elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Elektrik Tesisat Ulusal Kongresi İzmir'de toplandı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi tarafından ilki 7-10 Mayıs 2009 tarihinde düzenlenen Elektrik Tesisat Ulusal Kongresi'nin ikincisi 24-27 Kasım 2011 tarihleri arasında yapıldı. İzmir Uluslararası Fuar Alanı'nda “Elektrik Tesislerinde Yeni Teknolojiler ve Verimlilik” ana temasıyla düzenlenen kongre kapsamında Aydınlatma Sempozyumu ve SMM Forumu gerçekleştirildi. 



A- A+
01.01.2012 tarihli yazı 1736 kez okunmuştur.


EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Gülşen, açılış konuşmasında kongre ile ilgili bilgi verdi. Teknolojinin hızla değiştiğini, özelikle elektronik ve bilişim alanında birkaç yıl içinde eskidiğini anımsatan Gülşen, EMO‘nun görevinin de bu hızlı değişim sürecinde meslektaşlarını gelişen teknoloji ile buluşturmak olduğunu söyledi. Gülşen, bu gelişen teknolojinin toplum yararına kullanılması gerektiğini anlatırken, bilgi ve teknolojinin gelişmesinin yanı sıra, gelişen teknolojinin nasıl ve kimler tarafından kullanıldığının da önemli olduğunun altını çizdi.



Sedat Gülşen, Türkiye‘nin fosil enerji kaynakları fakiri olduğunu anımsatarak, "Ulusal enerji politikamızı ; başta güneş, rüzgar, su ve jeotermal olmak üzere doğal kaynaklarımızın kullanılması yönünde oluşturmamızın gereği çok açıktır" dedi. Gülşen, "enerji verimliliği" konusunu "ödün verilemeyecek bir olgu" olarak tanımladı.



Özelleştirmenin Gerçek Yüzü Faturada



Özelleştirmelerin ülkemizde yarattığı tahribata da konuşmasında dikkat çeken EMO İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı, "Enerjide özelleştirmenin geldiği son durumu evlerimize, işyerlerimize gönderilen elektrik faturaları özet olarak topluma sunmaktadır" dedi. Faturalarda giderek artan kalemlere dikkat çeken Gülşen, şöyle konuştu:



"İşin ilginç yanı dağıtım kuruluşunun asli görevlerinden biri olmasına ve hiçbir abone tarafından özellikle talep edilmemesine karşın tüketilen enerji ile ilişkili olarak sayaç okuma bedelinin ayrıca alınmasıdır. Belki de özel müşteriler için sabit olarak belirlenmesi gereken sayaç okuma bedeli EPDK‘nın yarattığı kaos ile aynı apartmanda ya da iş hanında, yan yana duran sayaçlar için yapılan aynı okuma işi için farklı okuma bedellerinin çıkartılmasıdır.



Bir diğer kabul edilemez olumsuzluk ise KK Bedeli olarak yazılan, kayıp kaçak bedelidir. Toplamda faturanın yaklaşık yüzde 12‘sini kapsayan bu işlem belki kendi yarattıkları mevzuat ile yasalmış gibi görünse de tam bir hukuksuzluk içindedir. Aboneler elektrik şebekesinin ne yapılmasında ne de işletilmesinde söz sahibi değildir. Üstelik kayıp ve kaçak miktarları bile ayrı ayrı belirlenmemekte, satın alınan enerjiden faturalanan enerji çıkartılarak belirlenen bir değerdir. Uygulamada abone hiçbir şekilde sorumlu olmadığı çarpık, hatalı bir yapının sorumlusu sıfatıyla bedel ödemektedir. EPDK‘nın oluşturduğu bu hukuksuzluğa karşı tüm aboneleri buradan, il veya ilçelerdeki Tüketici Hakem Heyetlerine her ay faturalarla birlikte başvurmaya çağırıyorum. Bununla ilgili örnek dilekçeleri EMO İzmir Şubesi web sayfasında bulabilirsiniz. Her koşulda hukuksuzluğa karşı çıkılmalı, dur denilmelidir."



