elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Binalarda Enerji Verimliliği ve Yasal Düzenlemeler |
2. Bölüm

Enerji Verimliliği Yasası'nın ilk çalışmalarında oldukça önemli katkıları olan Makina Mühendisleri Odası' nın konu ile ilgili makalesini sizlerle paylaşıyoruz.



A- A+
20.05.2011 tarihli yazı 5801 kez okunmuştur.

IV- BİNALARIN ENERJİ PERFORMANSININ HESAPLANMASI


Enerji kimlik belgesine esas teşkil edecek performans hesaplaması metodolojisinin belirlenmesinden sonra bu hesaplamaların kimler tarafından yapılacağı da tanımlanmalıdır. Daha önceki süreçlerde ayrıntılı olarak ilettiğimiz görüşler paralelinde, öncelikle binaların enerji performansının artırılması amacıyla tasarım aşamasında ısıtma-soğutma, ısı yalıtımı ve asansör konularının, uzman makina mühendisleri tarafından projelendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca enerji kimlik belgesi düzenleme işlemlerinin de uzman makina mühendisleri tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.


Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği ile birlikte binalarda enerji performansının değerlendirilmesi için bir metodoloji geliştirilmesi gerekmektedir. Odamız bu konuda görev almış ve konutlarda enerji performansı standart değerlendirme metodu (KEP-SDM) çalışmasını tamamlayarak Bayındırlık Bakanlığı yetkililerine teslim etmiştir. Ancak bu güne kadar odamıza bu yapılan bu çalışmanın değerlendirilmesine ilişkin herhangi bir resmi yanıt ulaşmamıştır. Bu konudaki çalışmaların Bakanlık tarafından sürdürülmesi ve metodolijinin yönetmelik eki olarak bir an önce yayımlanarak yürürlüğe girmesi gerekmektedir.


Bazı kamu binaları, sanayi binaları ve mücavir alan dışında 1000 m2'nin altında konutların kapsam dışında bırakılması ile bir çok enerji tüketen bina yasal olarak bu denetimin dışında kalmakta, başka bir deyişle yasal olarak enerjinin verimsiz kullanımı serbest bırakılmaktadır. Tüm enerji tüketen binaları kapsayacak şekilde enerji kimlik belgesi düzenlemeyi getirecek düzenlemeler yapılmalıdır.


Binaların enerji performanslarının ölçülebilmesi için Performans hesaplaması metodolojisinin belirlenmesi çalışmasının yanısıra birçok veriye gereksinim duyulacaktır. Ülkemizde henüz mevcut olmayan bilgilerin oluşturulması için aşağıdaki çalışmaların da gerçekleştirilmesi gerektiği inancındayız:


1. Önerilecek metot, öncelikle konularında uzman ve geniş deneyimli tesisat mühendislerimiz tarafından alan testine tabi tutulmalıdır. Bir referans bina göz önüne alınarak, geliştirilen metodların sonuçları, karşılaştırılmalı ve çıkan sonuçlar değerlendirilmelidir.


2. Binalarda enerji performans göstergelerinin hesaplanması kullanılan metodun hassaslığına, hesapta kullanılan giriş verilerinin doğruluğuna ve hassaslığına; ve yapılan kabullerin doğruluğuna bağlıdır. Ülkemizde gerekli olan pekçok giriş verisinin eksikliği bilinmektedir. Metodun uygulanmasında bu giriş değerlerinin doğru ve hassas bir şekilde belirlenmesine ihtiyaç vardır.


3. Binalarda enerji performans hesabı içinde veri olarak kullanılacak özellikler (malzemelerin ısı iletim katsayıları, cihaz ve sistem verimleri, iklimsel değerler vb.) için, Bayındırlık Bakanlığı'nca bir veri tabanının oluşturulması önerilmektedir. Bu veri tabanında yer alacak özellikler TS EN, EN, ISO normlarına uygun olarak, akredite edilmiş kuruluşlarca belirlenmelidir.


4. Dış ortam tasarım sıcaklıkları TS 2164'e göre belirlenmektedir. Ancak bu standarddaki sıcaklıkların iklimsel verilere dayanılarak standard yöntemlerle tekrar belirlenmesi, TTMD Türkiye İklim Verileri Proje Raporu incelendiğinde, bir zorunluluk olarak görülmektedir. Örneğin İzmir için TS 2164'de ısıtma için tasarım sıcaklığı 0ºC verilmekte, TTMD Raporunda ise %99.0 persentil için 1.6°C, %99.6 için 0.3°C'dir. Dış sıcaklık tasarım değerlerinin gerektiğinden büyük alınması, sistemlerinin aşırı büyük tasarımına ve bu yolla (bileşenlerin üretiminde) enerji kaybına, aşırı büyük seçilmiş sistemlerin kısmi yüklerdeki performansının daha fazla düşmesi nedeniyle işletmede enerji kaybına neden olmaktadır. TTMD Türkiye İklim Verileri Proje Raporu gibi çalışmalar göz önüne alınarak, TS 2164'de var olan tasarım sıcaklıkları yenilenmelidir.


5. EN 15251'de binalar, ısıl konfor PMV indeksine göre sınıflandırılmış ve binalardaki ısıl konfor sıcaklıkları TS 2164'den farklı olarak verilmiştir. EN 15251 yaklaşımının, konutlardaki fiziksel durumu daha iyi temsil ettiği görülmektedir. AB uyumu ve enerji tekniklerinin harmonizasyonu açısından yaşam hacimlerindeki ısıl konfor sıcaklıklarının EN 15251 göz önüne alınarak yeniden değerlendirilmesinde yarar görülmektedir.


6. EN 15251'de yaşam alanı, konuttaki hollerin, kilerlerin ve depoların dışındaki alanların toplamı olarak tanımlanmaktadır. Ulusal normun belirlenmesi açısından yaşam alanı tanımı kesinleştirilmelidir.


7. Her şehrin aylık ortalama şehir şebeke suyu sıcaklıkları belirlenmelidir.


8. Güneş ışınımı değerleri bölgelere göre değil, şehirlere göre tablolar halinde belirlenmeli ve bu değerler hesaplamalarda kullanılmalıdır.


9. Gölgelenme düzeltme faktörleri için 45° enleme göre tablolar mevcuttur. Şehirlerimizin 36-42° kuzey enlemlerinde yer aldığı göz önüne alınarak, bu enlem dereceleri için yeni tablolar oluşturulmalıdır.


10. Konutların sıcak su enerji gereksiniminin belirlenmesi konusunda, farklı yaklaşımlar vardır. İrlanda metodunda (DEAP), konutta yaşaması öngörülen kişi sayısı 26 (L/gün.kişi) değeri ile çarpıldıktan sonra bulunan değere 28 eklenerek bulunan günlük sıcak su miktarı üzerinden enerji gereksinimi hesaplanmaktadır. İngiltere Metodu (SAP), 15316-3-1'e benzer olarak alan başına tüketilen su miktarını göz önüne almaktadır. ASHRAE'de ise kullanım durumuna bağlı olarak konut başına 53 ile 204 L/gün arasında değişen değerlerin kabul edilmesini öngörmektedir. AB ülkeleri arasındaki harmonizasyon hedefi de göz önünde tutularak, prCEN/TR 15615 Şemsiye Dokümanında referans verilen prEN 15316-3-1 standardının kullanılması sözkonusudur.. Türkiye'deki su kullanım alışkanlıklarına uygun olarak m² başına kullanım sıcak suyu tüketim miktarları belirlenmelidir.


11. Son meteorolojik verileri kullanarak çeşitli iller için derece-gün değerlerinin hesaplanması ile ilgili literatürde çeşitli yayınlar vardır. Bu çalışmaların değerlendirilerek, tüm iller için, farklı denge sıcaklıklarında, onaylanmış bir derece-gün veri tabanının oluşturulması ve sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir.


12. Mevsimsel ve aylık ortalama sıcaklıklar, tüm iller için derece gün değerlerinin belirlediği ısıtma sezonuna bağlı olarak tablolar halinde hesaplanmalıdır.


13. Tüm iller için günlük ortalama toprak sıcaklıkları kullanılarak, farklı denge sıcaklıkları için derece-toprak (DT) değerleri belirlenmeli, aynı denge sıcaklığındaki derece-gün (DG) değerlerine bölünerek Γd tabloları yapılmalıdır.


14. Pencere camlarının güneş ışınımı ve ışık geçirgenlik katsayıları ISO 13790:2008'de mevcuttur. Ancak söz konusu değerlerin yerine, Türkiye'de kullanılan camların ışınım ve ışık geçirgenlikleri akredite olmuş laboratuvarlarda ölçülmeli ve bu değerler kullanılmalıdır.


15. Türkiyede kullanılan kazan ve ısıtıcılar için akredite edilmiş laboratuvarlarda belirlenmiş verimler ve bunlara dayalı hesaplanmış mevsimsel verimler yoktur. İlgili TS ve TS EN standardlarına göre, Türkiye'de kullanılan kazanlar ve ısıtıcılar için bu değerler belirlenmelidir.


16. Türkiye'de konutlarda birim alan başına aydınlatma enerji ihtiyacı için bir değer belirlenmemiştir. Bu değerin belirlenmesi için bir çalışmanın yapılması ve bulunan değerin aydınlatma enerji ihtiyacının hesaplanılmasında kullanılması gerekmektedir.


17. Doğal aydınlatma, aydınlatma enerjisinin azaltılması açısından önemli bir faktördür. Doğal aydınlatmanın enerji tüketimine etkisi de deneysel eşitliklerle hesaba katılmaktadır. Türkiye'deki yapılar için ilgili katsayıların hesaplanmasını sağlayan bir çalışma yapılmalıdır.


18. EN 13516-3-3'de depolama kayıpları depo geometrisinin, depolanan suyun ortalama sıcaklığının, stand-by kayıpları testindeki ortalama sıcaklık farkının, stand-by kayıplarının kullanıldığı bir algoritma ile verilmektedir. Bu yöntemin kullanılabilmesi için kullanılan depoların ilgili EN normuna göre testlerinin yapılması ve karakteristiklerinin belirlenmesi gerekir. Bu değerler Ülkemizde mevcut olmadığı için, depolama kayıpları için söz konusu metodun kullanılması uygun olmayıp, TS 1258'de verilen metot tercih edilebilir. Isıtma sistem ve bileşenlerinin özelliklerinin ilgili EN normlarına uygun olarak testlerle belirlenmesi yaygınlaştıkça hesaplama metodların ilgili kısımlarının da yine EN normlarına göre geliştirilmesi mümkün olacaktır.


19. Merkezi ısıtma sistemlerinde, konutların içinde bulunmayan her türlü tesisattan (temel olarak borular, vanalar vb.) olacak dağıtım enerji kayıpları, sistem tasarımı göz önüne alınarak hesaplanmalıdır.


20. Binaların ortak alanların yıllık tüketim değeri için mevcut konutlardaki enerji tüketimleri göz önüne alınarak bir istatistiksel çalışma yapılmalıdır.


21. Bir binanın farklı yön konumları için elde edilecek sonuçlar, enerji ve CO2 göstergeleri açısından, öngörüldüğü gibi, binanın tümü ve konutları arasında küçük sayılamayacak farklılıklar oluşturacaktır. Bu nedenle, konutları (apartman dairelerini) içeren binalarda sadece binanın tümü için değil, binada yer alan tüm konutlar için de, enerji ve CO2 göstergelerinin hesaplanması ve bunlara ait kimlik belgeleri oluşturulması gerekmektedir.

 

IV. SONUÇ



Enerji verimliliği, 5627 sayılı kanun ve bağlı 2. mevzuat hükümlerince yürütülecek bir konu olmakla birlikte içeriği ve uygulama alanları gözetildiğinde ülkemiz coğrafyasının bütününü kapsamakta ve ülkemiz sosyal kültürel yaşamı ile iç içe yer almaktadır. Ülkemizde olumlu yönde değişime ve dönüşüme yol açacak böylesi nitelikteki bir yasa ve bağlı yönetmeliklerinin etki alanının en üst seviyeye ulaşmasını sağlamanın yolu mevzuat hazırlanmasında ve sonrasında uygulamalara geçilmesinde konunun tüm taraflarının desteğinin sağlanacağı katılımcı bir anlayış içerisinde olunmasıdır. Özellikle yasada tanımlı meslek odalarının yetki ve sorumlulukları net olarak tanımlanmalı ve birlikte çalışmanın, sinerji oluşturmanın koşulları yaratılmalıdır. Uygulamada olası eksiklerin ve belirsizliklerin giderilmesi yönünde, gerekli olduğunda ek mevzuat oluşturulması, gerekirse mevcut mevzuatın yeniden düzenlenmesi yönünde çaba gösterilmelidir. Uygulayıcı kurumların süreci bu anlayış doğrultusunda değerlendirmesini diliyoruz.




BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ: 1. BÖLÜM
 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar