elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Röportaj:
Google Türkiye Müdürü Bülent Hiçsönmez

Google Türkiye Genel Müdürü Bülent Hiçsönmez ile yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz.



A- A+
02.11.2011 tarihli yazı 1778 kez okunmuştur.

 Google Türkiye’nin başına ne zaman ve nasıl geçtiniz?


2007 yılının Ekim ayında Google Türkiye’nin başına geçtim.


Google Türkiye’de kaç kişi çalışıyor? Türkiye’de iş başvurularını nasıl ve kimlerin arasından değerlendiriyor?

Öncelikle Google Türkiye’nin nasıl bir organizasyon yapısına sahip olduğunu açıklamam gerekiyor. Buradaki yapı şöyle: Öncelikle bizim İstanbul’da tanıtım faaliyetlerinde bulunduğumuz bir yapımız var. Destek faaliyetleri verdiğimiz Dublin’deki yapımızda genç Türkler görev alıyor. Türkiye’den kişiler, ki genelde üniversite mezunları, Dublin’e gidiyor. Onlar da destek mekanizmasının içine giriyor ve Dublin’de oturmalarına rağmen sadece Türkiye’ye destek veriyorlar. Bir de proje bazlı çalıştığımız çalışanlarımız da olur. Bu çalışanlar Google Türkiye ofisine gelir, daha sonra kısa bir sürelik çalışmanın ardından başka bir ülkeye giderler. Yani çok dinamik bir yapımız var. Google’da çalışmak isteyen kimsenin önce Dublin’e gitmesi gerekiyor. Özellikle bir meslekten çalışan aramıyoruz; profiline bakarak karar veriyoruz. Örneğin Tanıtım ve Pazarlama profili arıyorsak, bu alanda kariyer yapan başvurulara öncelik veriyoruz. Kişinin akademik olarak başarılı olması önemli. Ama daha da önemlisi alanında gösterdiği başarının yanında bu işi çok sevmesi ve tutkuyla çalışacak olması onları diğer rakiplerinden bir adım öne geçiriyor.


Türkiye’de Google olarak neler yapıyorsunuz?

Tanıtım faaliyetlerimiz burada var. Sektörlerin geneline, küçük ve büyük kurumlara internetin faydalarını, internet reklamcılığını, Google’ın bu konudaki ürünlerini anlatıyor, ürünlerin nasıl kullanılabileceğini gösteriyoruz. Ancak 2-3 yıldır en önem verdiğimiz yer, KOBİ’lerdir. Çünkü Türkiye’de KOBİ’lerin çok ciddi bir potansiyeli var. KOBİ’lerin farklı pazarlara açılmasını ve yeni müşteriler bulmasını hedefliyoruz.


Hangi projeleri hayata geçirdiniz?

Yaklaşık iki yıl önce başlattığımız bir KOBİ etkinliğimiz var ve halen devam ediyor. 2010 yılında 6 bin tane KOBİ’ye gittik. Bu anlamda İstanbul ve İzmir de dahil Türkiye’de epey şehir dolaştık. Gittiğimiz şehirlerdeki ticaret odalarıyla işbirliği yapıp interneti, Google’ın ürünlerini tanıttık. Ayrıca haftalar önce geride bıraktığımız genel seçimlere özel bir çalışmamız oldu. Şehir bazından ilçe bazına kadar seçim sonuçlarını kullanıcı sayfamızdan takip edebildi. Elbette Google’da sesli arama özelliğini de lanse ettik. Ben artık yazmıyorum, sesli arama yapıyorum. Bunun dışında Goggles ürünümüz ile diyelim ki yolda bir bina gördün, resmini çekiyorsun, o binanın ismini ve kısa bir bilgisine anında ulaşabiliyorsun. Google aramalarında artık fotoğraf yükleyerek de arama yapabiliyorsunuz. Örneğin bir fotoğrafı Google’da sayfaya yüklüyorsunuz, sonra bu fotoğrafı kullanarak sonuca ulaşıyorsunuz.


Google’ın ana sayfa tasarımında da değişikliğe gidiliyor. Sonuçta insanların ihtiyaçları zamanla değişiyor; Google da değişimi ve inovasyonu ilke edindiğinden kendini sürekli değiştiriyor, yeniliyor. Google aramalarda gördüğünüz yeniliği birçok Google servisinde de yakında göreceksiniz. Ve elbette Google, ürünlerini standart bir hale getirmeyi planlıyor. Örneğin bugün cep telefonu, tablet, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarımız var. Hepsinde de Google’ın farklı bir yüzünü görüyorsunuz. Ancak standartlaşma başarıyla tamamlandığında hemen her arabirimde Google tamamen aynı olacak.


Wave’den sonra Facebook’a karşı Google Plus geldi. Google, Facebook rekabetinde bu kez başarılı olabilecek mi?

Google Plus, Facebook’a rakip olsun diye çıkarılmış bir ürün değil. Sosyal etkileşim artık internette çok önemli bir yer teşkil ediyor. Ama internetteki web, insanların normal hayattaki paylaşımlarını tam olarak karşılamıyor. İnsanların normal hayattaki paylaşım algoritmasını, dinamizmini internete katabilmek, Google ürünlerini buna göre uyarlamak Google’ın bu ürünündeki birincil amacıdır. Mesela gerçek hayatta iş arkadaşlarınla paylaştığın herhangi bir şeyi iş dışındaki arkadaşlarınla paylaşmıyorsun. Şu anki platformlarda böyle bir şey yok. Google Plus işte bunu getiriyor; paylaşımı belirli gruplara bölüyor. Google Plus’ta “futbol arkadaşlarım”, “spor salonundan arkadaşlarım” gibi farklı bölümler açabiliyor, bu kitlelere özel paylaşımda bulunuyorsun. İlgili duyduğun kategorilere bakıyorsun; o kategorilerden sık sık güncellenen bilgiler alıyorsun. Şu an deneme sürümünde olduğu için davetiye yoluyla kullanıcılar bu hizmeti kullanabiliyor.


Android yazılımını kullanan telefon ve tabletlerin sayısı hızla artıyor. Şirketler neden ürünlerinde Android’i tercih ediyor?

Android, şu an günlük 500 bin aktivasyona ulaşmış durumda. Aktivasyondan kastım fabrikadan satılmış cep telefonu değil; daha da ötesi aktivasyon insanların satın alıp telefonlarını aktive etmesi anlamına geliyor. Günde 1 milyon 500 bin adet de Android tabanlı telefon üretebilirsin; ancak bu aktivasyon işlemini kullanıcının kendisi yapıyor. Üreticilerin Android’i tercih etmesinde ise birçok etken var. Üreticiler, Android’i kendileri alıyor, cihazlarına yüklüyor ve bu şekilde satabiliyor. Android’in bir başka özelliği ise her fiyattaki üründe bulunabilmesi. Yani Android yüklü bir telefonun fiyatı bin 500 lira olabileceği gibi, 400 lira da olabilir. Her segmente uygun bir Android var.


Bulut Bilişim alanında Google neler yapıyor? 

Bulut Bilişim bu işin temeli. Google’ın ürünlerinin hemen hepsi bu teknolojinin bir parçası. Bugün kullanıcıların büyük bir bölümü, vakitlerinin çoğunu web tarayıcısı üzerinde geçiriyor. Sadece bilgisayar üzerinde olan uygulamaların sayısı azalıyor. Bundan 15 sene önce sadece bilgisayar vardı; şimdi ise bir kullanıcının aynı anda laptop’u, cep telefonu, masaüstü bilgisayarı olabiliyor. Soru şu: Verilerinize(fotoğraf veya müzik dosyalarınıza) her yerden ulaşabiliyor musunuz? Hayır… Ancak Bulut Bilişim bunu sağlayacak ve herkes her ortamdan verilerine ulaşabilecek. Çoğu insan bilgisayarların daha ince ve hafif olmasını bekliyor. Bulut, bilgisayarlardaki işlem yükünü azaltarak bu amaca hizmet ediyor.


O halde yakın gelecekte terabyte’lık depolama birimlerinin bir önemi kalmayacak?

Kesinlikle. Bugün laptop’ların bazı modellerinde gördüğümüz SSD teknolojisi de buna güzel bir örnek. Kapasiteleri son derece düşük; ancak klasik sabit diske oranla oldukça hızlı. İnsanlar verilerini Bulut’a gönderdiğinde yüksek kapasiteli depolama birimlerine olan ihtiyaç da bu doğrultuda azalacak.


Google Docs’a Türk kullanıcılar ilgi gösteriyor mu?

Özellikle KOBİ’lerdeki kullanıcılar Google Docs’a yoğun ilgi gösteriyor. Gmail sahiplerinin birçoğu da bu ürünü kullanıyor. Büyük kurumlarda henüz pek kullanılmıyor olsa da, yavaş yavaş trend Google Docs’ın lehine değişiyor.


Google, Chromebook isminde dizüstü bilgisayarlarını satışa sundu. Chromebook’un diğer laptop’lardan farkı ne?

İçinde sadece web tarayıcısı var ve 8 saniye gibi çok kısa bir sürede açılıyor. Bilgisayar açıldığında Chrome tarayıcı açılıyor ve başka hiçbir şey yok. Chromebook kullanıcısının kendine ait bir hesabı var. Hesaptan çıkış yapıldığı an tüm cookie’ler yani geçmiş kayıtları otomatik olarak siliniyor. Bir başka kullanıcı Chromebook’a kendi hesabıyla girdiğinde veri güvenliğiyle ilgili bir sıkıntı kalmıyor. Chromebook şu an sadece Amazon.com ve BestBuy üzerinden satılıyor.


Chrome web tarayıcısına gelirsek; Internet Explorer ve Firefox’a karşı Chrome ne durumda?

Chrome, Türkiye’de en çok kullanılan ikinci web tarayıcısı… Hızlı olması ve tarayıcının bir sorun nedeniyle tamamen göçmemesi en büyük avantajları… Chrome’un geliştirilmesindeki amaç kullanıcıya maksimum alanı vermek ve elbette kullanıcının internette olabildiğince hızlı dolaşabilmesi. Önceden iki yılda bir yeni ürün çıkarken, bugün an ve an güncelleştirmeler otomatik olarak yapılıyor.


Röportaj: Hurriyet.com 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar