elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

OTAM Genel Müdürü Sn. Volkan BAYRAKTAR

Otomotiv teknolojileri alanında Ar-Ge çalışmaları yapmak üzere üniversite & sanayi işbirliğinin somut bir adımı olarak kurulmuş olan OTAM (Otomotiv Teknolojileri Araştırma Merkezi), İTÜ Teknokenti'nde faaliyetlerini sürdürüyor. Genel Müdür Sn.Volkan Bayraktar ile Türkiye'de otomotiv alanında yapılan Ar-Ge çalışmalarını ve OTAM'ın faaliyetlerini konuştuk.



A- A+
19.11.2011 tarihli yazı 2537 kez okunmuştur.

OTAM’ı kısaca tanıyabilir miyiz? Kuruluş amaçları nelerdir? Firma yapılanmasından bahseder misiniz?


OTAM, otomotiv sektöründe sanayi ile üniversite arasındaki iletişimi güçlendirmek ve bu anlamda da üniversite-sanayi işbirliği içerisinde yenilikçi Ar-Ge projeleri yapmak, sanayinin kritik teknoloji konularında sanayiye destek vermek amacıyla kurulmuş olan bir oluşumdur. 2004 yılında ilk olarak ÜSAMP (Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezleri Programı ) çerçevesinde kurulan bir yapılanması var. ÜSAMP, 2000’li yılların başlarında TÜBİTAK’ın ortaya koymuş olduğu bir üniversite-sanayi işbirliği modeliydi. Bu model kapsamında Türkiye’de kurulmuş olan değişik merkezler vardı. Bunlardan bir tanesi de OTAM.


OTAM’ın oluşumunun altında İstanbul Teknik Üniversitesi’nin çok köklü bir otomotiv ve makine mühendisliği altyapısı yatıyor. Bu anlamda İTÜ’de ciddi bir mühendislik oluşumu var. Bunun, ÜSAMP modeli kapsamında İTÜ, TÜBİTAK ve OSD (Otomotiv Sanayicileri Derneği)’nin bir araya gelmesi ile oluşturdukları bir üniversite-sanayi işbirliği modelidir.


Daha sonra OTAM 2007 yılında mevzuat gereği bir aynı amacı güden teknokent şirketi haline geliyor ve ortaklı yapısı içerisine İTÜ, OSD, TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği) ve o zamanki adıyla Uludağ İhracatçılar Birliği, bugünkü adıyla Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) dört ortaklı bir yapıda OTAM’ı bir anonim şirketi haline getiriyorlar. Bu süreçte TÜBİTAK, görevini tamamlamış olduğu için yapıdan ayrılıyor. 


Bizim amacımız başından beri üniversite ile sanayiyi olabildiğince birbirine yaklaştırmak. Bu sadece İTÜ ile de sınırlı değil. Diğer üniversitelerdeki hocalarımızla da çok yakın ilişkilerimiz var. Bu yakınlaşmadan, sanayi şirketlerinin katma değeri ileri teknoloji birikimini arttırabilmek adına çalışmalar ve ortak projeler düzenliyoruz.


OTAM’ın otomotiv sektörüne sunduğu hizmetler nelerdir?  


Bizim özellikle, otomotivin çok kritik birkaç alanında test ve analiz yeteneklerimiz var. Bunlar özellikle içten yanmalı motorlara yönelik motor analizleri, egzoz ölçümleri, güç-tork- performans ölçümleri gibi. Araçlarda bizim NVH dediğimiz gürültü ve titreşimler üzerine, analiz ve değerlendirme yeteneklerimiz var. Araçların mekanik ömürleri ve yol yüklerinden kaynaklı yorulmalarla ile ilgili konularda analiz ve değerlendirme çalışmalarımız var. Bunun dışında yoğun olarak araç dinamiği konularında çalışıyoruz. Temel konularda tasarım destekleri veriyoruz. Bunun yanında İTÜ ile beraber araçların Türkiye’ye girişi, satışı, satışa uygunluğu ile ilgili tip-onay faaliyetlerini yönetiyoruz. Bunun yanında yan sanayi şirketlerine ve KOBİ’lere, özellikle Türkiye’deki devlet teşvikleri, Ar-Ge teşvikleri ile ilgili TÜBİTAK, TTGV ve SAN-TEZ gibi teşvikler ile ilgili proje hazırlama, yürütme ve sonuçlandırmak ile ilgili hizmetler veriyoruz.  Kimi projelerde onları teknik olarak destekleyecek şekilde ortak olarak da giriyoruz. Bazen alt yüklenici olarak bazen de dışarıdan gözlemci olarak pozisyon alabiliyoruz.


Çalışmalarınızda Ar-Ge’nin önemi ne boyuttadır? Ar-Ge konusundaki yatırımlarınız nelerdir?


Ar-Ge bizim temel konumuz. Hatta tek konumuz. Yaptığımız tüm faaliyetler Ar-Ge faaliyeti. Testler, Ar-Ge’nin bir parçası olan testler. Yeni bir ürün geliştirilirken şirketlerin ihtiyaç duydukları testler. Bizim yapmış olduğumuz projelerin tamamı araştırma-geliştirme projesidir. Ya bu araç veya aracın altında çalışan sistem ticarileşmiş durumda iken ortaya çıkan problemlerin çözümüne yönelik Ar-Ge çalışmaları ya da sıfırdan yeni bir araç tasarımı içerisinde ana şirket ile beraber ortak yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmaları. Dolayısıyla OTAM yaptığı tüm faaliyetler, Ar-Ge faaliyetidir. Bunun dışında birkaç tane sürekli yürüyen endüstriyel hizmetlerimiz dışında başka faaliyetimiz yok. Dolayısıyla biz Ar-Ge temelinde kurulmuş olan bir şirketiz. Bu anlamda da belki sektörde mühendislik hizmetinin yanında ürün satmayan, ürün distribütörlükleri olmayan tek şirket konumundayız. Bunu da bu şekilde sürdürmeyi planlıyoruz. Gelecek dönemde de özellikle yenilikçi araç teknolojileri ile ilgili ciddi yatırım ve stratejik büyüme planlarımız var. Bu kapsamda 2008 yılında kurulmuş olan Otomotiv Teknoloji Platformu adında bir oluşum mevcut ve 3 yıldır faaliyet gösteriyor. 30 civarında üyemiz var. Bunların içerisinde büyük şirketler de var. Ford Otosan, Renault, Otokar, Isuzu, TOFAŞ, Temsa gibi. Bir de yan sanayi şirketlerimiz var; Martur gibi Farga gibi. Bunun yanında mühendislik şirketlerimiz var, TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü var. OSD ve TAYSAD ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) bu platformun üyeleri.


Bizim aynı zamanda TTGV ile Ar-Ge tabanında bir işbirliğimiz söz konusu.  Çünkü bildiğiniz gibi TTGV de, kredi de olsa Ar-Ge projelerine teşvik desteği veren bir kuruluş. Bu konuda yaşanan en büyük sıkıntılardan bir tanesi başvuran şirketlerin, KOBİ’lerin, yani bizim geliştirmek istediğimiz büyük çoğunluğun, mühendislik tarafının yeteri kadar güçlü olmaması. TTGV ile OTAM olarak aramızda yaptığımız bir protokol var. Bu protokol kapsamında bizim içinde yer aldığımız Ar-Ge projelerinde kendilerine başvurulduğu zaman şirketlerin çok daha rahat bir şekilde süreci tamamlamalarını ve bizim asistanlığımızda bu Ar-Ge sürecindeki sorgulamalarını çok daha kolay tamamlamalarına yönelik bir anlaşmamız var. Bu kapsamda İTÜ OTAM yapılanmasını, bu şirketin Ar-Ge’siymiş gibi değerlendirmelerine yönelik bir uygulama var. Biz de bu proje kapsamında projeden çıkarken şirket içinde bir Ar-Ge yapılanması kurarak şirketten ayrılacağımızı taahhüt etmiş oluyoruz. Bu da özellikle KOBİ’lerin hem bir Ar-Ge personeli istihdam etmelerinin önündeki zorlukları hem de personeli eğitmek ve yetkinleştirmek ile ilgili süreci çok hızlandıran bir formül olarak görüyoruz.


Türk otomotiv sektörü hakkındaki görüşleriniz nelerdir?


Sektörün özellikle 90’lı yılların sonundan itibaren Ar-Ge’ye çok ciddi ölçüde önem gösterdiğini görüyoruz. Bu konudaki çalışmaların çok ciddi boyutlara geldiğini görüyoruz. Özellikle bu dönemde Türkiye’de gelişen ihracatta Ar-Ge desteklerini ve ortaya çıkmış olan yeni Ar-Ge kanununu ve hızla artan KOSGEB, SAN-TEZ gibi teşvik unsurlarının bu konuda büyümeye çok ciddi anlamda desteği ve katkısı olduğunu düşünüyoruz. Global ölçekte tüm ülkelerde, özellikle devletin bu yöndeki teşviklerinin çok ciddi bir motivasyon kaynağı olduğunu biliyoruz. Bu motivasyonun bir benzerinin de Türkiye’de hemen hemen büyük ölçekli firmaların tamamında buna karşı cevap aldığını görüyoruz. Bugün çok ciddi olarak kurulmuş olan Ar-Ge merkezleri ve ulaşılmış olan çok ciddi bir Ar-Ge personeli sayısı var. Geçmişe yönelik olarak bakıldığı zaman da çok ciddi bir ilerleme olarak görüyoruz. Kuşkusuz daha atılması gereken adımlar vardır. Biz bugüne kadar gelen süreci başarılı olarak değerlendirmekteyiz. Bunun bir parçası olabildiğimiz müddetçe de bundan mutluyuz.


Elektrikli araçlar hakkında çalışmalar yürütüyor musunuz?


Elektrikli araçların içerisinde, ilk hibrit elektrikli araçlardan başlayan süreç itibari ile OTAM bu çalışmaların içinde. Özellikle farklı alt kritik teknolojilerin geliştirilmesi ile ilgili olarak geçmişte çok ciddi çalışmalar yaptık ve bunu özellikle İTÜ’nün akademisyen kadroları ile gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımız sırasında yanımızda her zaman için endüstriden partnerlerimiz, kamunun başk Ar-Ge merkezlerinden geliştirme ortaklarımız oldu. Böyle bir modelin daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Böyle büyük konsorsiyumlarla hareket etmenin daha doğru bir model olduğuna inanıyoruz. Özellikle bu tip yeni gelen teknolojileri karşılarken. Bu konudaki çalışmalarımızı bugün de sürdürüyoruz. Bugün de değişik proje planlamaları içerisindeyiz. Bizim için yeni bir dönem. Şu anda hazırlığı içerisinde olduğumuz farklı boyutlarda iki tane projemiz var. Önümüzdeki dönemde bu projeleri olabildiğince hızlı bir şekilde hayata geçirmeyi istiyoruz. Elektrikli araçlara baktığımız zaman, elektrikli araçlardan gerçekten ülke bazında katma değeri yüksek bir kazanç elde etmek istiyorsak elektrikli aracı oluşturan kritik komponentler ve teknolojiler konusunda ciddi katma değeri olan bilgi birikimleri ve ortaya koymamız gerekiyor. Yoksa biz parçaları dışarıdan ithalat yolu ile temin eden ve üzerinde yerli birleştirmenin fiyat avantajı ile belirli bir üretim yapan noktaya geliriz. Dolayısıyla buradaki katma değeri yükseltebilmek için özellikle biz OTAM olarak önümüzdeki dönemde elektrikli araçların altında yer alan özellikle yazılımsal ve güç elektroniği kapsamındaki kontrol üniteleri gibi konularda daha aktif bir rol almayı, daha aktif bir geliştirme çalışmasında bulunmayı ve bu yönü ile de sadece OTAM’a değil Türk otomotiv sektörüne katma değeri yüksek ürünler armağan etmeyi hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi elektrikli araçlar dünyada çok ciddi olarak gelişen bir pazar. Ve bu konuda, özellikle gelişmekte olan ülkelerin de çok ciddi bir şekilde bu pazarın gelişmesine katkı verdiğini görüyoruz. Bugün Çin, Hindistan gibi ülkelerde çok ciddi elektrikli araç pazarlarının oluştuğunu, Avrupa anlamında bir üretim olmasa bile belirli olarak ciddi üretimlerin yapıldığını görüyoruz. Türkiye olarak bu oyunun içerisinde yer almak istiyorsak özellikle, tekrar altını çizmek istiyorum, katma değeri yüksek ürünleri Türkiye’de lokalize etmeli ve başarabilmeliyiz diye düşünüyorum.


OTAM’da çalışmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir? Kendilerini geliştirebilecekleri alanlar hangileridir? 


Bugün için baktığınız zaman, biz OTAM olarak öğrencilerle çalışmaya çok fazla değer veriyoruz. Özellikle akademik kadrolarla beraber yaptığımız ortak Ar-Ge projelerinin içerisinde her zaman için öğrencilerin yer almasını sağlıyoruz. Bir veya iki öğrenci arkadaşımız mutlaka oluyor. Sonra öğrenci arkadaşlarımızın ya beraber çalıştığımız partner şirketler içerisinde kadrolaşmalarını veya bizim kadromuz içerisinde yer bulmalarını sağlıyoruz. Bu konuda yapmış olduğumuz uzun soluklu çalışmalarımız var. Bizim kadromuzun temeli oluşturan bir kısmı İTÜ’nün kendi öğrencilerinden oluşan ve bizimle uzun süredir çalışan, askere gönderdiğimiz, geri gelen, 2004’te kurulduğumuzu düşünürsek yaklaşık 4-6 yıl bandında çalışan arkadaşlarımız var. Dolayısıyla, özellikle genç arkadaşlarımıza çok fazla önem veriyoruz.


Genç arkadaşlara önerim şunlar olabilir. Uzmanlığın öneminin arttığı bir teknoloji döneminde yaşıyoruz. Dolayısıyla önce bir dal seçmeleri ve bu konuda uzmanlaşmaları çok önemli. Bunu yaparken de şunu söylüyorum, artık bir yüksek lisansın ya da doktoranın değeri geçmişe göre çok daha yüksek. Bunu yaparken bir başka konuda, birbirine yakın olan teknoloji dalları arasındaki sinerjiyi sağlamak önemli. Dolayısıyla bugün çift diploma, çift anadal programı, yüksek lisans veya doktoranın başka bir tamamlayıcı alanda yapılması son derece önemli. Dolayısıyla arkadaşların bu tür çapraz ilişkileri, disiplinler arası konuları dikkate alması gerektiğini düşünüyorum ve bunu arkadaşlara tavsiye ediyorum.


Altını çizmek gereken kritik konulardan bahsetmek gerekirse, önümüzdeki dönemde otomotiv teknolojileri içerisinde hızla artan bir elektronikleşme süreci var. Burada özellikle güç elektroniği, gömülü yazılımlar son derece kritik bir noktaya doğru gitmekte. Bunun yanında elektrikli araçlarda, bunu hem bataryalı elektrikli araçlar hem de daha ileriki bir aşamaya ertelenmiş olan yakıt hücreli (fuel-cell) sistemler için düşündüğümüz zaman özellikle malzeme bilimi, kimya tekrar oyunun içine doğru giriyor. Çünkü bugün enerjinin dar bir hacimde bulunabilmesi ve bunun verimli olarak kullanılabilmesi son derece önemli. Dolayısıyla burada kimyanın ve malzeme mühendisliğinin altını çizmek lazım.


Başka bir konu olarak baktığımız zaman, araçların hızla hafifleştiğini görüyoruz. Bu hem makro stratejiden dolayı, yani bir aracın amacı güvenli olarak insan taşımaktır. Dolayısıyla güvenliği elden bırakmadan amaca hizmet edebilmek için olabildiği kadar aracı hafifleştirmek ve bu sayede yakıt tüketimini azaltmak, motorları küçültmek, hem daha çevreci hem daha az yakıt tüketen ama performansı yüksek araçlar ortaya çıkarabilmek bir stratejidir. Bu kapsamda en önemli konulardan bir tanesi araç hafifleştirmeleri ve alternatif malzemeler, bugün için hafif metaller veya kompozit malzemeler. Bu konular son derece önemli. Genç arkadaşların ilgisini çok ciddi olarak çekebileceğini düşünüyorum. Özellikle metal matriks kompozitler veya bizim halen kullandığımız konvansiyonel tip fiber kompozitlerin ileri teknoloji olanları. Bunlar, üzerinde çalışılmaya değer konular arasında. Yine bugün için araç gürültü ve titreşimleri yani konfor, ergonomi ve kullanılabilirlik ve yine hafifleştirmeye yönelik olarak yapısal optimizasyon ve bunun araç mukavemetine etkileri, bugün için otomotiv mühendisliği ile ilgili arkadaşların üzerinde durması gereken konulardır diye düşünüyorum.


Röportaj: Alper COPLUGİL


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar