elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Ucuz Elektrik Dönemi |
Engin Pehlivantürk

Özel sektörden elektrik enerjisi alınması son günlerde popüler olmasına rağmen aslında yeni bir uygulama değildir. Büyük ticarethaneler, örneğin oteller ve hipermarketler, büyük sanayi müşterileri dahi bundan on yıl öncesinde de devletin verdiği fiyatın daha altında bir fiyatla özel sektörden elektrik enerjisi almakta idi.  



A- A+
27.04.2010 tarihli yazı 5953 kez okunmuştur.

Serbest Tüketici Kimdir?


Kısaca, bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen gerçek veya tüzel kişiler Serbest Tüketici olarak adlandırılır. 4 Eylül 2002 tarihinde hazırlanan Serbest Tüketici yönetmeliğinde 9 milyon kWh olarak belirlenen bu limit devam eden yıllarda 7,7 miyon kWh, 6 miyon kWh, 3 miyon kWh, 1,2 miyon kWh, 480 bin kWh ve nihayet 28.01.2010 tarihli Kurul Kararı ile 100 bin kWh e kadar düşürülmüştür. Özetle yıllık 100 bin kWh elektrik tüketimi olan herkesin tedarikçisini seçme hakkı yani elektrik dağıtım şirketlerinin haricinde özel şirketlerden de elektrik alma hakkı vardır.


Önceki yazılarımızda elektrik borsasından bahsetmiştik. 3/11/2004 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin nakdi olarak uygulanmaya başlanması ile birlikte elektrik fiyatlarında ciddi bir artış yaşandı. Özel sektör bu artışla birlikte serbest tüketiciler yerine daha yüksek fiyatla alım yapan devleti tercih etti ve serbest tüketici müşterisi olan firmalar derhal portföyünü boşaltma yoluna gitti. Artık devlete elektrik satışı daha karlı idi.


2007 ve sonraki yılları elektrik piyasasının altın yılları oldu. Bu dönem % 60 ı aşan kar marjları ile devlete elektrik satışının gerçekleştiği bir dönem oldu. Devlet özel sektörden yüksek fiyatla elektik alarak zarar mı etti diye sorabilirsiniz. Evet, devlet özel sektörden yüksek fiyatla elektrik aldı, ama bunu zarar olarak tanımlamak çok da doğru olmaz.


Burada bazı noktarı açıklamak gerek; Türkiye yıllardır enerji açığı sıkıntısı yaşayan, elektriği sürekli kesilen buna karşın yeterli enerji yatırımlarının yapılmadığı bir ülkeydi. Tabi bunun temel nedeni politika eksikliği, bir çok alanda olduğu gibi enerji konusunda da ileriye dönük politikamızın olmayışı ve iş bilmeyen bürokratların karar merci olmaları.


Bu yıllarda elektrik fiyatlarının yüksek seyri yatırımcılara bir sinyal verdi. Enerji artık karlı bir sektör olmuştu. Enerji her zaman karlı bir sektördü ancak bu dönemde dikkatleri üzerine toplamayı başardı ya da yatırımcıların dikkatini çekmesi sağlandı. Tam da enerji darboğazının başladığı dönemde bu yatırımların temelleri atılmaya başlandı. Artık sektöre uzak olan insanlar dahi enerji santralı kurmak için adeta yarışa girmişti. Bu yarış 01 Kasım 2007 de bir gün içerisinde toplam 84.000 MW'lık rüzgar lisansı başvurusu ile daha da netlik kazandı. Krizin başlangıcı ile 2009 da yatırımlarda yavaşlama yaşanmış olsa da devletin yüksek elektrik alım fiyatları yatırımcıları elektrik santralı kurmaya teşvik etmiştir. Bu yatırımlarla enerji açığının kaç yıl ötelenmiş olduğu veya 2015 de enerji arz açığının tekrar gündeme gelip gelmeyeceği başlı başına bir konudur.


Tirajikomik olmakla birlikte değinmeden geçemeyeceğim bir gerçek de şudur ki; kriz aslında enerji darboğazının imdadına yetişmiştir. Kriz öncesinde Türkiye gurulu gücü yaklaşık 40 bin MW olmasına rağmen puant saatlerde yaklaşık 30.000 MW ın üzerine çıkılamıyordu, daha doğrusu talebin daha fazla artmasına izin verilmiyordu, 2008 yazı arz ve talebin başa baş gittiği bir dönemdi. Krizin olmadığını varsayarsak 2009 yazı elektrik kesintilerinin sürekli görüldüğü belki de klima kullanımının yasaklandığı bir dönem olacaktı, neyse ki kriz imdadımıza yetişti.


Yeni yönetmelikle birlikte 31 Aralık 2009 da elektrik piyasasında artık yeni bir dönem başlamış oldu. Bu yeni piyasanın amacı enerji maliyetlerini minimize etmekti. Yeni piyasa ile beklenen, üretici ve tüketicinin (dağıtım şirketleri ve serbest tüketiciler) uzun vadeli elektrik alım-satım sözleşmeleri yapması ve artan kapasite ile de piyasada faaliyet gösterilmesi idi. Ancak dağıtım şirketlerinde böyle bir yönelim olmadı. Yeni piyasa ile fiyatların düşeceğini önceden görebilen özel sektör üreticileri 2009 yılının ikinci yarısında kendilerine alternatif satış kanalları arayışına girdi ve serbest tüketicilere yöneldi.


Tüketicilerin konu ile ilgili bilgilerinin olmaması ve satılan malın elektrik olması, yani diğer perakende sektörlerinde ki gibi elle tutulur gözle görülür bir mal olmamasından dolayı, yaklaşık bir yıl önce küçük adımlarla başlayan bu süreç zamanla ivme kazanmıştır. EPDK'nun serbest tüketici limitlerini azaltarak Ttürkiyedeki tüketici portföyünün yaklaşık %62 ini serbest tüketici kapsamına alması bu noktada büyük rol oynamıştır.


Şu anki gelinen noktada özel sektörle enerji alım anlaşması yapmamış beş yıldızlı otel ve alışveriş merkezi neredeyse kalmamıştır. Dağıtım şirketleri elektriğini özel sektörden almak isteyen bu tüketicilerin serbest tüketici belgesi taleplerine cevap veremez duruma gelmiştir. Özelleşen dağıtım şirketleri ise bu taleplere cevap vermemek için azami çabayı göstermektedir.


Bu sektörde ilerisi için kesin bir öngörü yapmak atık oldukça zor bir hal aldığından ileriye dönük bir şey söyleyemiyorum. Tek söyleyebileceğim eneji sektörünün popülaritesinin son yıllarda kayda değer bir artış gösterdiği ve bu popülaritesini de uzun yıllar devam ettireceğidir. Ayrıca bu durumun elektrik mühendisi arkadaşlarımıza yeni iş kolları ve istihdam yaratmış olması sevindirici bir durumdur.


Gelecek yazımızda görüşmek üzere,





Engin PEHLİVANTÜRK


Elektrik Y.Müh.

Enerji Pazarlama Md.Yrd.

İÇDAŞ A.Ş.

engin.pehlivanturk@icdas.com.tr


 


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar