygın olarak internet üzerinden duyurulup yayılmaktadır. 'ARGE' de çalışanlar bu gelişme ve teknoloji düzeyini iyi takip edip, bir hamle daha ileri giden gelişmeyi yaratarak, ürün ve hizmetlerine uygulayıp, firmalarının benzerleri ve rakiplerine üstünlük sağlamasını gerçekleştirmektedirler.

Geliştirmede çalışan mühendislerin ve teknik elemanların büyük dehalar, çok yetenekli kişiler olması gerekli değildir. Genellikle geliştirmede çalışmaya istekli, bu faaliyete yatkın, disiplinli ve hedefe odaklı kişiler olması yeterlidir.



Pazarlama bölümlerinden, yurt içi ve yurt dışı pazarın talepleri, gelişme yönü, bilgi ve tahminleri, geliştirme bölümlerine aktarılmalıdır. Üretim, taahhüt, uygulama bölümlerinden sürekli deneyim sonuçları Geliştirme bölümlerine aktarılmalıdır.
Bütün bu veriler geliştirme faaliyetlerinin yönünü belirler.

'GELİŞTİRME' çalışmaları bu nedenlerle ağırlıklı olarak üretim, uygulama ve pazarlama yapan firma ve kuruluşlarda gerçekleştirilebilir.

Geliştirme bölümleri ancak üretim taahhüt, uygulama, proje departmanları ile çok yakın işbirliği, iletişim ve karşılıklı bilgi alışverişi içinde bulunuyorlarsa faydalı, etkili sonuçlara ulaşabilirler. Çünkü üretim, uygulama, pazarlama ve projelendirmeden kazanılacak deneyim ve birikimler olmaksızın 'AR-GE' gerçekleştirmek hemen hemen olanaksızdır.

 

Geliştirme için yer sağlamak, ölçü aletleri malzeme masrafı, personel ve eğitimi, iletişim masrafı gibi harcamalar için belli bir yatırım yapıp, yıllık bütçeler ayırmak gereklidir. Geliştirme faaliyetleri yaparak Teknoloji üretmek için nasıl ciddi bir yatırım yapıp, uzun yıllar çalışmanın gerekli olduğu; 'TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Sn.Prof.Dr. Nüket Yetiş' tarafından sunulan aşağıdaki şekildeki eğrilerden görülmektedir. Gene bu enternasyonel eğrilerden 'Geliştirme' yapmadan 'mevcut teknolojiler' yahut 'Teknoloji Transferi' ile pazarda ancak sürekli olmayan geçici başarılara ulaşılabileceği görülmektedir.

 

 

Kullanılan Teknolojilerle Kazanç / Yıl İlişkisi

 

 

Firmaların, yıllık bütçeleri olan, organize, disiplinli 'Geliştirme Bölümleri' yurt içi ve yurt dışı diğer 'AR-GE' bölümlerinde oluşan bilgileri de kullanarak, onlarla iletişim halinde geliştirme sağlayabilirler.

 

Geliştirme faaliyetlerinde ağırlık endüstri firmalarında, üretim ve taahhüt firmalarında olmalıdır. Çünkü geliştirme üretim için, taahhüt için yapılıyor, orda uygulanıyor, aksaklık olursa, geliştirme buna göre düzeltilir.Uygulamada edinilen deneyimlere göre, tüketiciler ve pazarda gelişen taleplere göre, geliştirme bölümlerinde yenilikler gerçekleştirilir.'GELİŞTİRME' Faaliyetleri Firmaların ayrılmaz bir bölümüdür, bir sürekli süreçtir.'Araştırma' Faaliyetleri ise daha büyük Firmalarda, Enstitülerde, Üniversitelerle işbirliği ile yapılabilir.'ARAŞTIRMA' Faaliyetlerindeki buluş ve ilerlemeler uygulamada Firmalar tarafından kullanılır.

 

ARGE FAALİYETLERİ BAKIMINDAN ÜLKEMİZİ İLERİ ENDÜSTRİ ÜLKELERİ İLE KARŞILAŞTIRMA

Medyadan zaman zaman öğrendiğimiz yaklaşık reklamlarla; ileri Endüstri ülkeleri ile ülkemizi karşılaştırırsak çarpıcı gerçekler ortaya çıkar.Bu ülkeler yıllık milli gelirlerinin yaklaşık %3'ünü, Türkiye ise %0,6'sını ARGE' ye harcamaktadır.

 

Buna göre;



►ABD yılda yaklaşık 350 Milyar US Dolar

►Federal Almanya yılda yaklaşık 80 Milyar US Dolar

►İtalya yılda yaklaşık 50 Milyar US Dolar

►Türkiye yılda yaklaşık 1,7 Milyar US Dolar


AR-GE için harcamaktadır.

 

Öte yandan 70 Milyon nüfuslu Türkiye'nin yaklaşık 65 Milyar US Dolar, 14 Milyon nüfuslu İsveç'in 200 Milyar US Dolar, 80 Milyon nüfuslu Almanya'nın 900 Milyar US Dolar kadar ihracat yaptığı, 1950'lerde kişi başına GSYİH'sı 876 $ olan Güney Kore'nin 2001 de 19.266 $'a , Yunanistan'ın 1950'lerde ki 1951 $'dan 2001'de 18.890 $'a , Tayland'ın 848 $ dan 6575 $'a, Türkiye'nin ise aynı sürede 1300 $ dan 4000 $'lara ulaştığını dikkate alırsak, alınacak daha çok yolumuz olduğu ortaya çıkar.

 

ARGE' YE AYRILAN KAYNAKLAR NASIL ARTTIRILABİLİR


Ülkemizde milyonlarca küçük firma üretim yapmaktadır.Bu küçük ölçekli firmalar yıllık cirolarının % 2-3'ünü AR-GE faaliyetlerine, isteseler dahi kolay kolay ayıramazlar .Ayrıca AR-GE harcamaları firmanın dayanabileceği bir süre içinde geri dönen bir kar getirmelidir.Standartları inceleyerek üretim ve hizmetlerini ona göre yürütemezler.Çünkü bu faaliyetler için harcama yaptıkları takdirde kısa vade de bu yatırımın rekabet güçlerini kötü etkileyeceğinden korkarlar.Günü gününe yaşayabilen bir firma rekabet edemezse ayakta kalamaz. AR-GE faaliyetlerinde bulunmak uzun süreli ciddi bir yatırım sorunudur. Bir firma orta ve uzun vadede kar getireceğini görebilse de o kazanç gelene kadar kaynak ayırıp dayanamazsa gene de AR-GE olamaz, AR-GE yapmaya uğraşan firma yok olabilir. Firmalar AR-GE yapsın demek kolaydır, ancak milyonlarca firmanın AR-GE yapmasını sağlamak, standartları üretim ve hizmetlerinde uygulamalarını sağlamak ise son derece güçtür.,

 

Ancak öte yandan, Türk Endüstri ve taahhüt firmaları AR-GE yapmazsa, standartları tam uygulamazsa dünya çapındaki uluslararası büyük rekabette öne çıkamazlar giderek yok olurlar.Türkiye ihracat ve milli geliri rakiplerden daha fazla olamaz, onların hayli gerisinde kalır. Türkiye kalkınamaz.

 

Türkiye'nin uluslararası rekabette sürekli başarı kazanabilmesi, öne çıkabilmesi için istesek de istemesek de firmaların birleşerek büyümesi gereklidir. 15 yıl, 20 yıl, 25 yıldan beri büyük çabalarla iş hayatında bulunan firma sahipleri istemese de, marka olabilmek, teknoloji üretebilmek, uluslar arası rekabette geri kalmamak için firmaların birleşerek büyümesi gerekmektedir. Ancak büyük firmalar oluşacak artık değerlerle AR-GE ve standartlara uygun faaliyetler için gereken kaynakları ayırabilirler. Çünkü bu ciddi bir kaynak ayırma sorunudur. Gerekli kaynaklar ayrılınca 'GELİŞTİRME' faaliyetleri yapılabilir, ürün ve hizmetlerin, standartlara uygun olmasını sağlayacak üretim ve taahhüt faaliyetleri yapılabilir.


Devlet teşvikleri uluslar arası pazarda şansı olan sektör ve alanlara selektiv olarak yöneltip, bu alanlarda geliştirme yapılmasını desteklemelidir. Her alanda AR-GE masrafı yapmak dünya ekonomik konjünktürü bakımından karlı olmayabilir. Belli alanlarda yoğunlaşmak gerekir. Böylece dünya çapında başarılı olunabilecek konularda yoğun çalışmalar yapılabilir, bu alanlarda teknoloji üretilebilir, marka olunabilir, ürün ve hizmetler standartlara uygun olur, rekabette öne geçilir, Türkiye sürdürülebilir bir kalkınma içinde olur, aksi takdirde diğer ülkelerin gerisinde kalırız. Ancak bu büyük dönüşümü yapabilirsek geçici olmayan, sürekli başarılara ulaşabiliriz.

 

İlk başta kulağa hiç hoş gelmese de devlette bu yazının incelediği konunun kapsamı dışında kalan pek çok başka etkin faktörün olanak verdiği oranda küçük firmaları teşvik etmek yerine firma birleşmelerini, büyüyen firmaları teşvik etmeli, hatta küçük firmaların kurulmasını güçleştirici politikalar takip edilmelidir. Milyonlarca küçük firmanın bulunduğu ülkemizde, bu öneriler sevimsizde görülse, uluslararası yıpratıcı, çetin rekabet ortamında ve globalleşmenin önlenemez yükselişinde büyük firmalarla üretim, taahhüt, pazarlama, satış, ihracat yapılması kaçınılmaz ve zorunlu olmaktadır.


Üreticiler, ancak geliştirme yaptıkları takdirde, ileri teknolojilere ulaşarak rekabette öne geçtiklerini görürlerse, sürdürülebilir kazanç elde edebileceklerinin bilincine varırlarsa, her durumda geliştirme yapmaya uğraşırlar. Üreticiler, müteahhitler standartlara uygun üretim ve hizmet yapmazlarsa, geliştirme faaliyetlerinde bulunmazlarsa, iç ve dış pazarlarda, yerli ve yabancı rakiplerle rekabet edemeyerek er geç çöküntüye gidebilecekleri bilincinde olurlarsa geliştirme çalışmaları yapmaya çaba gösterirler, standartları uygularlar. geliştirme yapabilmek için ayrıca firmaların kaynak ayırabilecek güçte ve büyüklükte olmaları da gereklidir. Aksi halde, şirket sahip ve yöneticileri istese de, yapılmasının şart olduğunu görse de, kaynak ayırmazlarsa gene de 'Geliştirme' yapamazlar. Bunu gerçekleştirmemiz ülke olarak, bütün toplumun, bütün üretici ve tüketicilerin, müteahhitlerin buna inanması ve ikna olmasına bağlıdır. Ancak bunları, başarırsak ilerleyen bir ülke olabileceğimize hepimizin ikna olması gerekir.


Yüksel TAVSEL

Elektronik Yüksek Mühendisi

www.etmd.org.tr

 


Aktif etkinlik bulunmamaktadır.
ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar