elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

'Elektrikte TRT payı kaldırılmalı'

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, enerji piyasasındaki temel sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



A- A+
28.04.2008 tarihli yazı 2272 kez okunmuştur.

EPDK Başkanı Hasan Köktaş, Mimar ve Mühendisler Grubu Ankara Şubesi'nin Aktif Metropolitan Hotel'de düzenlediği kahvaltılı toplantıda, "Enerji Piyasasında Son Gelişmeler" konulu bir konferans verdi.





Köktaş, konuşmasında elektrik ve rüzgar enerjileri, petrol, doğal gaz ve LPG'de Türkiye 'nin hangi durumda olduğuna ilişkin çeşitli rakamlar verdi.





Enerjide arz güvenliğinin sağlanması için BOTAŞ'ın piyasadaki payının kanunların öngördüğü şekilde tanzim edilmesinin en ciddi yapılması gereken işlerden olduğunu belirten Köktaş, buna yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirdi.



"TRT payının sistemden arındırılmalı"



Sistemde çok ciddi şekilde çapraz sübvansiyonlar bulunduğunu da belirten Köktaş, yani sistemin gerçek maliyet hesaplı çalışmadığını böyle olunca da lüzumsuz maliyetlerin sistemde yer aldığını kaydetti.



Bu nedenle sistemin çok verimsiz çalıştığını belirten Köktaş, çapraz sübvansiyonlarla sistemin kendi içinde haksızlığı barındırdığını bildirdi.



Sistemin içinde büyük maliyet dışı faktörler bulunduğuna da vurgu yapan Köktaş, "Yani şu anda yanmakta olan elektrikten yüzde 2.5 TRT'ye pay ödüyoruz. Bunların da sistemden arındırılarak gerçek maliyetleri üzerinden kurulan ve dolayısıyla de sanayicimize rekabet şansı veren bir yapının oluşturulması gerekir" dedi.



Yenilenebilir enerji



Konuşmasında yenilenebilir enerji konusuna değinen Köktaş, şunları bildirdi: "Şu anda planlanmakta olduğu gibi 1 Kasım'da EPDK ülkenin geneli için rüzgar başvurularını almış durumda. Bunlar başvuru aşamasındadır, henüz değerlendiriliyor. Onları da ilave ettiğimiz zaman yaklaşık 889 tane toplam rüzgar projesi var.



Bunlardan 54 tanesi lisansa bağlanmış durumda. Bunlardan 265 tanesi başvuru aşamasında, 42 tanesi de uygun bulunma aşamasında ve süreçleri devam ediyor. 2020 yılına kadar yaklaşık 15 bin megavatlık bir rüzgar enerjisini sisteme sokmayı planlıyoruz.



Şu anda dünyada 98 bin megavatlık toplam rüzgar enerjisi kurulu gücü var. Bunun sadece 20 bin megavatı Almanya'da. Beşte biri Almanya'da üretiliyor. Baktığınız zaman dünyadaki enerji üretimi kadar Türkiye'de bize başvuru var. Yani realizasyonu çok kolay değil.



Bir diğer rüzgar enerjisinde söylenmesi gereken konu şudur. Rüzgar enerjisi yerli kaynaktır. Dolayısıyla teşvik edilmesi gerekir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda bunun teşvik edilmesine ilişkin düzenleme var. Hali hazırdaki kanunda da var. Meclis'e sevk edilen kanunda benzeri teşvikler yerli kaynaklara yönelik teşvikler mevcut.



Türkiye dünyanın aşağı yukarı rüzgar potansiyeli açısından ilk üç ülkesinden bir tanesidir. Belki ikinci kademededir. Onun içinde rüzgar kaynağını devreye hızlı almamızın gereği var."



Son üç, dört yılda enerji kaynaklarını aktif kullanmaya yönelik çok önemli hukuki altyapı değişiklikleri yapıldığını anlatan Köktaş, bundan sonrada bu kaynakların realizasyonunun yapılması gerektiğini kaydetti.



Hidroelektrik başvurularına bakıldığında şu ana kadar 312 lisans verildiğini ve bunların 8 bin megavatlık bir lisansa karşılık geldiğini belirten Köktaş, bunun da aşağı yukarı şu anki kurulu gücün 5'de birine tekabül ettiğini anlattı.



Bütün bunlar toplandığında şu zamana kadar aşağı yukarı 127 bin megavatlık bir başvuru yapıldığını ifade eden Köktaş, bunun 78 binini sadece rüzgar enerjisi oluşturduğunu söyledi.



Köktaş, "Yani şu anda Türkiye'nin yaklaşık kurulu gücü kadar bir başvuru var. Bunların değerlendirilmesi ve hizmete alınması hızlı bir şekilde yapılıyor. Mesela 501 tane verilen lisans var geçen hafta itibarıyla. Baktığımız zamanda bunun büyüklüğü 18 bin megavatlık bir enerjiye tekabül ediyor. Dolayısıyla çok ciddi şekilde enerji yatırımlarına hız vermeye çalışıyoruz" dedi.



Devlet enerjide yeni oyuncu istemedi



Kalıcı çözüm üretilmesinin gerekliliğini vurgulayan Köktaş "Arz güvenliği sorununu zaman zaman yaşadık. Türkiye'nin arz güvenliği tehlikeye girmesin diye biraz daha topluma maliyeti yüksek olan bir çözüm üretilmiştir. Şimdi biz maliyeti düşük olan, sürdürülebilir olan yapıya dönüşmeye çalışıyoruz. Onun için burada bir paçal oluşturmak lazım. Nükleer onun için önemli. Rüzgar enerjisi ve yinelenebilir enerji onun için önemli. Bütün bunların altyapısını yeni yeni oluşturduk. Bir arz güvenliğini kalıcı hale getirebilmenin yolu devleti tek başına oyuncu olmaktan çıkartmaktır. Kalıcı çözüm budur." dedi.



"Devlet azmetti"



Enerji piyasasında devletin şimdiye kadar tek başına kuralsız bir oyuncu olmaya "azmettiğini" belirten Köktaş şunları söyledi: "Devlet yanına yeni bir oyuncu istemedi... Eskiden enerji konusunda yatırımcı yoktu, problem vardı. Ama şimdi oyunun kuralları belli. Çok net. Piyasanın öngörülebilirliği çok yüksek. Önünüzü görüyorsunuz. Dolayısıyla devletin sınırları belli. Piyasada faaliyet gösteren kuruluşların gelecekte neyi yapması, neyi yapmaması gerektiğine ilişkin kurallar çok net olduğu için yatırımcı çok fazla."


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar