elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Enerjinin Süpermarketi Türkiye ve Fırsatlar |
Engin Ayçiçek



A- A+
20.11.2008 tarihli yazı 8711 kez okunmuştur.

Ülke olarak enerji kaynaklarımızın yetersizliği ve izlenen politikalar nedeniyle, elektrik ve doğalgaz faturalarının ağırlığını hatırı sayılır bir biçimde hissettiğimiz kasım ayı içindeyiz. Bilinmelidir ki, bunun nedenleri asla sadece bugünde aranmamalıdır. Türkiye enerjide %70'in üzerinde dışa bağımlıdır. Sadece 2006 yılında petrol ve gaz ithalatına 29 milyar dolar ödenmiştir. Durumun ciddiyetini daha açık göstermek için aşağıda verilen petrol ve gaz için çıkartılmış veriler incelenmelidir. Tüm yapı ve gelinen nokta incelendiğinde, kısa vadede çok ciddi enerji yatırımları yapılmalı, komşu ülkeler ile ikili ilişkiler ve uzun vadeli al ya da öde anlaşmaları gözden geçirilmeli, bağımlılığımız kaynak çeşitliliğine dönüştürülmeli, yerli kaynak destek ve yatırımları hızlandırılmalı, Ar-Ge'ye önem ve destek verilmeli, enerji üretimi ve tüketiminde verimlilik arttırılmalı ve bunların yapılması için, çok acil olarak; ölçülebilir ve küçük adımlardan başlamak üzere bir enerji programı hazırlanıp açıklanmalıdır.















Verileri incelerken sadece karamsarlık içinde olmamak gerekir. Sonuçta ülkemiz çok önemli bir coğrafi konumdadır ve bunu da en iyi şekilde kullanmalıdır. Kerkük-Yumurtalık, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hatları gibi büyük çaplı projeleri gerçekleştirme konusunda başarılı olmuş ve bu durum da bizim 'enerjinin geçiş ülkesi' olmamızı sağlamıştır. Aşağıda önemli boru hatları listesi ve haritası verilmiştir.

























Önemli Uluslararası Transit Boru Hattı Projeleri







· Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi


· Güney Avrupa Gaz Ringi Projesi


· Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı Projesi


· Nabucco Projesi


· Samsun Ceyhan Projesi


· Şahdeniz Doğal Gaz Boru Hattı Projesi


· Güneykafkas Doğal Gaz Boru Hattı Projesi


· Türkmenistan-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesi


· Mısır-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesi


· Irak-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesi
















Olması Muhtemel Elektrik Enerjisi Krizi



Elektrik sektörünün serbestleşme sürecinin başlangıcından bu yana yatırımcılara verilen lisanslar üretime dönüşmemiş bu nedenle de yakın bir gelecekte mevcut üretimin talebi karşılayamama riski ile karşı karşıya gelinmiştir. TEİAŞ'ın 2006 yılında yayınladığı 'Türkiye Elektrik Enerjisi 10 Yıllık üretim Kapasite Projeksiyonu' adlı raporuna göre;



· Yüksek hızlı talep projeksiyonuna göre elektrik enerjisi talebi 2009 yılında,


· Düşük hızlı talep projeksiyonuna göre elektrik enerjisi talebi 2011 yılında,


karşılanamayacaktır.




2009 yılına kadar geçecek sürede oluşacak talebi karşılamak için yeni üretim tesis ve tesisleri yapımı ve üretime geçirilmeleri mümkün olamayacağından bu krizi önlemek için;




· İnşa halindeki hidroelektrik santrallerinin bu süre içerisinde tamamlanabilmesi için DSİ Genel Müdürlüğü'ne yeterli ödeneğin ivedi olarak verilmesi gereklidir. Bu santrallerin tamamlanması durumunda iki üç yıl içerisinde 10 milyar kwh ek üretim sağlanabilecektir.


· EÜAŞ'ın işletmekte olduğu termik ve hidrolik santrallerinin rehabilitasyonlarının tamamlanması halinde sisteme yine 10 milyar kwh dolayında ek elektrik enerjisi üretimi eklenebilecektir.


· Elektrik enerjisinin kaçak kullanımı önlendiği taktirde sistemde yaklaşık 10 milyar kwh geri kazanılmış olacaktır.


Böylece 2010 yılına kadar sistem üretimi 200–205 milyar kwh seviyesine ulaşmış olacak ve kriz yeni üretim tesisi kurmadan karşılanabilmiş olacaktır.




2020'ye Kadar Olacak Gelişmeler


Elektrik enerjisi arzının güvenilir olarak karşılanması, yerli kaynaklarımızın geliştirilmesine bağlı olduğu bilinen bir gerçektir. Ülkemizde mevcut linyit, taşkömürü, hidrolik ve başta yenilenebilir kaynaklar olmak üzere mevcut kaynakların en kısa zamanda geliştirilerek elektrik enerjisi üretimine katılması gerekmektedir. Elektrik enerjisi talebinin güvenilir bir şekilde karşılanması için yeni kurulacak üretim tesislerinin zamanlaması, miktarı ve kompozisyonu hakkında karar vericilere, yatırımcılara yol göstermek üzere elektrik enerji sektöründe uzun dönemli plan yapma zorunluluğu ne yazık ki, serbestleşme modelinde dışlanmış, üretim tesisi kurmak yatırımcıların kendi inisiyatiflerine bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak son 5–6 yıldır ne yerli ne de yabancı özel yatırımcılar bu konuda lisans alma dışında herhangi bir yatırım faaliyetinde bulunmamışlardır. Oysa 2020 yılına kadar yürürlükteki talep tahminlerine göre inşa halindeki ve yeni lisans almış 7386 MW kurulu gücündeki tesislere ilaveten 42441 MW kurulu gücündeki kapasitenin sisteme eklenmesi gerekecektir. Böylece 2020 yılı kurulu gücü 2005 yılı kurulu gücünün 2,5 katı olacaktır (96300 MW). Bu süreçteki kurulu güç ve elektrik üretiminin gelişmesi aşağıdaki tablodagörülmektedir.




2010–2020 Kurulu Güç ve Elektrik Üretiminin Gelişmesi




























































Yıllar




2010




2015




2020




Kurulu Güç (MW)




48816




71272




96349




Proje Üretimi (Gwh)




273326




403042




560538




Güvenilir Üretim (%)




245468




362913




507568








Enerjide Dışa Bağımlılık




Mevcut linyit rezervimizin henüz 0,40'nı, hidrolik potansiyelimizin de 0,30'nu kullanabilir olmamız enerjide dışa bağımlı olmamızın ana nedenlerinden biridir. 1990 yılında 41,6 Mtep olan nihai enerji tüketimimiz 2006 yılında 77,4 Mtep değerine ulaşmıştır. Arada oluşan bu fark çoğunlukla ithal edilen enerji ile karşılanmaktadır ve 2006 yılında ithal enerjiye ödenen para 29 milyar dolar olmuştur. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için enerjiyi verimli kullanım yanında yerli kaynak kullanımını artırmak, ileride bu kaynaklara doğacak yeni talepleri karşılayabilmek için rezerv araştırma faaliyetlerine hız ve önem verilmesi gerekmektedir. 2006 yılında %73 olan enerjide dışa bağımlılığımız önümüzdeki yıllarda daha da fazla artacaktır. Enerjide dışa bağımlılık arz güvenliğini ve ülkenin ekonomik ve sınai geleceğini riske sokan önemli bir etkendir. Bu nedenle dışa bağımlılığımızı süratle azaltma yoluna gitmeliyiz. Enerji kaynaklarımızın son derece sınırlı olduğu söylemlerinin aksine, bugün için bilinen ekonomik olarak kullanılabilirliği kabul edilen mevcut yerli enerji kaynaklarımızın tam ve verimli olarak kullanıldığı takdirde bugünkü tüketim trendine uygun olarak ülkemizin genel enerji talebini en az 35-40 yıl karşılayabilmesi söz konusundur. (DEK Türk Milli Komitesi, 2005–2006 Türkiye Enerji Raporu)



Sonuç olarak tüm veriler ve enerji perspektifimiz incelendiğinde durumumuz pek iyi görünmese de coğrafi konumumuzu ve yerel kaynaklarımızı kullanarak, akıllı bir politikayla enerji üzerinde söz sahibi olmamız yüksek ihtimaldir. Bu konuda en çok toplum bilincimizin artmasına ihtiyaç vardır. Gelecek yazımızda görüşmek üzere
















ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar