elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Yılda Boşa Esen İki Milyar Dolarlık Rüzgarı Es Geçmemeli

Türkiye rüzgar potansiyeli açısından çok önemli bir rezerve sahip olmasına karşın enerjisinin büyük kısmını doğal gazdan elde ediyor. Doğal gaza verilen para da rüzgar olup uçuyor. Peki sizce de rüzgara yönelmenin vakti gelmedi mi?



A- A+
05.08.2008 tarihli yazı 4659 kez okunmuştur.

2006 yılından itibaren Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne göre özel üreticiler tarafından satılan elektriğin en önemli maliyet girdisi doğalgazdır. Botaş'ın kamuoyunda ''otomatik faturalandırma'' olarak bilinen maliyet bazlı fiyatlandırma sistemi çerçevesinde doğalgaza 1 Ağustos 2008 tarihinden itibaren konutlarda %16,88 sanayide %18,77 zam yapılması ile birlikte yılbaşından bu yana yapılan toplam zam %45 seviyesindedir. Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı'nın son açıkladığı rakamlara göre Türkiye'de elektriğin %58'i doğalgazdan elde ediliyor. Bu veriler göz önüne alındığında elektriğe yılbaşından bu yana yapılan %44,5'lik zam kaçınılmazdır. Bu durum açıkça göstermektedir ki; ülke olarak acilen enerji konusunda dışa bağımlılığımızı azaltmak için yerel kaynaklara yönelmemiz gerekmektedir. Bu yazımda ilk olarak rüzgar enerjisinden bahsetmek istiyorum. Genel olarak 1MW'lık bir rüzgar türbini 300-350 evin bir yıllık ihtiyacı olan enerji üretmektedir. Türkiye rüzgar kullanımı açısından 88 GW'lık gibi Avrupa'da en yüksek teknik potansiyele sahip olmasına rağmen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in son açıkladığı rakamlara göre şu an itibariyle kurulu rüzgar gücümüz 249,15MW, yılsonu hedefimiz 475 MW'tır. (Bilgi olması açısından, 2007'nin ilk dönemi için Almanya'nın kurulu rüzgar gücü20621 MW. ) Rüzgar enerjisinin başlıca avantajlarını şöyle sıralayabiliriz.
 



 
Temiz, çevreyi kirletmeyen, yakıt maliyeti gerektirmeyen bir enerjidir. Yatırım alanının % 1'ini kullanmakla beraber bu alanlarda tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürdürülebilir. Enerji kaynağı bedava olup taşınma maliyetleri yoktur ve atık üretimi söz konusu değildir. Rüzgar türbinleri modüler olup herhangi büyüklükte imal edilebilmekte ve tek olarak ya da gruplar halinde kullanılabilmektedir. Özellikle dikkat edilecek başka bir hususta uzun dönem işletme masrafları diğer tüm enerji kaynaklarının içinde en az olanıdır. Temiz bir enerji kaynağıdır ve emisyonu yoktur.
 
Tabi ki enerji üretim teknikleri kadar önemli olan bir konuda enerjinin verimli kullanılması gerekliliğidir.
 

Enerji Tasarrufu Sadece Zamla mı Sağlanır ?

 
Artan enerji fiyatları Türkiye'nin cari açığına da olumsuz etki yapıyor ve ülkemizin en büyük ithalat kalemi enerjinin faturası sürekli olarak artıyor. Yapılan hesaplamalara göre elektrik fiyatının %10 artması enflasyonu bir puan yukarı çeker. Enerji ihtiyacının %62'sini ithal eden ve fosil yakıt ile elektrik üreten santrallerin veriminin %30-35 olduğu ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının yanında mevcut enerjinin de verimli kullanılması gerekliliği açıkça görülmektedir. Enerji arzının azaltılması veya kısıtlanması olarak düşünülen enerji tasarrufu, aslında kullanılan enerji miktarının değil ürün başına tüketilen enerjinin azaltılmasıdır. Bu bağlamda bu ve bundan sonraki yazılarımda mümkün olduğu kadarıyla bireysel ve genel olarak yapabileceklerden bahsetmek gerektiğini düşünmekteyim.
 



Enerjide Verimlilik de Yerel Bir Kaynaktır.

 

Tüketici başlangıçta tasarruf etmeyi düşünerek ucuz ama verimi düşük bir ürünü tercih edebilir. Evlerde aylık elektrik faturalarının yaklaşık %20-25'i aydınlanma amaçlı kullanıma aittir. Düşük verimli aydınlanma yerine yüksek verimli aydınlanma tercih edilerek enerji tasarrufu sağlanabilir. Örneğin 75 watt akkor lamba yerine 20 watt kompakt fluoresan lamba kullanarak aynı aydınlanma için %80 tasarruf sağlanabilir. Ayrıca fluoresan lambanın akkor lambaya göre de 8 kat uzun ömürlü olması başlangıç maliyeti için tekrardan düşünülmesi gereken bir durumdur. Doğru ampül değişimiyle ayda 1 milyar kwh'lik tasarruf yapmak mümkündür. Diğer bir örnek için iyi bir enerji kullanıcısı olan ve yılın her günü 24 saat esasıyla çalışan buzdolabını seçebiliriz. Enerji verimi A sınıfı yerine C sınıfı buzdolabı kullanarak %45 daha fazla enerji tüketmiş oluruz. A++ enerji seviyeli bir buzdolabı günde 0,5 kw enerji tüketir. Bu değerdeki 100 watt'lık akkor lambanın 5 saat yanması anlamına gelirken B enerji seviyeli buzdolabının günlük tüketimi 1,7 kw'tır. Yani bu durum aynı lambanın 17 saat yanması anlamına gelmektedir. Diğer bir tasarruf yöntemi de; ülkemizde yaklaşık 22 milyon konutun % 85-90 oranında yalıtımsız olduğunu düşündüğümüzde bina yalıtımıdır. Bu yöntemle yaklaşık %50'ye varan oranlarda yakıt tasarrufu sağlanabilir. 5 katlı bir binanın ısı yalıtım yatırımı, sağlanan tasarruf ile 5 yıl içinde amorti ettiği göz önünde bulundurulmalıdır.
 



Sonuçlar ve Öneriler

 

Mevcut fosil kaynaklı enerji rezervlerinin gelecekte tükenecek olması, şu anda büyük bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Türkiye'yi, artacak olan fiyatlardan ve teminindeki problem­lerden dolayı zora sokacaktır. Elektrikte üretimimizin yarısında fazlasında hammadde olarak kullandığımız doğalgaz oranını %20'ler mertebesine çekmeliyiz. Aksi halde doğalgaza aşırı bağımlılık gelecekte, arz güvenliği açısından bir risk oluşturacaktır. Türkiye'nin mevcut durumun devamı halinde 2010 yılında yaklaşık 60000MW kurulu elektrik santrali kapasitesine ihtiyacı olması göz önüne alındığında, elektrik enerjisi üretimini yenilenebilir kaynaklara doğru yönlendirmemiz, mevcut hidrolik kaynaklarımız ile birlikte rüzgar enerjisinden faydalanmamız gerekmektedir.

 
Rüzgar enerjisine olan ihtiyacın ve talebin hızla artmasıyla birlikte, Washington'daki Yenilenebilir Enerji Politikaları Projesi bulgularına göre 1997 yılında 1000$/kw olan rüzgar türbinlerinin maliyeti yakın zamanda 600$/kw'a düşecek olması yatırımcı için olumlu bir gelişmedir. Bunun dışında yatırımcıların önündeki bürokratik engeller kaldırılıp, şeffaf ve güvenilir yatırım ortamı sağlanırsa rüzgar enerjisi piyasası artan ivmeyle çekim merkezi olmaya devam edecektir.
 

Mevcut elektrik üretim eski tesislerde, verimlilikten uzak teknolojilerde yapılmakta ve maliyet yükü artmaktadır. Üretilen elektrik enerjisi alıcılara ulaşana kadar teknolojiden yoksun aktarma elemanları nedeniyle ciddi kayıplaraulaşmaktadır. Bu bağlamda iletim ve dağıtımda kayıp-kaçak oranlarının uygun sınırlar içine düşürülmesi kaçınılmazdır.
 

Kamu ve özel sektörde enerji tasarrufunu özendirici ve zorlayıcı önlemler uygulanmalıdır. Enerji tasarrufu sağlayan kaliteli cihazların üretimi ve kullanımı desteklenmelidir. Gelecek yazımızda görüşmek üzere'

 

ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar