elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Otomobil Serüveni

Otomobillerin hayatımızınvazgeçilmez bir unsuru olduğunu kabul etmeyen yoktur herhalde.Onları hayatımızdan çıkardığımızda karşılaşacağımızzorlukları saymaya kalkarsam sonunun gelmeyeceğini herkes bilir. Peki nasıl oldu da otomobil dediğimiz araçlar hayatımızda böylesine bir yer edindi. İsterseniz geçmişten geleceğe şöyle bir yolculuğa çıkalım sizinle. 



A- A+
08.05.2012 tarihli yazı 6957 kez okunmuştur.

Otomobillerin hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu kabul etmeyen yoktur herhalde. Onları hayatımızdan çıkardığımızda karşılaşacağımız zorlukları saymaya kalkarsam sonunun gelmeyeceğini herkes bilir. Otomobillerin ilk konumundan şimdi ki konumuna kadar  ki değişimlerini inceleyelim.


Bilindiği gibi otomobil pek çok parçanın bir araya gelmesi ile hareket ediyor. Ve bu parçaların icadı da ayrı kişiler tarafından gerçekleştirilmiş. Tekerleğinden tutunda motoruna kadar ki parçaları farklı dönemlerde farklı kişiler tarafından bulunmuştur. Bu bağlamda otomobilin icadını tek kişiye mal etmek doğru olmaz elbette. Fakat yine farklı dönemlerde bilim insanları ve mucitler farklı denemelerde bulunmuşlar ve değişik sonuçlar elde etmişler. Bu sonuçlara göz atacak olursak;

Makine gücü ile çalışan ilk  arabaların geçmişi 1600’lü yıllara kadar  dayanır. 1680 yılında Newton Buharlı  Makine  ile  çalışan Arabasını  tasarladı ve ilk atsız  araba  olmasından dolayı  bu   arabaya “ Kendi kendine gider “ anlamına gelen  “ OTOMOBİL “ ismini verdi. Böylece otomobil teknolojisinin ilk adımı atılmış oldu. Ve tabi ki otomobil bulunduğu şekli ile kalmayacaktı.  Daha ileri aşamaya bakacak olursak 1769 yılında Nicholas Cugnot  adında ki Fransız soylusu  bir makineyle kendiliğinden çalışan yani insan gücünün kullanılmasına gerek göstermeyen kara taşıt aracını yaptı. . Nicholas Cugnot,tasarısını üç tekerlekli ,çok büyük bir buhar kazanından sağlanan güçle çalışan buhar makineli bir araba şeklinde gerçekleştirdi. Bu vasıta ile saatte yaklaşık olarak 4. 5 kilometre yol alabiliyordu. Her 20 kilometrede bir kazanın doldurulması gerekiyordu. Bu durum kulağa hiç hoş gelmiyor. Dediğimiz gibi teknoloji  bulunduğu yerde kalmayacaktı ve Cugnot’an sonra 1789 yılında, Oliver Evans adında bir Amerikalı, kendiliğinden hareketli  aracı için ilk Birleşik Amerika patentini aldı. Bu araç ise Cugnot’ın aksine dört tekerlekliydi ve arka tarafındaki pedallı tekerlekler, hem karada hem de suda hareket edebilmesini sağlıyordu. Ancak ağırlığı 21 tondu. Hem karada hem denizde hareket edebiliyor olması ne kadar cazip gelse de ağırlığının fazla olmasının getirdiği dezavantajlar araca olan rağbeti etkilemiş olmalı. İlerleyen süreçte de mucitler bu doğrultuda ki çalışmalarını sürdürmeye devam ettiler. 1880 yılında ise şimdiki otomobillerin iskeleti oluştu diyebiliriz çünkü içten patlamalı motor ve hava ile dolu tekerlek icat edildi. Benzinle çalışan ilk otomobil,1887 yılında Gottlieb Daimler adındaki bir Alman tarafından icat edildi. Birleşik Amerika'da, Frank ve Charles Duryea adında iki kardeş 1892 ve 1893 yıllarında benzinle çalışan Amerikan otomobillerini yaptılar. İki kardeşin yaptıkları otomobiller "atsız araba" diye isimlendirilmiş. O dönemlerde yapılan bütün otomobiller birbirine benziyor, kimse bambaşka bir otomobil tasarlama gereği duymamış. Daha sonraları otomobillerin sağlamlıklarına,konforuna ve otomobil ile yapılan yola verilen önemin artması ile bu nitelikleri de kazandılar. Bu niteliklerle beraber otomobillere olan talep arttı ve artık otomobiller yavaş yavaş insanoğlunun hayatına girmeye başladı. ilk zamanlarda  otomobillerde çoğunlukla rüzgar ve tozdan korunmak için ön cam kullanılıyordu. Silecekler olmadığı için, sürücü basit yöntemlerle camları temizlemeye çalışıyordu.Yine İlk otomobillerde  yedek lastik vardı ama, jant bulunmuyordu. Lastik patladığında sürücü, otomobili yükseltmek, lastiği söküp çıkarmak ve yeni lastiği takıp, şişirmek zorunda kalıyordu. İlk otomobiller pek çok arıza veriyordu. Arıza durumlarında sürücü ön koltuğu kaldırıp arızalı bölüme ulaşabiliyordu. Bunun gibi daha pek çok olumsuzluklar var.  Bütün bunları öğrendikten sonra durup şöyle bir nerden nereye diyesi geliyor insanın. Evet nerden nereye gelmişiz bir de ona bakalım.
 
Üç tekerlekli, 21 ton ağırlıklı,buharlı otomobillerden benzinli otomobillere geçtik. Şüphesiz benzinli otomobiller daha kullanışlı idi. Fakat ilerleyen teknoloji benzini saf dışı bırakacak gibi görünüyor.  Bilindiği üzere araçlarda farklı alternatifler(güneş,bor,rüzgar,elektrik…) deneniyor ve başarılı da olunuyor. Elektrikle çalışan otomobiller satışa çıktı bile(Bir örnekte kendi tarihimizden verelim. elektrikli otomobil  bundan 123 yıl önce Yıldız Sarayı'nda ilk kez kullanılmıştı. Osmanlı belgeleri ilk elektrikli arabayı ülkemize getirenin II. Abdülhamid Han olduğunu ortaya koymaktadır. 1888 yılında II. Abdülhamid, İngiltere'den ilk elektrikli arabayı sipariş etti.

 
Deniz yoluyla İstanbul'a getirilen ilk aracın deneme sürüşünü de dönemin Maliye Bakanı yaptı. Abdülhamid Han da arabayı Yıldız Sarayı'nda bizzat kendisi denedi.)
 
Otomobillerde üretildiğinden beri değişmeyen tek şey karada gitmesidir herhalde. Ama artık o da değişiyor.  Evet otomobiller artık uçacak gibi. 
 
Dünyanın ilk uçan otomobili “Aerocar” 63 yıl önce üretilmiş ve 500 adet sipariş almasına rağmen hala seri üretime geçilemedi. Saatte azami 176 kilometre hız yapabiliyor. Kanat uzunluğu 9.2 metre olan Aerocar karada saatte 96 kilometre hız yapabiliyor. Fiyatının ise 1.3 milyon dolar olduğu söyleniyor.

Aerocar’ın 63 yaşında olması onun yaşlandığını gösteriyor yerini başka otomobillere bırakma zamanı gelmiş. Aerocar’ın yerini almaya hazır araç Transition. Transition gerçeğe en yakın uçan araba tasarımı. 


Massachusetts eyaletinde kullanımı onaylanan “uçan araba” bütün motorlu taşıt ve uçak güvenlik standartlarını başarıyla geçti. Seri üretime hazır “The Transition” modeli, Federal Havacılık Dairesi’nin (Federal Aviation Administration) gerekli kıldığı 75 uçuş testini tamamlandıktan bir yıl sonra piyasaya sürülecek. Terrafugia şirketinin şimdiden 10 bin dolar olan rezervasyon mevduatını ödemiş 100 müşterisi var.


Transition hem motorlu araç, hem de uçak güvenlik standartlarını karşılıyor. Hava yastıkları, iç kafes, burkulma bölgesi gibi birçok araba güvenliğinin yanı sıra balistik kurtarma sistemi (Ballistic Recovery Systems) adlı az sayıda uçağa monte edilmiş paraşüt düzeneği bulunuyor.

The Transition, her pilotun ve şoförün kullanabileceği şekilde tasarlandı ve LSA (Light Sport Aircraft) adı verilen küçük hava araçlarıyla 20 saat eğitimden sonra alınan “sport pilot” ehliyeti ile uçabilmek mümkün. İki kişilik koltuğa sahip olan araç karayolunda saatte 160 km hız yapabiliyor ve 5 saat havada kalabiliyor. Fiyatı ise dudak uçuklatıyor 279 bin dolar.


Uçabilen tek araçlar bunlar değil tabi. Elektrikle uçan araçda hazır. Kişisel hava ve kara aracı" anlamına gelen PAL-V, iki oturaklı ve elektrikle çalışan kanatsız bir taşıt. Firmanın yaptığı basın açıklamasına göre PAL-V'nin Hollanda'nın Belçika'daki Gilze en Rijen şehrindeki bir havaalanında bir çok test uçuşundan geçtiği, uçan arabanın "otomatik pervaneleriyle bir helikoptere benzediği"kaydedildi. Uçan araç için yeni altyapıya gereksinim duyulmadığı, var olan yollarda ve havaalanlarında rahatlıkla kullanılabileceği de belirtildi. Firma, PAL-V'nin havanın durumuna göre 350 ile 500 kilometre arasında mesafe alabileceğini, test denemelerinde karada ve havada 180 kilometre hıza çıkabildiğini ve geleneksel taşıtlar kadar yakıt harcıdığını belirtti.

Bütün bunlar gerçektende nereden nereye dedirtiyor insana.

 
Gülnaz ATEŞ

http://teknogundm.blogspot.com/

ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar