elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Bilimin Başlangıca Bileti “ATLAS” |
Özlem Kapucu

Yazmaya başlamadan evvel araştırmalar yaparken bilimin ne denli heyecan verici olduğu gerçeğini bir kez daha anımsadım. Varlıklar ve kavramlara dair şüphe ve sorgu üzerine ilerlemesine devam ederken, insanlığın yaşıyla paralel bir değişim grafiği çiziyor. Sizlere çok yakın tarihte Türkiye'nin gündeminde uzun süre yer etmiş bir deneyi, bu deneyin Türk Medyası'nda nasıl yer bulduğunu ve ulaşabildiğim bir takım verileri aktarmak istiyorum. 



A- A+
22.04.2010 tarihli yazı 2907 kez okunmuştur.

Bir deney düzeneği düşünün ki Eiffel Kulesi kadar ağır ve Notre Dame Katedrali'nin yarısı kadar büyük. Eğer bu deney düzeneğinden elde edilen verilerin tümü kayıt altına alınırsa saniye başına 100.000 adet CD kullanmak gerekiyor. Deney için çalışan 35 ülkeden 150 üniversite ve laboratuardan katılan toplam 1.800 fizikçi bulunmakta. Türkiye'den ise TAEK'in destekli projesi çerçevesinde projenin toplamında; Yıldız Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi katılmakta ve bu bilim adamlarının iddiası deneyden elde edilecek bilgilerle tüm fizik kitaplarının yeniden yazılması ve yeteri kadar done toplanırsa evren modelimizin şekilleneceği yönünde.


CERN'de yürütülen Atlas Deneyi'ne ait veriler son derece heyecan verici. Evreni oluşturan temel kuvvetleri ve maddenin temel yapıtaşını araştıran deneyler bütününün bir ayağı. Dünyanın en büyük parçacık araştırma merkezinde, CERN, Fransa-İsviçre sınırında yerin 100 metre altında 27 kilometre uzunluğunda bir parçacık hızlandırıcısı inşa edildi. Deneyin bu ayağında yapılması planlanan, mutlak sıfırın hemen üzerindeki soğuklukta, (uzaydan daha soğuk diye ifade edebiliriz) -271 santigrat derecede, binlerce elektromıknatısın kontrolünde, protonlar ışık hızına yaklaştırılacak kadar hızlandırılıp çarpıştırılacaklar ve böylelikle büyük patlama (big bang) simülasyonu kabul edebileceğimiz, dünyada erişilmiş en yüksek çarpışma enerjisi elde edilecek. Bu yüksek enerji ile birbirine çarpan protonlar en küçük parçalarına kadar ayrılacaklar ve sonrasında da bu kütlesiz parçacıklar dedektörler vasıtasıyla tespit edilecek ve saniyeden çok daha kısa sürelerde yeniden bir kütle oluşturacaklar.


Deneyin ispatlamak istediği aslında çok da yeni bir teori sayılmaz. 29 Mayıs 1929 doğumlu Peter Higgs büyük patlama esnasında kütlesiz olan parçacıkların, patlamadan mikrosaniyeler sonra evreni, zamanı, uzayı nasıl oluşturabildiğini sorguladı. Ve sonradan 'Higgs Alanı' olarak adlandırılacak bir alandan geçerken kütle kazandıklarını varsaydı. 'Higgs Parçacığı' ya da 'Tanrı Parçacığı' olarak isimlendirilen (bazı fizikçiler ise 'Tanrı'nın Belası Parçacık' diye isimlendiriyor.) parçacığın varlığı bugüne kadar yapılan deneylerle kanıtlanamadı. Aralarında Stephen Hawking'in de bulunduğu birçok fizikçi böyle bir parçacığın olmadığını kabul etmekteydi. 


Yeni sayılmayan bu teorinin ispatlanması için, bugüne kadar birçok parçacık çarpıştırıcı ile benzer deneyler yapılmıştı. Ancak hiçbir deneyde süper-iletkenlik tabir edilen soğuk bir ortamda parçacıklar ilk defa erişilecek olan bu çarpışma hızına erişmemişti. Bu yüksek hızda daha önce kaydedilmemiş verilerin elde edilmesi bekleniyor. Üzerinde farklı görüşler olmasına rağmen bu deneyin olası sonuçları çığır açacak nitelikte. Fizikte bulunan birçok modelin değişmesine, yeni enerji kaynaklarının bulunmasına, evrenin 4. boyutuna ulaşılmasına ve belki bugüne kadar kabul edilen teorik yaklaşımların yanlışlığının anlaşılmasına vesile olacak.


10 Eylül 2008'de ilk çarpışma gerçekleştirilecekti. Deney düzeneğinde oluşan arızalar nedeniyle çarpışma tarihi Mart 2010'na ertelendi. İlk sonuçlarının 2010 yazında alınması bekleniyor ve önümüzdeki 15–20 sene süresince de veriler kaydedilmeye devam edilecek. Bilimsel ilerleme sürecinde, hem bu deneyin başlangıcına tanıklık ederek algılayabilecek kadar yetişkin hem de sonuçlarını görebilecek kadar genç olanlar için gerçekten çok heyecan verici.


İlerleyen yıllarda insanlığı hayal edilemeyecek sonuçlara ulaştırması umulan çalışmalar dünya basınında geniş ölçüde yer aldı. Elbette yerli basında da hayli ses getirdi. Ancak ne yazık ki yerli basında ağırlıkla bilimsel magazin olarak yer aldı. Yapılan her eylemin sonucu olarak doğrudan karnımızı doymasını, cebimize para girmesini bekleyenler için beyhude bir çalışma olmasının yanı sıra tehlike arz eden bir deneydi. Hâlihazırda birçok felaket senaryosu üretilmişti. Atom altı parçacıklarının teması sonucu oluşacak değim süresince birçok kara delik oluşabileceği ve deneyin yapıldığı tüpten, atomları kendine çekebileceği felaket senaryolarından biriydi. Bir diğeri ise maddenin bilinmeyen bir hal alması değil, deneyin yapıldığı yerin ekseninde zamanın bükülmesi böylece dünyanın çekim kuvvetini değişebileceğiydi. Elbette bilim adamlarından oluşan komisyon deneyin maliyetini, içeriğini, taşıdığı riskleri, ulaşılması amaçlanan sonuçları etraflıca incelemişti. Ancak gazete manşetlerinde Afrika'daki açlardan dem vurulup deneyin bütçesi eleştirilmiş, olası (?) tehlikeler abartılarak 'Kıyamet geliyor, yerin altında yapılan deneyle dünyanın yok olması söz konusu, evren dev bir ateş topuna dönüşecek.' diye aktarılmıştı. Deneyin ilk çarpışma anı iletişim araçlarından an be an takip edilebiliyordu. Bazıları yerçekimini keşfederken Newton'un yanı başındaymış gibi hissederek heyecanla yorumladı ancak çoğunluk ise yapılanların hangi derde deva olacağını, iki parçacık çarpıştırmak için bunca emeğe gerek olup olmadığını sorgulayıp, felaket senaryolarıyla tedirginlik dolu yorumlarını dile getirdi. Olumlu yorumlar arasında en güzel ifade edilmiş olduğunu düşündüğümü sizlere aktarmak istiyorum;


'Çözdüklerimiz ve hayal ettiklerimiz bizi evrenin bu kusursuz güzelliğini net olarak açıklamaya, öğrenmeye zorluyor. Tam bu noktada insanlık bugüne kadar benzeri görülmemiş büyüklükte bir deneysel sistemi tasarlamaya başlıyor.' 


Yapılan çalışmaların sonuçları bizim ömrümüz süresince görebileceklerimizden ibaret olmayacak. Amatör merakıyla araştırdığım bu çalışmalarla bırakılacak bir damlanın, gelecek nesilleri evreni anlamak adına bizden çok daha avantajlı konuma getireceği kesin. Bir sonraki yazımda yeniden görüşmek dileğiyle


 


Özlem KAPUCU


ozlem@amper.com.tr


 


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar