elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Beyazıt Meydanı 'Havaalanı' Oldu

Beyazıt dendiğinde hemen hemen herkesin aklına İstanbul'da, tarihî yarımadanın merkezinde, kentin ana ulaşım akslarının odağındaki meydan ve çevresindeki semt olarak gelir. Fakat bu meydana bir uçak indiğini biliyor muydunuz? Evet yanlış duymadınız gelin yazımızda ayrıntılarıyla görelim.



A- A+
23.09.2014 tarihli yazı 2281 kez okunmuştur.

Beyazıt Meydanı 'havaalanı' oldu

 
Avrupa, Doğu Anadolu'da ıslahat için bastırınca anlaşma yapıldı. İttihatçılara karşı ahalide şüphe doğunca, Enver Paşa 'halkla ilişkiler' atağına girişti: Beyazıt Meydanı'na uçak indirildi.

Halk tarafından 'Hürriyet Kahramanı' diye anılan ve sürekli alkışlanıp pohpohlanmaya alışmış Enver Paşa sıkıntılı zamanlarda bulunurken halkın dikkatinin başka konulara çekilmesini istiyordu. Çevresine söylediği şey hep aynıydı: "Halka konuşacağı mevzu vermeliyiz." Gazetecilere de kâh onları tersleyerek kâh alaycı görünmeye çalışarak, "Yahu başka konu bulun... Temcit pilavı gibi hep aynı şeyi yazıyorsunuz" sözleriyle eleştiriyordu. 1950'li yıllardaki Türk Hava Kurumu'nun Uçantürk Dergileri' nde bu uçuşu yapan Mehmet Ali Kurçer, o günü şöyle anlatmış:
 
"Harbiye Nazırlığında Enver Paşa bulunuyordu. Akla gelmeyecek şeyleri sunan o zamanın kahraman kumandanı Enver Paşa: 'Bir gün acaba buraya bir tayyare inebilir mi?' diye bir arzu da bulunmuş,  arkadaşımız olan yaverleri, paşanın bu arzusunu bize nakletmişti.
 
Fakat birkaç tayyareci ibaret olan gurubumuzdan kimse işe yanaşmadı. Çünkü bu iş yüzde yüz tehlike idi. Esasen elimizde bir iki tayyare mevcut idi, bunlardan benim bindiğim (Rep) tayyaresi de o gün­lerde talim tayyaresi olmuştu ve bu takdirde bu tayyarenin beş on gün­lük bir ömrü kalmıştı.
 


► İlginizi Çekebilir: Bir Gökyüzü Ajanı FlightRadar 24


Bunu düşüne­rek hiç olmazsa bu işi gördükten sonra kırılırsa kırılsın diyerek uçuşu yapmaya karar verdim. 14 Nisan 1915 tarihinde ki bugün Sultan Reşad'ın cülus seneyi devriyesine rastlıyordu, tayyareme miktarı kâfi benzin alarak ve hanga­rından çıkararak çalıştırdım.
 
Fakat hareketimden Harbiye Nezaretini ha­berdar etmek lâzımdı. Zira esasen helikopterin dahi inmesine müsait olmayan, üzeri telefon ve telgraf hatla­rı ile ağ gibi örülü olan bu çok dar ye­re inebilmek için hiç olmazsa meydan­da girip çıkanların bulunmamasına ve bir kazaya meydan verilmemesine dikkat etmek lâzımdı.
 
Bu düşünce ile çavuşu çağırarak Harbiye Nezaretine tayyarenin ineceğini telefonla bildir­mesini emrettim. Telefon odası 250 metre kadar uzakta, o zaman müdürümüz olan Yüzbaşı Fesa Bey'in odasına biti­şik idi. Çavuş buradan telefon eder­ken Fesa Bey işitiyor ve odasından fırlayarak: "Ne, ne? Harbiye Neza­reti önüne inmek üzere tayyare mi gi­diyor?" diye telâşlanarak ve başının saçlarını yolarak: "Mehmet Ali, de­lirdin mi?" diye bağırarak bana doğru koşuyordu.
 
Yanıma gelerek beni menedeceğini bildiğim için motora da­ha fazla gaz vererek ve görmemezlikten gelerek yerden kalktım. Çünkü az­mettiğim şeyi mutlaka yapmalıydım.
 
Description: http://kokpit.aero/image/data/2013%20uygulamalar/elektronik/beyazit%20meydan2.jpg

► İlginizi Çekebilir: Android Telefon İle Uçak Kaldırma

 
Beyazıt üzerine geldiğimde irtifam 1500 metreyi bulmuştu. Burada mo­toru durdurarak dik aşağı dönerek alçaldığımı gören İstanbul halkını telâş almış ve tayyarenin düştüğünü zannetmeye başlamışlardı.
 
İrtifam 50 met­reye düştüğünde, beni de bir heyecan aldı. Telgraf ve telefon telle­rinin arasından geçip yere inecek bir delik göremiyordum. Hemen tekrar motora gaz vererek biraz daha yükseldim ve evle­rin damları üzerinden sürünerek bir tur daha yaptım. Beyazıt Camii ta­rafındaki bakırcılar üzerinden buldu­ğum bir delikten dalmaya karar ver­dim.
 
Fakat bu deliğe gelmeden evvel tayyarenin süratini o kadar kestim ki de­likten girer girmez tayyare 40-50 metre yürümeden tam Harbiye Neza­reti binasının kapısı önünde durdu. Bu arada Enver Paşa, müsteşarları ve daha büyük rütbeli kumandanlar ve zabitan koşarak tayyarenin etra­fını sarmışlardı.
 
Kapılardan İstanbul halkı da hücum ediyordu. Hemen ka­pılara nöbetçiler konarak ve Hilâli Ahmer tarafından iane kutuları tutu­larak yüz binlerce kuruş iane toplan­maya başlamıştı. Asker kalabalığı açıyordu. Ne var diye düşünmeye mahal kalmadı. Enver Paşa yanıma gelerek "Merhaba arkadaş" diyerek elimi sıktı ve  "Buraya nasıl inebildin?" dedi. Ben de "Paşam, bir Türk tayyarecisi için yapılmayacak hiçbir iş olmayacağını göstermek için in­dim." dedim. O zaman Enver Paşanın gözleri yaşardı ve omzumu okşayarak yanımdaki yaverine bir şeyler söy­ledi. Beş dakika geçmişti, bir kırmızı atlas kese ile yüz sarı altını cebime koydu. Alkışlar içinde Enver Paşa yanımdan ayrıldı. O za­mana kadar İstanbul halkının çoğu yakından bir tayyare görmediklerin­den kapılarda iane kutuları dolup bo­şalıyordu.
 


► İlginizi Çekebilir: Dünyanın En Hızlı Uçağı Test Edildi


Rep Uçağı 3 Gün Sergilendi

Üç gün tayyareyi mey­danda alıkoydular, inmek nasıl yüz­de doksan dokuz tehlike ise oradan tekrar kalkmak da yüzde yüz tehlike olduğundan üç gün sonra tayyarenin  kanatları çıkarılarak ve yanlara bağ­lanarak bir otomobil ile çekilip Yeşilköy’e nakledildi"

Pilot Mehmet Ali Kurçer, Türk Havacılığı'nın ilk pilotlarından biriydi. Çanakkale Savaşı'nda ve Irak Cephesi'nde görev yaptı. Türk Hava Kurumu ve Devlet Hava Yolları'nda görev yaptı. Adı 1961'de vefat ettikten sonra Bursa Belediyesi tarafından bir caddeye verildi.

Kaynak:

►Radikal
 
Safa BİLGİNER Safa BİLGİNER Yazar Hakkında Tüm yazıları Mesaj gönder Yazdır



ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar