elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Enerji sektöründe potansiyel riskler

Deloitte, "Güçlü Fikirler 2011: Elektrik üretim ve dağıtım sektöründe önümüzdeki dönemde ortaya çıkması beklenen ilk 10 global soruna bakış" raporu ile enerji sektörünün güncel sorunlarını değerlendirirken, geleceğe ilişkin tahminlerde de bulunuyor. Önümüzdeki 30 yılda enerji talebinde %50'nin üzerinde artış olacağının belirtildiği raporda, sektördeki firmaların farklı enerji kaynaklarının risklerini değerlendirdiği belirtiliyor.



A- A+
26.05.2011 tarihli yazı 1963 kez okunmuştur.

Dünyanın lider profesyonel hizmet şirketi Deloitte, enerji ve doğal kaynaklar sektörünün geleceğini değerlendiren "Güçlü Fikirler 2011: Elektrik üretim ve dağıtım sektöründe önümüzdeki dönemde ortaya çıkması beklenen ilk 10 soruna bakış" raporunu yayımladı. Deloitte'un sektöre hizmet veren üst düzey iş ortaklarının görüşlerini de göz önünde bulundurarak hazırladığı rapora göre ekonomik büyümeye paralel olarak elektrik enerjisine olan talep artacak. Rapor, önümüzdeki dönemde elektrik üretim ve elektrik dağıtım şirketlerini bekleyen ilk 10 sorunu mercek altına alıyor. Japonya'da meydana gelen deprem ve sonrasında yaşanan nükleer felaketin etkileri 2011 ve 2012'de hissedilmeye devam edilecek. 2012'nin en önemli konusu ise altyapı güvenliği ve risk yönetimi olacak. Veri toplamada ileri teknolojilerin kullanılması da bu konularda önemli rol oynayacak.Raporu değerlendiren Deloitte Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Endüstrisi Sorumlu Ortağı Sibel Çetinkaya şunları söyledi:



"Global ekonomik krizin sonra ermesi sonrasında enerji sektöründeki şirketler yeni zorluklarla karşılaşıyor. Artan nüfusa paralel olarak enerji talebi de artarken en büyük zorluğu kaynakların güvenliği oluşturuyor. Japonya'da meydana gelen deprem felaketinin ardından nükleer enerjinin riskleri yeniden değerlendiriliyor. Kuruluşlar alternatif enerjileri değerlendirirken, gelişmiş BT teknolojileri bilinçli kararlar vermelerine yardımcı oluyor. Sektörün karşılaştığı sorunları değerlendirdiğimiz ve geleceğe yönelik öngörülerimizi aktardığımız raporumuzun her sektörden şirket için faydalı olacağını düşünüyoruz."



Hükümetler, nükleer enerjiyi daha dikkatli değerlendiriyor



Japonya'daki Fukuşima nükleer santralinde meydana gelen olaylar sonrasında hükümetlerin çoğunluğu nükleer enerjinin artılarını ve eksilerini değerlendiriyor. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler altyapılarını, toplumu, su ve gıda kaynaklarını etkileyebilecek potansiyel zararları tekrar gözden geçirerek, seçenekleri değerlendiriyor.



Enerji talebinde %50'nin üzerinde artış görülecek



Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre önümüzdeki 30 yılda enerji talebinde %50'nin üzerinde bir artış görülecek. Bunda, dünya nüfusunun 7 milyardan 2040 yılında 9 milyara ulaşması ve nüfus artışına bağlı olarak gerek araçlarda gerekse evlerde kullanılan akaryakıt ihtiyacındaki artış büyük rol oynayacak.



Temiz enerjinin önemi artacak



Deloitte raporunda, geliştirilmiş sondaj teknikleri sonucunda yeni keşifler yapılması nedeniyle pek çok ülkede erişilebilirliği ve fiyatının düşük olması nedeniyle benzinin en çok tercih edilen enerji kaynağı olduğu görülüyor. Buna rağmen önümüzdeki 40 yıl boyunca hidrokarbonların enerjinin ana kaynağı olmaya devam edeceği belirtiliyor. Japonya'da meydana gelen Fukuşima felaketinin etkisiyle nükleer enerjiye yönelik planlar yavaşlayacak. Bunun sonucu olarak da kömürün, temiz kömür teknolojilerinin ve sıfır emisyonlu elektrik santrallerinin önemi artacak. Ayrıca, uzmanların tahminlerine göre biyokütle, güneş ve rüzgâr enerjisinin yanı sıra jeotermal enerji 2050'de toplam enerjinin %35'ten fazlasını oluşturacak.



Enerji sektörüne daha fazla yatırım yapılacak



Raporda, ciddi derecede yükselen talebin karşılanması için büyük yatırımlar yapılması gerektiği belirtiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın tahminlerine göre önümüzdeki 25 yılda enerji sektörüne 25 trilyon doların üzerinde yatırım yapılacak. Doğal afetlerin milyar dolarlık zararlara neden olduğunu göz önünde bulunduracak olan yatırımcılar, yatırımlarını kamu ve özel sektör arasında bölüştürmeye dikkat edecek. Özel sektör sermayesini harekete geçirmek isteyen hükümetlerin enerji politikaları ve risk dağıtımı arasındaki ilişkiyi dikkatli bir şekilde değerlendirmeleri gerekecek.