elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Radsan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Çetin TEKİN

Yıldırımdan korunma ve topraklama sektöründe yaklaşık 60 yıldır faaliyet gösteren Radsan; dış yıldırımlık, topraklama, darbe koruması ve iş güvenliği konularında sektöre ürün ve hizmet sunuyor. Radsan'ın çalışmalarını ve hedeflerini, Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Çetin TEKİN'den dinledik. 



A- A+
29.11.2011 tarihli yazı 3729 kez okunmuştur.

Radsan firması faaliyet gösterdiği alanda sektörün en köklü firmalarından biri. Okurlarımıza, geçmişinizi ve gelecek planlarınızı kısaca anlatabilir misiniz?


RADSAN A.Ş., bu sene 58. yılını kutluyor ve bu 58 yıl boyunca sadece yıldırımdan korunma, topraklama alanında uzmanlaşarak, büyük bilgi birikimine ve tecrübeye sahip oldu. Sektörün en eski firması olmamızın büyük fark yaratan sonuçları var. Öncelikle bilgi birikimimiz. Birçok firma klasik uygulamalara bile doğru çözümler sunamazken, Radsan çoğu özel uygulamada tek adrestir. Kuruluşumuzdan bu yana samimiyetle kaliteli ve planlı stratejiler izleyerek, organizasyon becerisini her kademeye yayabilmeyi öğrendik. Zaman içerisinde kurumsallaşmış, yenilikçi ve çağdaş bir firma olmayı becermiş görünüyoruz. Dolayısıyla kendine ve çevresine saygılı bir duruşu mevcuttur. Bu Radsan’ın yegâne ve vazgeçmeyeceği özelliğidir ve öyle olmaya devam edecektir. Bütün bu kazanımların tek bir sonucu var o da elektrik sektörünün çok uzun yıllardır, yıldırım ve paratoner sözcükleri Radsan'la özleştirmesidir.


Bu son süreçte ise, 3. aile kuşağının yönetime uyumu sağlanmış, çalışan kadrosunun eğitimine özellikle titizlik gösterilmiş, Ar-Ge faaliyetleri yoğunlaştırılmış ve altyapıya önemli yatırımlar yapılmıştır. Burada, üzerinde durulması gereken çok önemli ancak üzücü bir konu var. İstatistikler göstermektedir ki ülkemizde, şirketlerin çok büyük yüzdesi 2. kuşakta bölünmektedir. 58 yıl, neredeyse bir insan ömrü fakat Radsan’ın ömrü daha uzun olacak gibi görünüyor. Zira 3. kuşak ile Radsan değerlerini koruyarak yola devam etmektedir. Yüksek eğitim düzeyi ve teknolojik üretim tesisimizle ise, uluslararası firmalarla rekabet edebilecek seviyedeyiz.


Üretimden, yönetim sistemlerine kadar değişiklik gösteren bu yatırımların sonuçları, yakında kendilerini göstermeye başlayacaktır.


Bahsettiğiniz sonuçlardan, hangilerini yakın gelecekte görebileceğiz? 2012 yılında yeni distribütörlükleriniz ve/veya ürünleriniz olacak mı?


Evet, birçok yenilik göreceksiniz. Eski ürünlerimizin modernizasyonunu gerçekleştirdik ve birçok yeni ürün çeşitleri ürettik. Daha ergonomik, yüksek korozyon dirençli, uygulama pratikliği yüksek ve ekonomik ürünler geliştirdik ve geliştirmeye devam ediyoruz. Teknolojik ve modern üretim kapasitemiz sayesinde, birçok özel proje için özel ürünler tasarlıyoruz. Bu şekilde, üretimini yaptığımız ancak genel kataloğumuza koymadığımız yüzlerce ürünümüz bulunmaktadır.


Bilindiği gibi, yıldırımdan korunma ve topraklama konusunda Dünya’nın en büyük firmalarından ERICO’nun Türkiye temsilcisiyiz. Ayrıca, 2009 yılından itibaren uluslararası pazarda çok saygın bir yeri olan DEHN firmasının da Türkiye temsilciliğini yürütmeye başlamış bulunmaktayız. Türkiye pazarının lideri ve birçok ülkeye ihracat yapan Radsan, dünya çapında iki güçlü firmayla iş birliği yaparak, globalleşen dünyada, ülkemiz adına önemli bir hamle gerçekleştirmiştir.


Okurlarımıza Dehn+Söhne ve Erico firmalarının dünyadaki ve Türkiye’deki gelişimini anlatır mısınız?


Erico’yu çok uzun yıllardır ülkemizde tanıtmaktayız ve bu çalışmalarımız sonucu Erico markası pazarda çok büyük bir bilinirlik yüzdesine sahiptir. Bu nedenle, dostlarımızın vaktini harcamak istemiyorum.


Dehn ise, bu yıl 100. yılını kutlayan, dış yıldırımlık ve topraklama sistemleri, darbe koruma (iç yıldırımlık) ve iş güvenliği ürünleri üreten bir aile firmasıdır. Yaklaşık 850 personeli, 17’si Almanya’da 4 tanesi Almanya dışında satış ofisleri bulunmaktadır. 70’in üzerinde farklı ülkede de temsilciliği bulunmaktadır. Size ilginç ve çok önemli bir detay vermek istiyorum. Dehn+Söhne firmasının Türkiye’deki ilk temsilcisi Radsan firmasıdır. Zaten, Dehn markasının Türkiye’de tanınmasını sağlayıp yaygınlaştıran da yine Radsan firmasıdır. 80’li yıllarda Dehn+Söhne firması Radsan girişimleriyle Türkiye pazarına girmiştir. Uzun bir ayrılıktan sonra, iki firma tekrar güç birliğine gitmiştir.


Radsan ve Dehn +Söhne firmasının sektöre sunduğu ürün gruplarını ana hatlarıyla okurlarımıza tanıtır mısınız? Hedef kitleniz kimler?


Radsan, bildiğiniz gibi 60 yıla yakın bir süredir elektrik sektöründe faaliyet göstermekte, yıldırımdan korunma ve topraklama konularında ise Türkiye’nin önde gelen firmalarından biri konumundadır. Bu nedenle konu ile ilgili tüm ürünleri müşterilerimize sunuyoruz. Dış yıldırımlık sistemleri (E.S.E. aktif paratonerler ve montaj ekipmanları, Kafes metotu ve montaj ekipmanları, yıldırım darbe sayaçları, paratoner test cihazları vb.) , iç yıldırımlık malzemeleri ve topraklama malzemeleri olmak üzere 3 ana ürün grubumuz var.


Radsan, dış yıldırımlık ve topraklama ürün grupları için çok çeşitli çözümler üretmektedir. CNC makinalar, otomasyonlu makinalar gibi bilgisayar destekli son teknoloji üretim sistemleri ve yoğun Ar-Ge faaliyetleri ürün kalitemizi Avrupa, fiyat performansımızı ise Asya ülkeleriyle yarışabilecek seviyeye getirmiştir.


Darbe koruma (iç yıldırımlık) sistemlerinde 2009 yılından itibaren ana çözüm ortağımız Dehn+Söhne firması olmuştur. Dehn’in en güçlü olduğu kolu da darbe korumadır. Bu konu için büyük labaratuar yatırımları ve Ar-Ge bütçeleri ayırmıştır. Sadece Avrupa için değil, Ortadoğu, Hindistan gibi şebekesi dalgalı bölgeler ve Çin gibi zor pazarlara da üretim yapmaktadır. Ayrıca, özellikle büyük projelerde, Dehn firmasının yıldırımdan korunma ve topraklama ürünlerini de pazarlamaktayız. Unutmadan şunu da söyleyeyim, Türkiye’de pek bilinmese de Dehn + Söhne firmasının iş güvenliği (özellikle elektrik konusunda) ile ilgili ürünleri de bulunmaktadır.


Sektörde yaygın olarak bilindiği ve çok geniş ürün yelpazesine sahip oldukları için Erico’nun ürün gruplarını da kısaca sıralamak istiyorum: CADWELD® termokaynak ürünleri, ERITECH® yıldırımdan korunma, topraklama ürünleri, CRITEC® darbe koruma ürünleri, CADDY® elektrik ve mekanik tesisat bağlantı parçaları, ERIFLEX® düşük voltaj güç dağıtım sistemleri, LENTON® inşaat sektörü ürünleri. Özellikle CADWELD® ve ERITECH®, çok yaygın olarak kullanılan ürün gruplarıdır.


Sizin ve Türkiye bayisi olduğunuz firmalar hangi sertifika ve kalite belgelerine sahip?


Radsan, bu konuda sektörde en çok belgeye sahip olan firmadır. ISO 9001:2008, ISO 14001:2004, OHSAS 18001, CE, TSEK, TAEK, GOST ve EN 50164-1 / EN 50164-2. Bütün bu belgeleri, gerçekten uyguladığı kalite, yönetim ve üretim sistemleri sayesinde almıştır. Maalesef sektörümüzde, birçok sertifikasyon sadece etiket amaçlı alınmaktadır. Kalite konusunda yüksek duyarlılığı olan insanları bir noktada uyarmak isteriz. Ülkemizde akreditasyon iyi bilinmemektedir. Akreditasyonun, laboratuarlara ait bir sıfat olduğu zannedilip “Akredite Laboratuar  Belgesi “ kelimesi ile hata yapılmaktadır. Doğrusu, “İlgili standart deneyi için akredite olmuş laboratuar belgesi” olmalıdır.


Temsilcisi olduğumuz firmalarsa birçok ülkede faaliyet göstermelerinden dolayı çok çeşitli sertifikasyonlara sahiptirler. Dehn firması, yüksek gerilim hatlarında çalışan işçilerin güvenliği için üretilmiş cihazların test edildiği yüksek gerilim laboratuarları, yıldırımdan korunma ve topraklama bileşenlerinin EN 50164-1 ve EN 50164-2’ye uygunluğunu test eden laboratuarlar ve yine bu malzemelerin EN 62305’e uygunluğunu test eden laboratuarlarına sahiptir. Labaratuar, test ve analiz tabanlı Ar-Ge’de dünyadaki en gelişmiş firmadır. İç yıldırımlık sistemleri için KEMA, VDE,UL ve VDS’den alınmış test belgeleri mevcuttur.


Sektörde hangi standartlar yürürlükte?


Ülkemizde de TS / EN 62305 olarak yürürlüğe giren standartla bu konuda önemli bir eksik giderilmiştir. Bu standarda ek olarak ülkemizin gerçeği olan aktif paratonerler için de TSEK 122’nin de hazırlanmış olması sevindiricidir. Şimdi sıra bilinçli bir şekilde bu standartlara uyulmasıdır. Mesela TS EN 62305-2 de tanımlanan risk hesapları henüz uygulamada pek görülmemektedir.


Yine aşırı gerilimlerden korunma konusundaki TS EN 62305-4 standartı yürürlüktedir.


Radyoaktif paratonerlerin kullanımı TAEK tarafından 2000 yılından beri yasaklanmış durumda ve o tarihten bu yana yetkili kurumlarca toplatılıyor. Türkiye’de bu konudaki uygulamalar nelerdir? Kullanıcılar konu ile ilgili kararlara uygun davranıyorlar mı? Radsan olarak bu konudaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?


İfade ettiğiniz gibi yetkili kurumlar bu ürünleri topluyor ve TAEK ‘e teslim ediyor. Ancak TAEK kullanıcıdan bu ürünü geri almak için bir ücret alıyor. Bu ücret ve ürünün sökülüp İstanbul TAEK-ÇNAEM’e teslim maliyeti, zaman, zaman sorumsuz ve bilinçsiz kullanıcılar veya tesisatçılar tarafından karşılanmamak için ürünler yok ediliyor. Bazen de bizim gibi firmaların kapısına bir çuval içinde bırakılıyor. Ürünler nerde nasıl yok edildiği bilinmediği için toplum sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden bu olay mutlaka önlenmelidir. Ben bu konuda YILKODER olarak basın açıklaması da yaptım. Açıklamamda TAEK’in radyoaktif paratonerlerin geri alınmasında ücret almak yerine, ürün başına ödeme yapmasını ve bu değişimin hızlanmasına katkı sağlamasını önerdim. Ayrıca şimdi alınan ücretin haksız olduğunu bu ürünlere izin verirken zaten bir bedel alındığını hatırlattım.


Sektördeki yeni gelişmeler nelerdir? Radsan’ın ve Dehn+Söhne firmasının pazara sunacağı yenilikler var mı?


Sektörde birçok yeniliği getirdiğimiz gibi yeni Ar-Ge çalışmalarımız da var. Bunları gerçekleştikçe, sizler vasıtasıyla dostlarımıza duyuracağız. Bunlardan en önemli olanın sonucunu almamıza çok az kaldı. Şu an test aşamasında olan ürünümüzün topraklama ile ilgilenen bütün insanlar için çok ilgi çekeceğini düşünüyoruz. Bu proje sonucu elde edilecek know-how’ın yurt dışına ihraç edileceğini de mutlulukla sizlerle paylaşırım.


Dehn firması, ürünleriyle zaten Türkiye pazarındaydı ancak pazarlama hataları yüzünden ürünleri uygulayıcılar tarafından çok fazla bilinmemekteydi. Dünyanın çeşitli pazarlarında, uzun yıllardır faaliyet gösterdikleri için inanılmaz büyüklükte bir ürün yelpazesi var. Bu nedenle projelere uygun ürün sunmakta çok yeterli bir firma. Örneğin, Hindistan’ın bölgesel olarak değişen şebekelerine göre, Hindistan demiryollarına özel veya Çin’deki dalgalı şebekeden etkilenmemek üzere geliştirilmiş ürünler, Türkiye’de yürütülen bir projeye çok uygun ve ekonomik olabiliyor. Bu büyük potansiyeli, ülkemize aktarmak sektöre büyük bir yenilik olacaktır. 


Dünyadaki büyük ülkelerin yıldırımdan ve aşırı gerilimden korunma uygulamaları hakkında neler düşünüyorsunuz? Türkiye ve dünya pazarını karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar ve sıkıntılar ön plana çıkıyor?


Dünya’da yıldırımdan korunma ve topraklama çok önemseniyor. Sürekli bu konular ile ilgili bilimsel toplantılar organizasyonlar yapılıyor, makaleler yayımlanıyor. Standartlar güncelleniyor. Ülke olarak, bu çalışmalarda fazla etkin bir rol üstlenemiyoruz ne yazık ki. Gelişmiş ülkelerin çalışmaları sonrası çıkan standartları ülkemizde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.


Darbe koruma özellikle Avrupa ülkelerinde çok önemli ve popüler bir konu ancak biz de gereken değer verilmiyor. Ciddi yürütülen projeler ve mühendislik çalışmaları dışında, sadece büyük maddi hasara uğrayan kişi/kurumlarca dikkate alınıyor. Türkiye’de yaygın olmayan ya da birincil derece de önemsenir bulunmayan bu sistem çok yavaş genelleşiyor. Zorluklar var ancak sıkıntıları aşmak imkansız değil. Tüm uğraşımız bunun için.


Ülkemizdeki bir diğer sorunsa, rekabetin dışına çıkarak ortak amaçlar doğrultusunda katma değer yaratamamamız. Ne yazık ki, küçük çıkar kavgaları ve dar görüş açısından kurtulamamamız neticesinde organize olarak, belirli hedeflere birlikte yürüyemiyoruz. Batı medeniyetleri ve gelişmiş Doğu ülkeleri bunu çok güzel başarmışlar. Bununla birlikte ülkemizde Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar) gün geçtikçe güçleniyor ve yaşam kalitemizi geliştiriyorlar. Yıldırımdan ve aşırı gerilimden korunma konusunda kaliteyi yükseltmek ve standartlaşmak için Avrupa Ülkelerindeki örnekler baz alınarak ülkemizde kurulmuş olan Yıldırımdan Korunma ve Topraklama Derneği (YILKODER) var. Derneğin daha etkin hale gelebilmesi için konuyla ilgili bütün insanların desteği gerekmektedir. Maalesef ülkemizde bu konularda denetim olmadığı için yanlış ve çok riskli uygulamalar görmekteyiz. Merdiven altı üretimin yarattığı kalitesizlik ve standart dışı ürünler, denetimsiz firmaların yanlış uygulamaları ve hatta sertifikasız, testsiz paratonerlerin satılması gibi birçok sıkıntı ülkemizin gelişmesini engellemektedir. İçinde elektronik devrenin olmadığı, alçıyla doldurulmuş paratonerle korunan bir benzinliğin yaratacağı tehlikenin veya standart dışı ürünlerle yapılmış bir topraklamanın oluşturabileceği maddi kaybı düşünebiliyor musunuz? Sektörle ilgili bütün şahıs/firmaların, çıkarlarını bir yana bırakarak kalitenin iyileştirilmesi için güç birliği yapması gerekmektedir. Umarım, bu röportaj yardımı ile en azından YILKODER’e  daha fazla firmanın üye olmasını sağlayabiliriz.


Araştırmalar, elektronik ekipmanlarda meydana gelen hasarların yüzde 23.7’sinin aşırı gerilimlerden kaynaklandığını gösteriyor. Türkiye’de ve dünyada aşırı gerilimden korunma yönündeki standartlar ve yönetmelikler nelerdir? Bu konuda yeterince bilinç oturmuş durumda mı?


Dünyada IEC EN 62305 olarak yayımlanan ve 4 ciltten oluşan yıldırımdan korunma ve topraklama standardı 2006’dan beri yürürlükte bulunmaktadır. Türkiye’de de TS EN 62305 olarak yayımlanan bir standarttır. Bu standardın 4. Cildi yani TS EN 62305-4, elektrik tesisatlarının ani aşırı gerilimden korunması için gerekli tedbirleri kapsar. Yeterli bilincin oluştuğu söylenemez ancak yine de bu konu ile ilgili bir standardın bulunması umut vericidir.


Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Firmanızın orta ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?


Yıldırımın dedekte edilmesi ve olayın koordinat ve büyüklüğü hakkında bilgi veren bir sistemin ülkemize kazandırılması konusunda bir hayalimiz var. Bu sistem Avrupada 14 ülkede var ve sistemler birbiri ile entegre olarak bağlı biliyorum. Almanya da Siemens bu ağı yönetiyor. Biz de de kurulacak böyle bir ağın  kurulumu ve yönetimi en büyük arzumuz.


Bizim için önemli bir hedef de Dünya firması olmak. Bunun için de kaliteli üretim yapmanın yanı sıra insan ve çevre sağlığına duyarlı üretim gerçekleştirebilmek amacıyla TS EN ISO 9001:2008, TS EN ISO 14001:2004 ve TS EN ISO 18001:2008 sistem belgelerini alarak Entegre Yönetimi Sistemi uyguluyoruz. 


Röportaj: Alper COPLUGİL


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar