elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

ETMD Yönetim Kurulu Başkanı Sermet ŞATIR

Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği (ETMD) Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Sermet Şatır, dernek olarak denetleme yetkilerinin olmadığını ancak TSE'ye ve EMO'ya tavsiye niteliğinde fikirlerini ilettiklerini söyledi. Dernek çalışmalarının yasal zemine oturtulması gerektiğini kaydeden Sermet Şatır, bunun denetleme mekanizmasını da etkin hale getireceğini belirtti.



A- A+
19.07.2011 tarihli yazı 4293 kez okunmuştur.

Röportaj: Alper COPLUGİL


 


Öncelikle ETMD'nin kuruluşundan biraz bahsedelim. Böyle bir derneğin kurulma ihtiyacı nereden doğdu? Derneğinizin çalışmalarından kısaca bahseder misiniz?

Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği'nin fikri ilk olarak 1998 yılında ortaya atıldı. Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği'nin kuruluşunda öncelikle Sanayi Mühendislik'in sahibi Levent Dirlik ve benim girişimlerimle, elektrik tesisatı konusunda uğraşan profesyoneller olarak bir araya gelip kendi sektörümüzle ilgili sorunları konsantre bir şekilde çözebilir miyiz, bunlara yönelik yöntemler bulabilir miyiz fikri ile bu işe başladık. 1999 yılında kurucu üye olarak Levent Bey ile birlikte bazı isimler belirledik ve bu isimlere başvurduk. Başvurduğumuz isimlerin hemen hepsinden olumlu geri dönüşler oldu. Arma-Elektropanç'tan Kemal Kızılhan, EAE'den Yusuf Hikmet Kaya, Anel Elektrik'ten Rıdvan Çelikel, HB Teknik'ten Hüseyin Gürsoy ve Sabri Günaydın, İsmet Defne, Bülent Cedetaş ve Cedetaş Grubunun alt kadrolarındaki arkadaşlar Adnan Ökşen, ki Adnan Bey bir önceki dönem yönetim kurulu başkanımızdı. Bu isimlerle ilk toplantılarımızı yapmaya başladık ve katılımcılarımızın önerileri ile ilk üye listemizi ortaya çıkardık ve resmi olarak 2000 yılında derneği kurduk.


Derneğim sa fasd asd izin, karar verme noktasında tamamen profesyonellerden oluşan kadro ile yönetilmesini arzu ettik. Buradaki hedeflerden bir tanesi bilgi seviyesini belirli bir noktanın üzerinde tutabilmek, ikincisi ise sektör içinde işin teori kısmından ziyade pratiğe yönelik sorunları çözebilmek için bu yöntemi tercih ettik. Bizden daha önce, makine mühendislerinin kurmuş olduğu Türk Tesisat Mühendisleri Derneği'nin çalışmalarından ve tecrübelerinden yararlanarak tüzüğümüzü oluşturduk. Bu tüzüğü oluştururken sektör içerisinde; birincisi sadece elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendisliği eğitimi almış kişileri asil üye olarak kabul etme kararını aldık. İkincisi, bu bölümlerden mezun olsa dahi bu sektörde en az sekiz sene çalışmış olma şartı koyduk. Bu tabi ki yeni mezun veya halen üniversite öğrencisi olan, eğitimine devam eden arkadaşları derneğin dışında tutulmasını hedeflemiyordu. Biraz önce belirttiğim nedenlerden dolayı böyle bir kural konuldu. Asil üyelik şartlarını sağlayamayan arkadaşlarımız için aday üyelik statüsü geliştirildi.


Tabi derneğimiz ilk kurulduğu günden itibaren sektör içerisinde bu işi domine eden ana firmaların hemen hepsinin ciddi bir ilgisi oluştu. Bu firmaların çok ciddi katkıları oldu. Dernek bünyesinde komisyonlar oluşturuldu. Özellikle standartlar ve yönetmelikler komisyonu başlangıçta oldukça yoğun faaliyetlerde bulundu. Biz bu komisyonun faaliyetlerini, içinde bulunduğumuz dönemde de eski hızına getirme gayretindeyiz. Bu konuda yönümüzdeki tek sıkıntı, bir gönüllü sivil toplum kuruluşu olarak herhangi bir yaptırımımız yok. Dolayısıyla biz tamamen tavsiye mahiyetinde önerilerde bulunabiliyoruz.


Binalarda tesisat güvenliğini ilgilendiren konulardaki yönetmelik veya mevzuatların düzenlenmesi için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu konuda kamuoyunu bilinçlendirmek ve şartnamelerin uygulanmasını sağlamak üzere hangi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

Biz tamamen gönüllü bir kuruluş olduğumuz için bizim yönetmelik çıkartma yetkimiz yok. Bunu ancak, devletin bu konuda görevlendirdiği kurumlarla işbirliği yaparak sağlayabiliriz. Kaldı ki derneğimiz kurulduğu günden bu yana Elektrik Mühendisleri Odası'nın çok ilgisini çekmektedir. Elektrik Mühendisleri Odası ile birçok toplantılar yapılmıştır. Keza geçtiğimiz aylarda EMO Yönetim Kurulu Başkanı ve iki yönetim kurulu üyesi, bizim toplantımıza nezaket ziyaretinde bulundular, sağolsunlar. Onlarla da önümüzdeki dönem içerisinde işbirliği çalışmalarımız devam edecek.


Kamuoyunu bilinçlendirmek ve şartnamelerin uygulanmasını sağlamak için biz; birincisi, dernek içerisinde yapılan çalışmaları ve düzenlenen seminerleri notlar halinde üyelerimize gönderiyoruz. Kurulduğumuz günden beri, yaklaşık on yıldır süren bir yayınımız var. Bu yayınımız derneğimize üye olan ve hatta üye olmayan kuruluşlarımızın verdiği reklamlarla destekleniyor, ağırlıklı olarak. Aslına bakarsanız tamamen tecrübe aktarımını sağlamaya çalışıyoruz. Yani bu konuda fiili olarak emek harcamış, 30, 40 hatta 50 yılını bu sektöre vermiş olan ağabeylerimiz, duayenlerimiz ile bunların bilgi birikimlerini daha genç olan arkadaşlarımıza aktarıp hatalı işler yapılmasının önüne geçmeye çalışıyoruz.


Tabi şöyle bir durum var; yaptırımı olmayan kanunlar havada kalıyor. Bizim bu dönem içerisinde ana hedeflerimizden bir tanesi, ki geçen genel kurulda bu konunun özellikle üzerinden geçildi, bakanlık seviyesinde lobi faaliyetlerini yürütüp derneğimizin 'Türkiye Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği' sıfatını kazanması için bir çalışmamız yürüyor. Artı, derneğimizin bilinirliğini arttırmak için çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki dönemde gerek EMO ile yapılacak çalışmalar, gerek bakanlık düzeyinde yapılacak çalışmalarda hedefimiz, çalışmalarımızı yasal bir zemine oturtma yönünde olacak.


Konuya sadece elektrik tesisatı yönünden bakmak sınırlı olabilir. Burada, bu tesisat projelerini kim hazırlıyor, işlerin yeterliliği nedir, burada bir akreditasyon olabilir mi, gibi işin denetim boyutunda bir hedefimiz de var. Bu henüz, tüm üyelerimizin fikir birliğine varmadığı, uygulanıp uygulanamayacağı yönünde endişelerimizin olduğu bir konu ama bir Türkiye'de 'Profesyonel Mühendis' kavramını getirmeye çalışacağız. Profesyonel mühendisliğin örnekleri Avusturya'da, Almanya'da, İngiltere'de var. Bunun benzerini Türkiye'de yapabilir miyiz? Tabi yasal zemini olmayan bir konu olarak bu, çok parametreli bir konu. Dolayısıyla hazırlanması zaman da alacak bir konu. Kısa vadede yapılabilecek bir şey değil. Bizim kısa vadede yapabileceğimiz şey şu; derneğimiz şu an rüştünü ispat etmiş vaziyette. Gerek dernek üyelerinin iş hacimlerinden olsun, gerek piyasadaki bilinirliklerinden dolayı eğer ETMD bu konuda çalışırsa bu bir mahalle baskısı oluşturacaktır. Ancak dediğim gibi bunun esas olması gereken yasal zemine oturtulması.


Elektrik tesislerinde denetleme mekanizması ne oranda işliyor? Bu konuda denetleyici kurum ve kuruluşlar ile proje taahhüt firmalarına önerileriniz nelerdir?

Denetleme mekanizmasının etkin olması dernek çalışmalarının yasal zemine oturtulmasını gerekli kılıyor. Ancak o zaman bu konu düzene girebilecek. Biz şu anda gerek Türk Standartları Enstitüsü'ne gerek EMO'ya yeni bir takım yönetmeliklerin çıkması ve yeni standartların hazırlanmasında tavsiye mahiyetinde fikir verebiliyoruz. Dolayısıyla şu an denetleme mekanizmamızı yasal zemine oturtan bir durum yok. Aslında bu konuya çok girmek de istemiyoruz. Çünkü denetleme demek aynı zamanda sorumluluğunu da almak anlamına geliyor ki gönüllük esasına dayanan kuruluşlarda böyle bir fonksiyonun olmadığını yurtdışında da görüyoruz. Çünkü biz kanun koyucu da değiliz, kanunu denetleyici de değiliz. Bizim görüşlerimiz şu aşamada tavsiye niteliğinde kalıyor. Ama konuya şöyle bakmak lazım, hiç yoktan iyidir. Çünkü Türkiye'de bazı konular gelişmiş ülkelere göre bir miktar geriden geliyor. Bu da normaldir, böyle bir süreçten geçmek zorundayız. Biz bu sürecin içerisinde, bugün içinde dolu olmayan noktaları doldurabilmek için sektörün sözünü dinlediği kişilerin bilgilerinden, tecrübelerinden, temsil ettikleri kurumların yeterliliklerinden faydalanmak istiyoruz. 


Diğer meslek ve ihtisas odaları, dernekler ve kamu kurumları ile ne gibi işbirlikleri gerçekleştiriyorsunuz?

Şu ana kadar birçok dernekle ortak faaliyetlerimiz oldu. Ortak desteklediğimiz projeler oldu. Örneğin eylül ayında TÜYAK (Yürkiye Yangından Korunma Derneği)'nin bir semineri var, onların bir destek talebi oldu, buna olumlu cevap verdik. TÜYAK eski başkanı Sayın Abdurrahman Kılıç zaman zaman derneğimizde seminerler verir, yaptığımız etkinliklerde konuşmacı olarak yer alır. Bunun dışında Enerji Derneği olsun, Müteahhitler Derneği olsun, EMO olsun, bunlarla zaten sürekli iletişim halindeyiz.


Eğitim çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bizim bir yayın komitemiz var. Bu komite eğitim çalışmalarımızı önümüzdeki bir yıl için belirliyor. Eğitim çalışmaları birkaç bölümden oluşuyor. Bir tanesi, bizim tamamen dernek yönetim kurulu olarak içerisinde yer aldığımız seminerler. Burada ETMD kendi kimliği ile konuşuyor. Bunun dışında bir de dernek merkezimizde firma tanıtımları oluyor. Firma tanıtımları tamamen profesyonel çalışmalar. Yani belirli bir şirket kendi ürün ve hizmetleri ile ilgili bir tanıtım yapmak istediğinde biz bunu üyelerimize bildiriyoruz. Belirli bir bağış karşılığında derneğimizin imkanlarını kullanarak firmalar burada istedikleri tanıtımı yapabiliyorlar. Biz bu tanıtımların içerisine dahil olmuyoruz. Yani orada anlatılan içeriğini onaylamak, değiştirmek veya firma kimliklerini gizlemek gibi bir misyonumuz yok, olmayacak da. Dileyen istediği konuyu anlatabiliyor. Firmanın başarısı oranında geri dönüşler alıyor.


Üniversite-sanayi işbirliği Konusunda ETMD'nin görüşü ve vizyonu nedir? Bu işbirliğini geliştirmek için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Elektrik, elektronik, bilgisayar gibi içeriği son derece hızlı gelişen konularda Türkiye'deki üniversitelerin bu değişime çok hızlı ayak uyduramadığını hepimiz gözlemliyoruz. Biz bu güne kadar üniversitelerden hocalarımız hep aramıza davet ettik. Onlarda bizleri kırmadılar, aramıza katıldılar. Bu halen daha devam ediyor. Yönetim kurulumuzda her dönem aramızda mutlaka hocalarımız oldu. Onların desteğine de çok ihtiyacımız var. Bizim onları desteklediğimiz kadar bizim de onların desteğine çok ihtiyacımız var. Çünkü biz işin ağırlıklı olarak pratik tarafındayız. İşin teorisine, üniversitedeki hocalarımız veya onların yetiştirdikleri ekipler kadar zaman ayıramıyoruz. Dolayısıyla onların bize birçok desteği oldu. Gerek çıkardığımız kitaplar olsun, gerek seminerlerimiz olsun gerekse de bunların yönetilmesi olsun sağolsunlar desteklerini esirgemiyorlar. Öğrencilere staj imkanı sağlanması gibi, burs verilmesi gibi bir takım konularda bizim zaten uygulamalarımız var. Üniversite içerisinde verilen seminerlere katılıyoruz.


Tabi üniversiteler nasıl hazır eleman yetiştirecek noktaya gelir, bu üzerinde uzun süre çalışılması gereken bir konudur. Bir örnek anlatmak istiyorum, bundan birkaç sene önce Boğaziçi Üniversitesi'nden gelen bir hocamız, o zaman bölüm başkanıydı, onun söylediği, 'Profesör olarak ben varım, benim altımda hiç kimse kalmadı. Doçentliğini bekleyen bir yardımcı doçent var, onun dışında tamamı asistan'. Şimdi, üniversitelerin birer cazibe merkezi haline getirilmesi gerekiyor. Bunu yapabilecek olan biz değiliz. Bugün ben genel olarak üniversitelere bakıyorum, özellikle elektrik, elektronik, bilgisayar gibi bölümlerden mezun olanlara iş anlamında üniversitede önemli bir gelecek vaat etmiyorlar. Bu bir gerçek, dolayısıyla bunun bir cazibe merkezi haline getirilmesi gerekiyor ki bizden sonraki nesilleri yetiştirecek olan kişinin de belirli bir gelecek beklentisinde olması lazım. Ama siz üniversitede kendisini son derece geliştirmiş, kabiliyetli birine düşük miktarda ücret verdiğiniz zaman üniversitenin bir çekiciliği kalmıyor. Şu anda bizim derneğimiz içinde, hatta yönetim kurulu içindeki üyelerimiz, tamamen gönüllü olarak üniversitelerde ders veriyorlar. Bu para kazanmak için değil, tıpkı ETMD'nin kuruluş amacında yazdığı gibi gençlere faydalı olabilmek, onların iş hayatında tutunabilmesi için aktarılması gereken tecrübeleri vermek üzere, tamamen gönüllülük esasına dayanarak üniversitelerde ders veren bir çok üyemiz var. Tabi bu ETMD çatısı altında organize bir şekilde yapılıyor mu derseniz, hayır. Çünkü herkesin bir iş hayatı var. Bu gene kişilerin gönüllük esasına dayanarak verdiği zamanlarla sınırlı.


Elektrik tesisat mühendisliğinin uzmanlık alanı olabilmesi için, üniversitelerce atılması gereken adımlar ne olmalıdır?

Branşlaşmanın çok artması gerekiyor, profesyonelleşme son derece önemli. Elektrik mühendisi diye bir kişiyi öne çıkarıyorlar. Elektrik mühendisi ne demektir? Elektrik mühendisi enerji üretir mi? Dağıtır mı? Haberleşme ile mi ilgilenir? Elektronik tasarım ile mi ilgilenir? Işıkla ve ses ile mi ilgilenir? Şimdi uzmanlıklar ne kadar arttırılırsa bireyin kendisi ve toplum için o kadar faydalı olur. Ancak bunun yöntemi, üniversitelerde branşlara özel bölümler açmak ve öğrenciyi sadece o bölümde yetiştirerek örneğin 'elektrik tesisat mühendisi' yetiştirmek değildir. Bunun en güzel yöntemi, üniversite hayatının bir kısmını iş hayatı içerisinde geçirmektir. Örnek olarak şu an lisans hayatından sonra yapılan ve belirli bir süre iş tecrübesinden sonra üniversite ile iş hayatının beraber gittiği ve bazı executive programlar gibi uygulamaların yapılması gereklidir. Gelişmiş ülkelerde çok fazla örneği var ve bizde de yapılması gereken budur. Üniversitede lisans seviyesinden mezun olduktan sonra onun devamında yapılan yüksek lisans ve doktora çalışmalarının mutlaka sanayi ile iç içe yapılması gerekiyor. Aksi takdirde teorinin ötesine geçmez.Aslında biraz önce de bahsettiğim profesyonel mühendislik, bunun bir adım ötesi. Yani bir mühendis gittiği üniversitede yüksek lisans yaparken üç sene belirli bir dağıtım firmasında çalıştıktan sonra bu kişi artık dağıtım konusunda uzman mıdır, değildir. Bu akreditasyonun sektör içerisinde çalışan belirli bir grup tarafından veriliyor olması ve bu grubun da mutlaka yasal bir zemininin olması şart. Bu da ancak odalarla beraber yapılabilecek bir şey.


Son olarak binalarda tesisat güvenliğinin önemi açısından kamuoyuna çağrınız nedir?

Serbest piyasa ekonomisi, herkesin dilediğini seçme özgürlüğünü getiriyor. Dilediği kişi ve kurumlarla çalışma özgürlüğünü veriyor. Biz projeleri üçe ayırıyoruz; high-end projeler, mid-end projeler ve low-end projeler. Şimdi high-end projeleri yapan firmalar için bilinirlik had safhada. Yani işi veren firmalar olsun, denetlemeyi yapan kişiler olsun, işi yapan ekip olsun, ben bu firmalarda çok sıkıntı görmüyorum. Sıkıntı, daha çok orta ve düşük seviyedeki iş alanlarında oluyor. Yapılacak olan işin niteliğine göre çalışılacak olan firmaların dikkatli seçilmesi gerekiyor. Firmanın geçmişi, bugüne kadar yapmış olduğu işler oldukça önemli. Firmanın referansları sadece internet sitesine bakılarak değil, bitmiş olan projeler incelenerek araştırılmalı. Karar verirken görsele çok fazla önem vermeyip işin detayına inmekte fayda var. Zaman ve para kaybetmemek için bu yapılmalıdır. Referansları iyi olan firmaların zaten daha büyük projeleri gerçekleştirdiklerini zaten herkes gözlemliyor.


Elektrikport


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar