elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Entek Şirketler Grubu Genel Müdürü H. Cengiz CELEP

Otomasyon sektörünün önde gelen şirketlerini bünyesinde barındıran Entek Şirketler Grubu, pnömatikten endüstriyel otomasyona kadar bir çok konuda çözüm ve hizmet sunuyor. Entek Şirketler Grubu Genel Müdürü Hüseyin Cengiz Celep ile otomasyondan eğitimin önemine kadar bir çok konuyu konuştuk.



A- A+
20.04.2011 tarihli yazı 6609 kez okunmuştur.

Entek Şirketler Grubu; pnömatik, eğitim ve otomasyon konularında faaliyet gösteriyor. Firmanızdan ve şirket yapılanmanızdan bahseder misiniz? Sektöre ne tür hizmet ve ürünler sağlıyorsunuz? 


1993 yılında Entek Pnömatik'i kurduk ve pnömatikte dünya devi olan SMC firmasının pnömatik malzemelerini Türkiye'ye getirerek endüstrinin kullanımına sunduk. Entek Pnömatik, sadece pnömatik ile uğraşan, sadece SMC malzemelerini satan bir firmadır. Bu bizim genel prensiplerimiz doğrultusunda kurulmuş bir şirkettir. Daha sonra 2004 yılında Entek Otomasyon ürünleri firmasını kurduk ve bu firma ile de sensör konusunda Japon devi olan Keyence firmasının ürünlerini satmaya başladık. Keyence sadece algılama teknolojileri ve sensörler konusunda çalışan bir firma. Entek Otomasyon, sadece otomasyon ile uğraşan, otomasyonda uzmanlaşmış ve sadece Keyence satan bir firmadır. Daha sonra Entek Otomasyon firmamıza Euchner markasının temsilciliğini aldık. Euchner de günümüzde çok önemli olan makine emniyeti konularında piyasaya çözüm ve ürün sunmaktadır. Daha sonra Entek Pnömatik'te, müşteriden gelen talepler üzerine pnömatik eğitimi vermeye başladık. Fakat bu istekler daha farklı konulara yönelmeye başladı. Hidrolik konusunda da bizden eğitim istediler. 'Hidrolik eğitimi vermiyoruz' dememize rağmen bizden ısrarla istediler. Hidrolik eğitimlerine böyle başladık. Daha sonra PLC eğitimi talepleri geldi. Bu istekleri karşılamak için hocalarımızı çeşitlendirerek PLC eğitimi de vermeye başladık. Baktık ki bu işin konusunda uzmanlaşmış, başlı başına bir firma olması gerek, çünkü eğitim konusu çok önemli ve uzmanlaşılması gereken bir konu. Dolayısıyla 2005'te Entek Eğitim Teknolojileri firmasını kurduk. Entek Eğitim Teknolojileri, 28 konuda mekatronik eğitimler vermekte olup aynı zamanda okullara ve üniversitelere laboratuarlar kurmaktadır. Yani Entek Eğitim, teknoloji eğitimleri veren ve teknoloji laboratuarları kuran bir firmadır. Yine 2005 yılında, 22 senedir Türkiye'de hidrolik konusunda faaliyet gösteren Hidropak firmasına ortak olduk. Hidropak da yine konusunda lider firmaların Türkiye temsilcisidir. Bunlar Eaton Vickers, Kawasaki, Mahle ve SKF Lubrication markalarıdır. 2010 yılında Hidropak firmasının tüm hisselerini alarak Entek Şirketler Grubu'na yeni kattığımız bir firmamız oldu. Tabi bunlar piyasanın ihtiyaçları, sanayinin ihtiyaçları göz önünde tutularak kendi alanlarında uzmanlaşmış firmalar. Son olarak 2010 senesinde kurduğumuz Entek İnsan Kaynakları firmamız, yine böyle bir ihtiyaçtan dolayı kuruldu. Entek Eğitim firmamızda mekatronik eğitimlerini verirken yine piyasadan eleman talepleri gelmeye başladı. Biz önce bazı firmalara yardımcı olduk, sonra baktık ki devamı geliyor, bunu sadece insan kaynakları ile uğraşan bir firma haline getirelim, dedik. Entek İnsan Kaynakları firması da 2010 yılında kurduğumuz en yeni çocuğumuz oldu. Tabi bu şirketleri bir 'Entek Şirketleri Grubu' çatısı altında birleştirmek gerekti. Bunun için bir logo tasarlayarak WIN Fuarı'na bu konseptte katıldık. 


 


Otomasyon sektörü ve bileşenleri açısından bakarsak; kriz dönemleri ve genel anlamda rekabet koşullarında sektörün yaşadığı sorunlar nelerdir? Çözüm önerileri konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? 


Biz krizi sadece 2009'da yaşadık. Piyasa ile birlikte otomasyon sektörü de krizi 2009'da yaşadı. Fakat 2010'da ekonomik gelişmeler ve göstergeler çok iyi gitti, bunu zaten istatistikler de ortaya koyuyor. Dolayısıyla 2009'un dışında sektör 2010'da toparlandı. Pek fazla sorun yaşanmadı, kriz bitti. Fakat sektörde hangi yönetici ile görüşsem, 2010'un ciro bazında çok çok iyi olduğunu, ancak karlılık bazında çok büyük düşüşler olduğunu, hiçbirinin kar etmediğini duydum. Zannedersem bu, krizden daha fazla konuşulacak bir konu. Yani rekabet koşulları değişti, bu anlamda ticaretin şekli de değişiyor. Tabi burada otomasyon sektörünü ilgilendiren en önemli konu, Uzak Doğu'dan gelen mallar. Uzak Doğu'nun taklitçiliği ile Avrupa piyasasındaki ürünler taklit ediliyor ve oradan çok ucuz fiyatlar ile iç pazara geliyor. Tabi otomasyonda kullanılan ürünler hayati öneme sahiptir. Örneğin yüksek sıcaklıklı bir demir-çelik fırınında kullandığınız bir ürün hata yaparsa çok büyük felaketlere yol açabilir. Bugün bunu Japonya Fukushima'da da görüyoruz, santralin otomasyonu çöktüğü zaman, çok büyük problemler ortaya çıktı. Dolayısıyla otomasyonda tüketici halen tam olarak bilinçli değil. Gereken yerde gereken kalitede malzeme kullanmak gerekiyor. Ama Uzak Doğu'dan gelen malların ucuzluğu, rekabet koşullarını olumsuz yönde etkiliyor. Bu anlamda otomasyon sektöründe de karlılık azaldı. 


Aynı zamanda ENOSAD (Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu üyesisiniz. ENOSAD'ın otomasyon sektöründeki konumu nedir? Otomasyon sektörünün gelişimi için ENOSAD'ın katkıları nelerdir? 


ENOSAD henüz sektörün tamamını kapsamasa da, sektörün yaklaşık %75'ini kapsayan, sektörel, iyi çalışan bir dernek. En azından birlik, beraberlik, fikirleri tartışma ve ortak karar alma için gerekli ortamı sunan bir dernek. Otomasyon sektörünün tek derneği. Ben yönetim kurulu üyesi olduğum zaman, ilk olarak üyelerin yani sektör temsilcilerinin birbirini tanımadığını gördüm. Bunun için tanıtım toplantıları düzenledim. Her firma kendisini 15-20 dk.lık sunumlarla tanıttı ve bu etkinlik çok büyük ilgi gördü. Bunu ENOSAD'ın merkezinde yaptık, hatta salonun katılımcıları almadığı durumlar oldu. Bu yaklaşık 17-18 hafta devam etti ve bundan çok olumlu bir geri dönüş aldık. Çünkü ENOSAD'ın amaçlarından biri de üyeler arasındaki dayanışma olmalı, tabi bu dayanışma sadece kağıt üzerinde veya fikir birliği olarak değil ticarete de yansımalı. Ticarete de yansıdığını gördüm. Ürün ve hizmet alımları konusunda paralel işbirlikleri ortaya çıktı, bu da beni şahsen çok mutlu etti. Ben aynı zamanda ENOSAD'ın Eğitim Komisyonu'nda görevliyim. İkinci bir projem de, firmalarla düzenlediğimiz bir ankette firmalara hangi konularda eğitim almak istediklerini ve hangi konularda eğitim verebileceklerini sorduk. Bu anketin sonunda eğitim alınması istenen konuları ve eğitim vermek isteyen firmaları belirledik. Bunları eşleştirerek çok güzel bir program hazırladık. Fakat önümüzde ENOSAD'ın genel kurulu var, bu yüzden bu program henüz uygulamaya konulmadı. Yeni yönetim seçildikten sonra inşallah bu programı devreye koyacağız. Bu uygulama, firmalar arasındaki iletişimi ve bilgi alışverişini arttıracaktır. Tabi bunlar sıradan eğitimler olmayacak, yani pnömatik veya PLC eğitimleri gibi genel eğitimler değil daha spesifik konularda eğitimler olacak, hiçbir yerde bulamayacağı, teknolojiye yönelik, ürüne yönelik eğitimler olacak. Bunu da inşallah ENOSAD'ın genel kurul'undan sonra uygulamaya sokacağız. 


Özellikle otomasyon konusunda sürekli eğitim ve gelişimin büyük önemi vardır. Teknik eğitim ve üniversite&sanayi işbirliği konusunda çalışmalarınız nelerdir? 


Her zaman söylediğimiz gibi, eğitim bir gönüllük işidir. Ben de bir eğitim gönüllüsüyüm. Hem sektörümüzde hem de sektörümüz dışında eğitim konusunda elimden gelen desteği gösteriyorum. Entek Eğitim olarak biz sadece eğitim vermiyoruz, aynı zamanda eğitim laboratuarları da kuruyoruz. Sadece mekatronik konuları değil, yenilenebilir enerjiden elektrik motorlarına kadar birçok konuda laboratuarlar kurabilecek kapasitemiz var. Bunlardan bir tanesi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da 'örnek okul' olarak seçtiği Mazhar Zorlu Anadolu Teknik Lisesi'ne mekatronik laboratuarı kurduk. Gerçekten de bu çalışma bir model olduğu için ve Türkiye'de bir ilk olduğu için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 'model okul' seçildi. Mekatronik öğretmenleri önce orada eğitiliyor, ondan sonra görev yerlerine dağılıyorlar. Yani eğitimcileri eğiten bir kurum oldu. Bunu dışında İstanbul Sanayi Odası Vakfı'nın Akatlar'daki okulunda da bir mekatronik laboratuarı kurduk. Yıldız Teknik Üniversitesi ile bu konuda bir anlaşma yaptık. Türkiye'de ilk defa Enka tarafından kurulan özel endüstri meslek lisesinin tüm mekatronik laboratuarını biz kurduk. Fatih Üniversitesi'nde, tüm otomasyon katmanlarını sağlayan çok güzel bir eğitim laboratuarı kurduk. Dolayısıyla bu konuda uygulamamız çok ve artarak devam ediyor. Burada özellikle bir konunun altını çizmek istiyorum; devlet sanayiden vergi topluyor, bunu okullara veriyor, okullar da sanayiye iş gücü sağlıyor. Bu döngüyü sağlamak gerçekten önemlidir. Bu döngüyü geriye aldığınız zaman da bu sefer sanayi okullardan teknoloji talep ediyor. İşte burası çok önemli. Bu eğitim merkezlerinin sadece eğitim amaçlı değil, yapılacak olan çalışmalarla teknoloji üreten merkezler haline getirip bunu tekrar sanayiye dönmesi gerekiyor. Bizim prensibimiz ve amacımız budur. Eğitim laboratuarlarımızı kurarken bu amaçla kuruyoruz. Her bir okulun eğitim merkezinin birer 'teknoloji mükemmeliyet merkezi' olmasına çalışıyoruz. Bu açıdan Mazhar Zorlu, gerçekten örnek bir okul. Bizim yaptığımız laboratuarları daha da geliştiriyorlar. Örneğin, mekatronik eğitim setini cep telefonu ile haberleştirerek uzaktan kumanda ve data toplama otomasyonu örneği yaptılar. Orası sürekli kendini geliştiren bir sistem ve gerçekten bir teknoloji merkezi oldu. En yeni teknolojileri takip ediyorlar ve eğitim setleri üzerinde değişiklikleri kendileri yapıyorlar. Bizim desteklediğimiz fikir budur. Yani eğitim merkezi, sadece eğitim merkezi olarak kalmasın, bir teknoloji mükemmeliyet merkezi haline gelsin istiyoruz. 


Son olarak otomasyon alanında çalışmak isteyen genç mühendis ve teknik adamlara tavsiyeleriniz nelerdir? 


Otomasyon bir hayattır aslında. İnsan vücudunda en yüksek otomasyon seviyeleri vardır. Otomasyonun en büyük özelliği geri besleme olmasıdır. İnsan vücudunda da bildiğiniz gibi sıcak bir nesneye parmağınızı yaklaştırdığınız zaman sıcaklık algılayıcıları ile onu hissedersiniz. Biraz daha yaklaştırırsanız ve algıladığınız sıcaklık alarm seviyesine gelirse, geri besleme ile 'dokunabileceğin sıcaklık seviyesi aşıldı' diye beyinden sinyal gider, o zaman beyin 'elini çek' diye komut verir. İşte bu tipik bir otomasyondur. Dolayısıyla otomasyon hayatımızın içindedir. Otomasyon çok zevkli bir konudur. Otomasyon ile uğraşan veya otomasyon eğitimi alan arkadaşlar hayatı yaşayacaklardır. Genç mühendis ve teknik adamlara tavsiyem, işlerini sevsinler, işlerini sevmiyorlarsa zaten başarıya ulaşmaları imkansızdır. Otomasyonu seviyorlarsa sebat etmelerini öneriyorum. İşinizi seviyorsanız, işinizi sebat ederek yapın. Bir de genç nesilde şunu görüyorum, çok sık iş değiştiriyorlar. İşlerini seviyorlarsa ve sebat ederek uzun süre çalışıyorlarsa, başarıya mutlaka ulaşacaklardır. Başarı tabi ki hem manevi hem de maddi tatmin getirecektir. Ben de bu konuda çok şanslı kişilerden biriyim. Hem manevi hem de maddi tatmini fazlasıyla buldum ama üniversitenin 2. sınıfından beri part-time olarak otomasyon, hidrolik ve pnömatik konularında çalışmaya başladım ve 32 senedir bu sektörde hiç ara vermen severek, canla başla çalıştım ve bu noktalara geldim. Genç arkadaşlara da bunu tavsiye ediyorum. İşlerini sevsinler ve sebat etsinler, sevmedikleri bir işi de yapmasınlar.




Röportaj: Alper COPLUGİL


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar
Aktif etkinlik bulunmamaktadır.