Sedat Gülşen, ülkede elektronik güvenlik sistemlerinin yetersizliği, mevzuatın eksikliği nedeni ile yaşanan can ve mal kayıplarına da dikkat çekerek, "Tüm bunlar kader değil olsa olsa ihmalkarlıktır, vurdumduymazlıktır. Mesleğimiz kaynaklı olumsuzlukları düzeltmek sizlerin de görevidir. Bu tür kongreler, güvenli, sağlıklı, konforlu tesislerin yapılması, vatandaşlarımızın kullanımına açılması açısından önemlidir. Bu nedenle; mesleki sorumluluk bilinci ile oturumların izlenmesi önem kazanmaktadır" uyarısıyla konuşmasını tamamladı.



Aydınlatma Türk Milli Komitesi (ATMK) Başkanı Prof. Dr. Sermin Onaygil de açılış konuşmasında, kongre kapsamında gerçekleştirilecek olan 6. Aydınlatma Sempozyumu ile ilgili bilgi verirken, ana tema kapsamında bu sempozyum içinde de aydınlatmada enerji verimliliğinin bilimsel olarak irdeleneceğini kaydetti. ATMK‘nın kuruluşu ve yapısı ile ilgili bilgiler de aktardı.



Tunajans Genel Müdürü Fatih Tuna da açılış konuşmasında, fuar hakkında bilgi verirken, kongrenin fuara katkısının önemli olduğunu ifade etti.



Depremi Felaket Yapan Anlayış



EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ise son 2 ay içinde EMO‘nun yoğun kongre, sempozyum, çalıştay dönemi geçirdiğini ifade ederek, tüm kongre ve sempozyum çalışmalarını doğrudan ilgilendiren bir gerçeklik olarak konuşmasına Van Depremi değerlendirmesiyle başladı. 1999 Depreminin ardından yapılan çalışmaların dikkate alınmamasını eleştiren Göltaş, şunları söyledi:



"1999 depremlerinin üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen toplumsal yaşamda farklılık yaratılmadığını ve mevzuatta köklü, kalıcı değişiklikler gerçekleştirilmediğini, ülkemizde konutların yüzde 40‘ının kaçak ya da ruhsatsız olduğunu, bina stokunun yüzde 10‘unun yenilenmesi, yüzde 30‘unun onarılması gerektiğini, aksi halde olası depremlerin afete dönüşeceğini, afet sonrası öncelikli kullanım grubunda yer alan hastane, okul gibi kamu yapılarının, yine olası bir afette yıkılma riski taşımasının ürkütücü olduğunu, nüfusunun yüzde 98‘i deprem tehlikesi altında yaşayan bir ülkede, depreme karşı önlem almamanın cinayet olacağını, doğa olaylarının afete dönüşmemesinin yolunun doğru yer seçiminden başlayarak sağlıklı ve nitelikli bir yapı denetim sisteminden geçtiğini her platformda dile getirdik.



Maalesef yaşadığımız bu durum, Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama disiplinlerinin teknik, bilimsel ve yasal ilkelerinin dışlanmasının doğal bir sonucudur. Mühendisliğin sanayi, tarım, kent ve toplum yaşamına yönelik, bilimsel teknik temellerdeki kamusal, toplumsal hizmet niteliğini reddeden anlayışta ısrar edilmesinin bir sonucudur. Deprem ülkesi gerçeği görmezden gelinerek ‘yapı denetimi‘ ‘risk-afet-sakınım planlaması‘nın içi boş popülist yaklaşımlarla siyasi malzemeye dönüştürülmesinin sonucudur.



En son 648 sayılı KHK ile getirilen, onlarca yasal düzenlemeyle ülke geneline yayılan, adeta geçerli sistem haline getirilen kaçak yapılaşmayı özendiren ‘af‘ta ısrar etmenin aynı zamanda bir sonucudur. Üstüne üstlük, söz konusu Kararname ile Yapı Denetim Kanunu‘nda yapılan değişiklikle ülkemizdeki tüm köylerin yanı sıra, belediyelerin yaklaşık olarak yüzde 70‘ini oluşturan, nüfusu 5000 kişinin altındaki belediyelerin sınırları içinde ve mücavir alanlarındaki yapılaşmalar da yapı denetim sistemi dışına çıkarılmıştır. Kırsal alanda, köylerde plansız ruhsatsız, mühendislik hizmeti almamış yapılaşmanın kapısı ardına kadar açılmıştır. En son Anayasa mahkemesi tarafından 200 metrekarenin altındaki yapıların kapsam dışı bırakılması düzenlemesi iptal edilmişken, bu yeni düzenlemenin de hukuki dayanağı kalmamıştır. Önümüzdeki günlerde bu durumla ilgili de gelişmeler yaşanacaktır."



Göltaş, EMO‘nun mesleğinin sorumluluğunun bilincinde olarak Van halkının yanında olduğunu ifade ederken, sorunun sosyal ve ahlaki boyutuna da değindi. Son olayla birlikte "toplumsal travmanın iki farklı noktasıyla yüzleşildiğini" belirten Göltaş, "Bir yanda ülkemizin her yöresinden geliştirilen dayanışma refleksi ile barış ve birlikte kardeşçe yaşam duyarlılığımızın ne oranda güçlü olduğunu gördük, diğer yanda ise yaşanan felaketi fırsata dönüştürme gayreti içerisinde olan siyasal iktidarın, kentin yerel yönetimine karşı ayrımcı yaklaşımları ile de beslenen ve aynı koroda yer alan ırkçı nefret ve söylemleriyle de de karşılaştık. Ancak inanıyorum ki, bu ülkede egemen ideoloji neyi empoze etmeye çalışırsa çalışsın, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği kazanacaktır" diye konuştu.



Mevzuat Çalışmaları Bekletiliyor



EMO‘nun meslek alanlarına yönelik mücadele anlayışı ve çalışmaları hakkında bilgi veren Cengiz Göltaş, bilimsel araştırma ve teknolojik gelişmelere karşı durma değil, bilim ve teknolojinin halkın yararına sunulması noktasındaki hassasiyeti vurguladı. EMO çatısı altında enerji, elektrik, elektronik, otomasyon, elektronik, güvenlik v.b. meslek alanlarımızda teknolojik gelişmelerin yakından takip edildiğini ve meslek alanımızın geliştirilmesi için gerek duyulan mevzuatların oluşturulması yönünde çalışmalar yapıldığını kaydeden Göltaş, "Bu çalışmalar bir alana ilişkin mevzuat taslağı oluşturulması şeklinde olabildiği gibi, mesleğimiz ile ilgili kurum ve kuruluşlarca oluşturulmuş ya da oluşturulmakta olan bir mevzuat hakkında da görüş üretmek şeklinde de olabilmektedir. Bu çalışmaların ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde değer bulması ve uygulanması noktasında sıkıntılar yaşamaktayız" dedi. EMO‘nun hazırladığı Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği Taslağı‘nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nda yıllardır bekletildiğini, halen 1984 yılından bu yana kullanılan ve günün ihtiyaçlarını karşılayamayan yönetmeliğin yürürlükte tutulduğunu anlatan Göltaş, diğer bir mevzuat sorununu da şöyle ortaya koydu:



"Eski adıyla Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik‘te yer alan yanlışlıklar ve eksiklikler, taslak aşamasında iken yazılı ve sözlü olarak defalarca tarafımızca bakanlığa belirtilmesine karşın dikkate alınmayarak yanlışları ve eksikleriyle yayınlanmıştır. Yayınlandıktan sonra Odamız tarafından dava edilen maddeler hakkında Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Bu kararın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen halen yönetmelikte gerekli değişiklik yapılmamıştır.



Bilindiği gibi son dönemlerdeki bina yapımlarında; Akıllı bina, Bina Otomasyonu, Teknik Emniyet ve Güvenlik Sistemleri, Yapısal Kablolama - Bilgi İşlem Network Sistemi, Yangın Algılama-Söndürme Sistemi, IP haberleşme sistemi, SMATV, İnterkom sistemi, ses yayın sistemi ve bunlara benzer birçok uygulamalar kaçınılmaz olarak gündemimizdedir. Bazı bina projelerinde, sözü geçen sistemlerin maddi bütçeleri elektrik donanımlarından daha fazla yatırım maliyeti gerektirmektedir.



Proje çizen, sistem tasarımı ve uygulaması yapan, ürün temin eden ve hizmet tedariki yapan tüm meslektaşlarımızın bu konuların her aşamasında, iş hayatlarında sürekli olarak standart ve denetim, bakım işletme prosedürleri ve kabul-kontrol aşamalarında sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Kablolu ve kablosuz (Radyo Frekans ile çalışan) GSM uygulamaları da dahil bir çok sistemlerin projelendirme-mühendislik-uygulama-denetim ve hizmet alanlarında düzenlemeler gerekmektedir. Kongremiz kapsamında sunulacak bildiriler ve panel çalışmalarımızın sonucunda, meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunların giderilmesi için yöntemler belirlenmesi ve ilgili kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanmasını beklemekteyiz."



Enerjide En Az Toplumsal Maliyet Vurgusu



EMO Yönetim Kurulu Başkanı, enerji verimliliğinin dünyada enerji politikaları ve stratejileri içerisinde son derece önemli yer tuttuğunu belirterek, bu anlamda kongrenin ana temasının isabetli bir tercihle belirlendiğini söyledi. Enerji politikalarının bir çok boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade eden Göltaş, enerji gibi yaşamsal bir faaliyetin, "çevre sorunlarını gözeten bir noktada en az toplumsal maliyet yaratılarak ve enerjinin en yüksek düzeyde etkin ve verimli kullanılması sağlanarak" sürdürülebileceğini vurguladı. Bu noktada enerji verimliliğinin önemine işaret eden Göltaş, enerji politikalarına yönelik olarak 2 yıl önceki kongrede yaptığı tespitlerin bugün de geçerli olduğunu ifade ederek, şu alıntıyı yaptı:



"Elektrik alanında yıllardır sürdürülen özelleştirme ve serbest piyasa uygulamalarının sonucu olarak bu alandaki yatırımlardan uzaklaşılmıştır. Uygulanan politikalar ülkemizi arz güvenliğinde kritik bir eşiğe sürüklemiştir. Enerji politikaları yeniden gözden geçirilmeli, enerji gibi stratejik bir alan kamu eliyle yürütülmeli, özelleştirme ve serbest piyasa anlayışı acil olarak terkedilmeli, zengin potansiyele sahip olduğumuz yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterince yararlanılmalı, bu kaynaklara dayalı elektrik üretiminde de kamu yeniden etkin rol almalıdır."



TMMOB Kamu Menfaatinin Yanında



TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ise konuşmasında uzmanlık ve belgelendirme konusunda görüşlerini aktardı. Soğancı, TMMOB‘nin saptamalarını şöyle sıraladı:



"TMMOB ve odaları; mesleki yeterlilik ve yetkinlik konusunu kaynağında çözmek amacıyla, mühendislik/mimarlık eğitimi/öğretimi yapan yükseköğretim kurumlarının müfredatlarının belirlenmesinde, uygulanmasında ilgili ulusal kurumlarla birlikte ‘ulusal bağımsızlık ve egemenlik‘ ilkesi uyarınca, kamu/toplum yararının sağlanması ekseninde işbirliği yapar, çalışmalar yürütür.



TMMOB ve meslek odaları; ülkemizdeki eğitim düzeninin, süreç içinde daha eşitsiz, adaletsiz hale geldiğini tespit eder. Meslektaşın adil ve eşit olmayan sistem içinde, bilgi ve donanım açısından yetersiz kalabildiğini, bu nedenle yanlış uygulamalara yol açabileceğini tespit eder. Meslektaşı bu konumdan kurtarmak için gerekli her türlü yasal, idari kurumlan harekete geçirir. Mesleki eğitsel girişimleri düzenler, meslektaşa destek olur. Ancak, meslektaşın, her ne sebeple olursa olsun, mesleki uygulama-mesleki üretiminden doğan kusurlar sonucu, doğal, kültürel çevrenin tahribi, kamunun zarar görmesi, bireyin toplumun sağlığının ya da yaşama hakkının ortadan kalkması, riske girmesine yol açması halinde, TMMOB ve meslek odası hiç tereddütsüz, doğal çevre ve kamu menfaatlerinden yana tavır alır.



Mühendis ve mimarlar, bilim ve teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, yeni gelişme ve gereksinimlerine bağlı olarak, tüm mesleki çalışma süreçlerinde, meslek içi eğitimi sürekli, etkin ve katılımcı bir anlayışla yaşama geçirmeye kararlıdır. Bu anlayış TMMOB ve bağlı oda yöneticilerinin temel yaklaşımları olmaya devam edecektir."



Emperyalizme Bağımlı Kamu Yönetimi Düzenleniyor



Soğancı, AKP‘nin Yetki Kanunu ile 6 aylık dönemde 35 adet Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkararak, bakanlıklar kurup kapattığını, Devlet Planlama Teşkilatı, Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Milli Prodüktivite Merkezi‘nin lağvedildiğini anlattı. Mehmet Soğancı, Enerji Bakanlığı bünyesinde yapılan değişiklikleri de şöyle aktardı:



"Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde de önemli değişikliklere gidildi. ETKB bünyesinde 3‘ü yeni olmak üzere, 8 ana hizmet birimi tanımlanırken, yeni birimlerden biri de Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanlığı oldu. Görülüyor ki, AKP tüm dünyada nükleer enerjiden vazgeçilirken, Türkiye‘yi uluslararası sermayenin ‘nükleer çöplüğü‘ yapmakta kararlı."



Mehmet Soğancı, kamu yönetimi baştan aşağı yeniden şekillendirilirken "meslek alanlarımız, mesleğimiz ve örgütümüz üzerine planlanan değişikliklere ilişkin yasal zeminin oluşturulmasının da ilk adımlarının atıldığını" söyledi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü‘nün görev tanımlamasından AKP‘nin TMMOB‘nin yetki alanlarına müdahale etmeye hazırlandığının anlaşıldığını belirten Soğancı, "Çıkarılan tüm KHK‘ları alt alta yazdığımızda Türkiye‘nin yeni dünya düzenine eklemlenip, emperyalizme bağımlı hale getirilmesi için kamu yönetiminin nasıl yeniden düzenlendiğini görebiliyoruz" saptamasını yaptı. Soğancı, konuşmasını şöyle sürdürdü:



"Bu tablo bizlere bir kez daha nasıl zorlu bir süreçten geçtiğimizi ve mücadelemizi birleştirerek sürdürmemiz gerektiğini gösteriyor. Önümüzdeki süreç mesleğimiz ve örgütümüz için de bir sınav niteliği taşıyor. Bunun gereklerinin emek ve demokrasi güçleri ile ortaklaştırılan bir mücadele hattı ile yerine getirilebileceğini de çok iyi biliyoruz."



İzmir Büyükşehir Belediyesi Danışmanı Muzaffer Tunçağ ise konuşmasında kent yapılanmasında mühendisler, mimarlara büyük görevlerin düştüğünü, yerel yönetimlerin buna dikkat etmesi gerektiğini belirtti.



Açılış konuşmalarının ardından EBİTO 2011 3. Elektrik Tesiat Fuarı‘nın açılışı gerçekleştirildi.



ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar