elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

''Enerjide dalgalanmalar ve belirsizlikler kapımız çalabilir''

Dünya enerji devi Royal Dutch Shell, enerji ile ilgili çağrıda bulundu: "Enerjiyi nasıl kullanacağımıza ilişkin tercihlerimizde akılcı davranmanın zamanı çoktan geldi. Adım atmayı geciktirdikçe daha büyük dalgalanmalar ve belirsizliklerle karşılaşma riskimiz artıyor".



A- A+
31.05.2011 tarihli yazı 5271 kez okunmuştur.

Dünya enerji devi Royal Dutch Shell'den yapılan açıklamaya göre, Japonya'daki elektrik kesintileri ve Ortadoğu'daki siyasi krizler gibi gelişmeler, enerjideki belirsizlikleri daha önemli kılıyor. Shell, "Enerji konusundaki seçimlerimizde ve enerjiyi nasıl kullanacağımıza ilişkin tercihlerimizde daha akılcı davranmanın zamanı çoktan geldi. Adım atmayı geciktirdikçe daha büyük dalgalanmalar ve belirsizliklerle karşılaşma riskimizin arttığını, yaşadığımız son gelişmeler de kanıtlamaktadır. Bugünün manşetlerine takılıp kalmamalı, enerji geleceğimizi şekillendirmek için gerekli önlemleri şimdiden almalıyız' çağrısında bulundu.



Açıklamayı değerlendiren Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, 'Yeni enerji kaynakları oluşturmak, mevcut kaynakları akılcı kullanmak, çevreye zararı minimuma indirmek, sadece karar vericilerin değil, şirketlerin, vatandaşların, kısacası toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alanına giriyor. Her saniyede 5 yeni bebek doğuyor, 2050 yılında dünya nüfusu 9 milyara ulaşacak. Bu, gezegenimizin coğrafyasına yeni bir Çin ve bir Hindistan'ın daha katılması, bütün bu insanların yiyecek, su, enerji gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması gerektiği anlamına geliyor'. dedi. Önümüzdeki on yılda Türkiye'nin enerji tüketiminin ekonomik büyüme paralelinde iki katına çıkacağına değinen Erdem, Türkiye'nin yerel petrol ve gaz üretiminin, mevcut talebin sadece yüzde 7 ve yüzde 2'sini karşılaması nedeniyle kendi kaynaklarından daha fazla yararlanması gerektiğinin, bunun için de arama ve üretimle ilgili ortamın son derece önemli olduğunun altını çizdi.



Shell'in tespit ve önerilerinden satırbaşları şunlar:


Enerji kullanımında arz ve talep dengesinin çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Çizilen projeksiyona göre önümüzdeki yüzyılın ortalarında arz ve talep dengesi, 2000 yılındaki global enerji sektörünün boyutlarına ulaşabilecek. Bu da çok büyük bir açığı işaret ediyor. Bu açığın nasıl kapatılabileceği bir "belirsizlik" oluşturuyor.





Dünyanın toplam öncelikli enerji arzı





Dünyanın toplam öncelikli enerji talebi





Enerji seçiminde ve kullanımında daha akıllı davranmak zorundayız. Bu alandaki enerji ihtiyacının önümüzdeki 20 yıl içinde yüzde 75 artacağı hesaplanıyor.



Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kullanım oranlarını yükseltmek önemli bir katkıda bulunacaktır. Ancak, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulu'nun son raporuna göre, hızla gelişeceğini varsaysak bile, 2050 yılına gelindiğinde yenilenebilir enerjinin dünya enerji arzına yapacağı katkı ancak yüzde 30 düzeyinde olacak.



Elektrik üretiminde doğalgaza dönüşüm de önemli bir fark yaratacak. Doğal gazla çalışan santrallerin CO2 üretimi, kömürle çalışan santrallerden %50-%70 arasında daha düşük gerçekleşiyor. Doğal gazlı elektrik santralleri, bunun yanı sıra, daha az maliyetle ve daha hızlı inşa edilebiliyor. Devreden çıkarılıp yeniden devreye alınması daha dolay olduğundan bu santrallerin aralıklı kullanılan güneş ve rüzgar enerjisini tamamlama yeteneği de daha yüksek.



Doğalgaz, ülkelerin bir yandan artan enerji ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da karbondioksit emisyonlarının yönetiminde en hızlı ve en düşük maliyetli çözümü sunma özelliğine sahip. Bugün birçok ülke bu alanlardaki enerji ihtiyacını karşılamada ağırlıklı olarak kömüre başvuruyor. Kömür şu an global elektrik üretiminin %40'nı sağlamakta. Bazı ülkelerde, örneğin Çin'de, kömürle çalışan santraller elektrik üretiminin %80'ini karşılıyor.



Japonya'daki nükleer krizden sonra başka ülkeler de emniyet kaygısı ve enerji güvenirliğini yükseltmek amacıyla kömüre başvuracak gibi görünüyor. Ne var ki, kömür kullanımı çevre üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Bugün kömürün elektrik üretimi kaynaklı CO2 emisyonlarındaki payı, ABD'de %80, Avrupa'da ve Hindistan'da %70 düzeyinde.



Kısacası doğal gaz, ülkelerin bir yandan artan enerji ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da CO2 emisyonlarının yönetiminde en hızlı ve en düşük maliyetli çözümü sunma özelliğine sahip.



Dünya aynı zamanda enerjinin daha akıllıca kullanım yollarını geliştirmek zorunda. Bunun için, 2050'ye gelindiğinde dünya nüfusunun dörtte üçünün yaşayacağı, yani bugünki kentsel nüfusun iki katına ulaşacak olan şehirlerden başlamamız gerekiyor.



BM Habitat grubunun verilerine göre dünyanın hızla büyüyen kentsel nüfusunu barındırmak için önümüzdeki 30 yıl içinde her hafta bir milyon nüfuslu yeni bir kent kurulması gerekiyor. Karbondioksit emisyonlarının yüzde 80'inin kentlerden kaynaklandığı dikkate alındığında, yeni eklenecek bu kentlerin nasıl planlanacağı ve tasarımlarının nasıl yapılacağı çok büyük fark yaratacak.




ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar