elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Deneysel Bilimler Prensi |
Michael Faraday

Tüm zamanların en büyük bilim adamlarından deneysel bilimin prensi Michael Faraday'ı doğum gününde biyografisiyle anıyoruz. Faraday'ın icatları nelerdi? Bilime ne gibi katkılarda bulundu? Hangi üniversitelerde çalıştı? Çok daha fazlası yazımızın devamında...



A- A+
22.09.2015 tarihli yazı 21979 kez okunmuştur.
"Deneysel Bilimin Prensi”  olarak bilinen, İngiliz kimya ve fizik bilgini. Bilim öncüleri arasında modern yaşam koşulları üzerindeki etkisi bakımından en önemli örnek olarak gösterilen  Michael Faraday, bir ömüre sığmayacak sayıda birçok çalışmayla insanlık tarihinde büyük etkiler bırakmıştır. Faraday, elektromanyetizma ve elektrokimya alanlarına büyük ölçüde katkılarda bulunmuş, 19.yüzyılın en önemli bilim adamlarındandır.
 
          

Faraday, İngiltere’nin Newington şehrinde, yoksul bir ailenin dört çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Ailesi çok varlıklı olmadığından dolayı çok yetersiz bir eğitim aldı. Sadece temel matematik işlemlerini ve okuma-yazmayı öğrendi. 14 yaşına geldiğinde okulu bıraktı ve yerel bir kitapçıda çıraklığa başladı. Burada kitapları ciltlemeyi öğrendi. Boş zamanlarında okuduğu kitaplar sayesinde birçok bilimsel kavramları öğrendi. Kitap okuma sevgisi hem kendisini geliştirmesine hem de bilimsel çalışmalarının temelini oluşturmasına katkı sağladı. Daha sonra yazdığı anılarında çıraklık döneminde okuduğu kitaplar arasında en çok iki kitabın dikkatini çektiğini söyler: “Bunlardan birisi elektrik konusunda bana ilk bilgileri sağlayan Britannica Ansiklopedisi, diğeri Jane Marcet’in Kimya Üzerine Söyleşiler adlı kitabıydı”. Faraday'ın yetişme koşullarına baktığımızda başarıları gözümüzde daha da bir büyümektedir.
 

1812 yılında Londra’daki Kraliyet Enstitüsü’nde Sir Humphry Davy tarafından verilen kimya konferansları için bir bilet elde etti. Bu bilet belki de Faraday’ın yaşamında bir dönüm noktası oldu. Burada dinledikleriyle öğrenme tutkusu daha derinleşen Faraday'ın bilimden kopması artık olanaksızdı. Faraday, 386 sayfa notu deri bir cilde koyarak olumlu bir izlenim yapma umudu ile Londra’daki Kraliyet Enstitü başkanı Sir Joseph Banks’a (1743-1820) gönderdi. Fakat, Banks olumlu ya da olumsuz cevap vermedi. Ne olursa olsun Faraday Sir Humphry Davy’e onun asistanı olmak istediğini notlarının kopyasıyla birlikte gönderdi ve Davy bundan çok etkilendi. Ancak onun zaten asistanı vardı. Kısa bir süre sonra Davy asistanıyla kavga ettiği için onu kovdu. Faraday ile iletişime geçti ve ona laboratuardaki şişeleri temizletirim düşüncesiyle iş teklif etti. Bu iş Faraday’ın aklındakileriyle uyuşmuyordu ama bu işi kendi geleceği için atacağı doğru bir adım olarak görüp kabul etti.
 


 

►İlginizi Çekebilir: Zamanın Ötesindeki Dahi Nikola Tesla



Sir Humphry Davy 1813 yılında Kraliyet Enstitüsü’ndeki görevinden istifa edip zengin bir bayanla evlendi ve Avrupa’ya doğru uzun bir yolculuğa başladı. Bu gezi Faraday’ın İtalyan fizikçi Alessandro Volta (1745-1827) ve Fransız kimyager Louis-Nicolas Vauquelin (1763-1829) gibi ünlü bilim adamlarıyla tanışması için bir fırsat oldu. Bunun yanında Faraday asistanlığını yaptığı Davy’nin birçok konferansından yararlanıyordu. Davy, deniz yosunundan yeni bir element olan iyodu izole ettiğinde, Faraday ona yardımcı olmuştu. Faraday, çok geçmeden giriştiği deneyleriyle yeteneğini ispatlar. Faraday Davy’le birlikte kömür madenlerinin aydınlatılması için bir güvenlik lambası geliştirdi. Bu özel lamba sıcak gazları soğutma özelliği taşıyordu. Böylelikle lambanın bir grizu patlamasına yol açması önlenmiş oluyordu.
 


 

►İlginizi Çekebilir: Faraday Kafesi



Sarah Barnard ile evlenen Faraday, eşine bir süpriz hazırlar ve bir Noel sabahı eşini Kraliyet Enstitüsü'ne götürür. Bu sürpriz  tüm dünyaya verilen bir armağandır: elektrik akımıyla sürekli mekanik devinim sağlayan basit bir düzenek. Oyuncak trenlerden büyük elektrik lokomotiflerindeki makinalara değin bildiğimiz elektrik motorlarının ortaya konmuş ilk örneği olmuştur. Faraday, "Faraday Yasaları" diye bilinen ilişkileri ortaya koyar. Bunlardan en önemlisi, bir maddeden geçen elektrik miktarıyla o maddeden ayrılan bileşenlerin miktarı arasındaki ilişkidir. Bunun ortaya koyduğu bir sonuç atomların yalnızca belli miktarlarda elektrikle bağıntılı olduğu olayıdır ki, bilimsel açıklaması ancak yüzyılımızın başında Rutherford'un atomun yapısını belirlemesiyle verilebilmiştir. İlk kez Faraday elektriği bir "kuvvet" diye niteler.

 

1820’de Danimarkalı fizikçi Hans Christian Oersted bir telden geçen elektrik akımının tel çevresinde bir manyetik alan oluşturduğunu bulmuştu. Bu gözlem pek çok deneylere ve Amper kuramına yol açar. Ancak bu konudaki asıl açıklama Faraday'ın mıknatısın elektriksel etkisini sezinlemesiyle gerçekleşir. Buna göre, bir tel bobinde oluşan manyetik etki, ikinci bir bobinde elektriksel etki olarak ortaya çıkmalıdır. "Elektromanyetik İndüksiyon" denen bu olayı Faraday deneysel olarak 1831'de belirler. Faraday bakır bir diski aldı ve onu mıknatısın sabit kutupları arasında döndürdü. Diskin içinden geçen bir telle elektrik akımını üretti. Bu basit deney tarihin en büyük elektrik buluşunu üretti: “Elektrik Jeneratörü”Faraday matematikten minimal ölçüde yararlanması, bilimsel çalışmalarını daha çok sezgileri yardımıyla yapmasıyla hatırlanır. 1839 yılında ne yazık ki zihinsel bir çöküntü yaşadı ve tam anlamıyla iyileşemeyerek laboratuar çalışmalarını başkalarına bırakmak zorunda kaldı.

Faraday’ın bilinen buluşlarına ek olarak birçok önemli buluşu vardı. Manyetik kuvvet çizgileri, farklı gazların sıvılaşması için bileşik benzen ve elektroliz yasaları bu buluşlardan bazılarıydı.



 
Hür fikirli bir bilim aşığı olan Faraday, Kraliyet Enstitüsü başkanlığını iki defa geri çevirmiş ve Kraliçe’nin Sir ünvanı teklifini kibarca reddedip, Sonuna kadar sadece Michael Faraday olarak kalmalıyım demişti. 25 Ağustos 1867 yılında İngiltere’de Hampton Court’ta yaşamını yitirdi. Öldüğünde, Kraliçe Victoria, onun da Newton ve İngiltere’nin diğer ünlü bilim adamları gibi, Westminster Manastırı’na defnedilmesini teklif etmişti. Fakat Faraday vasiyetinde mezar taşının sıradan olmasını ve gösterişsiz bir yere gömülmeyi istemişti. Faraday tüm yaşamı boyunca mütevazı olmuştu ve Beğenilen bir teoriye körü körüne sadık kalmak yüzünden, bilime, telafisi daha fazla emek gerektiren pek çok yanlışlık girmiştir. Bunlara engel olmak, büyük oranda zihni alçakgönüllülük, bağımsızlık ve yenilgiyi kabul etmeyi gerektirir. diyordu.


 
Kaynaklar
 
►MADEHOW
►BBC UK
►ST-ANDREWS

ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar