elektrik port üyelik servisleri elektrik port üyelik servisleri

Açıklanamayan fenomen
"Yıldırım Küreleri"

Yağmurlu bir havada, gök gürültüsü de varsa aniden çıkan bir yıldırım sizi şaşırtmaz. Peki bir yıldırım topuyla hiç karşılaştınız mı ? Çapı bezelye büyüklüğünden birkaç metreye kadar değişen yıldırım topları geçmişten bu yana efsane olarak anlatıldı, peki gerçekten öyle mi ?



A- A+
11.01.2011 tarihli yazı 9524 kez okunmuştur.

Yıldırım topları, az bilinen atmosferik elektriksel bir fenomendir. Bu olgu, çapı bezelye büyüklüğünden birkaç metreye kadar değişen, genellikle küresel ve parlak toplar olarak tarif edilir. Genellikle gök gürültüsüyle bağlantılıdır, fakat yıldırımların bir anlık parlamalarından oldukça daha uzun sürer. Bundan önceki çok sayıda kaynak, topların bazen ölümcül sonuçlara yol açabilecek şekilde patladığını ve geride kükürt kokusu bıraktığını söylüyor. Fırtına bulutlarının yokluğunda meydana gelen, yanarak boşta salınan çok sayıda yıldırım topu rivayetleri mevcut. Bu durum, Norveç'in Hessdalen vadisinde sıkça görülüyor. Son zamanlarda ortaya atılan bir teori bu ışık toplarının (Hessdalen ışıkları), tozlu ortamda radonun (Rn) bozunması sırasında ortaya çıkan alfa parçacıkları tarafından üretilen toz ve havanın iyonlaşması tarafından üretildiğini iddia ediyor.



Laboratuvar deneyleri, yıldırım topları hakkında söylenen etkilerin görsel olarak benzerini elde etti, fakat bunların gerçekten doğal bir şekilde oluşanlarla alakalı olup olmadığı hala bilinmiyor. Doğal yıldırım topları hakkındaki bilimsel veriler, az görülmesi ve tahmin edilememesi nedeniyle çok az. Varlığının varsayımı ise daha önce aktarılmış halkın gördüklerine dayanıyor, bu nedenle biraz tutarsız bulgulara rastlamak mümkün. Bu tutarsızlıklar ve güvenilir veri eksikliği, yıldırım toplarının doğal nedeninin hala bilinmemesine yol açıyor. Yakın zamana kadar, yıldırım topları genellikle bir fantazi veya bir aldatmaca olarak kabul edildi, fakat bazı ciddi bilimsel tartışmalar ve teoriler bu olayı açıklamaya çalışıyorlar.



Tarihsel Rivayetler



1960 yılındaki bir çalışma, ABD nüfusunun %5'inin yıldırım toplarına tanıklık ettiklerini bildiriyor. Başka bir çalışmada ise on bin olgunun sunumu analiz ediliyor.



M. l'abbé de Tressan'ın, Mitoloji ile tarihin kıyaslaması: veya, tarihsel kayıtlardan eskilerin aydınlatılamamış masalları eserinde şu cümleler geçiyor:



...Argo gemisine tehlike yaşatan bir fırtına sırasında, Tyndarides'in kafasının etrafında ateşler çıktığı görüldü, fırtına dindikten sonra anlıktı. O zamandan sonra, sık sık okyanus yüzeyinde görünen bu ateşler Castor ve Pollux ateşleri olarak adlandırıldı. İkisi aynı anda göründüğünde sakinliğin geri dönüşü olarak tanımlandı, sadece biri göründüğünde ise bu korkunç bir fırtınanın alameti olarak kabul edildi. Bu tür ateşler denizciler tarafından sıklıkla görülür ve bu, ignis fatuus (aptalca yangın olarak geçiyor) ' un bir türüdür. (sayfa 417)



Widecombe-in-the-Moor'daki Büyük Fırtına





Bu konu hakkında en eski açıklamalardan biri de, 21 Ocak 1638'te İngiltere, Devon, Widecombe-in-the-Moor'da bulunan bir kilisedeki Büyük Fırtına sırasında söylenenlerdir. Şiddetli bir fırtına sırasında, kiliseye giren ve neredeyse onu yok eden, 2,4 metrelik bir ateş topu tarif edildi. Olayda 4 kişi öldü, yaklaşık 60 kişi de yaralandı. Kilisenin duvarlarından büyük taşların zemine ve geniş ahşap kirişler boyunca savrulduğu söylendi. Ateş topunun kilisenin sıralarını ve çok sayıda penceresini parçaladığı, kilisenin de berbat bir kükürt kokusu, karanlık ve kalın dumanla kaplandığı söylendi.



Ateş topunun iki parçaya ayrıldığı bildirilmiş; birinin pencereyi kırarak dışarı çıktığı, diğerinin ise kilise içinde bir yerlerde kaybolduğu söylenmiş. O zamanki açıklamada, ateş ve kükürt kokusu nedeniyle ateş topunun "şeytan" veya "cehennem alevleri" sanıldığı görülüyor. Sonraları bu olay hakkında bazıları, tören sırasında sıralarda kağıt oynayan ve böylece Tanrı'nın gazabına maruz kalmalarına neden olan iki kişiyi suçlamış.



Catherine ve Mary



Aralık 1726'da bir dizi İngiliz gazetesi, Catherine ve Mary adlı gemide bulunan John Howell tarafından gönderilen bir mektuptan bir kesit yayınladılar:



29 Ağustos'ta Florida Körfezi'nden geçerken, gemimize büyük bir ateş topu düştü ve gemi direğimizi on bin parçaya böldü. Eğer mümkün olsaydı, ana direğimizi ve yandaki üç kalası da bölecekti. Güvertedeki 3 adamdan biri öldü. Eğer o şiddetli yağmurlar olmasaydı, yelkenlimiz ateşten bir patlamaya tanık olacaktı.



Montague



Ayrıntılı büyük bir örnek de 1749'da "Dr. Gregory'nin yetkisi" nde anlatılmış:



4 Kasım 1749'da, Amiral Montague Chambers gemide öğleden hemen önce gözlem yapıyordu...Onlardan yaklaşık 3 mil uzakta, mavi büyük bir ateş topu gözlemledi. Hemen yelkenleri indirdiler, fakat ateş topu onlara o kadar hızlı geldiki, gemiyi ana rotaya oturtamadan toplarda artış gözlemlediler. Ateş topu geminin ana direğinden 36 ya da 46 metre uzakta bir patlama ile kaybolduğunda, aynı anda 100 savaş topu ateşlenmiş kadar şiddetli bir ses çıkardı ve arkasında güçlü bir kükürt kokusu bıraktı. Bu patlamayla ana üst direk parçalara bölünerek kırıldı ve ana direk geminin omurgasına düştü. 5 erkek yere serildi, biri çok yaralandı. Patlamadan hemen önce ateş topu, büyük bir değirmen taşı ebatında görünüyordu.



Georg Richmann



1753 yılında Rusya-St. Petersburg'dan bir haber, yıldırım topunu ölümcül olarak tanımlıyordu. Prof. Georg Richmann bir yıl önce, Benjamin Franklin'inkine benzer bir uçurtma uçurma aparatı hazırlamıştı. Richmann gök gürültüsünü duyduğunda Akademi Bilimleri toplantısına katılmak üzereydi. Gelecek nesiller için olayı yakalamak üzere oymacısıyla (baskı ressamı) eve koştu. Deney devam ederken, yıldırım topu ortaya çıktı ve Richmann'ın alnına cisim isabet ederek onu öldürdü. Top, Richmann'ın alnına kırmızı bir leke bıraktı. Richmann'ın ayakkabıları şişerek açıldı ve kıyafetleri de yandı. Oymacısı ise farkında olmadan yere serildi. Odanın kapı çerçevesi bölündü ve kapı menteşelerinden ayrıldı.



HMS Warren Hastings



İngiliz bir dergi 1809 yılındaki bir fırtına sırasında, 3 "ateş topunun" görüldüğünü ve İngiliz gemisi HMS Warren Hastings'e "saldırdığını" bildirdi. Mürettebatın düşüşünü izlediği toplardan biri, bir adamı öldürdü ve geminin ana direğini ateşe verdi. Mürettebattan biri, cansız bedeni almak için dışarı çıktığında ikinci top ona çarptı, onu geriye ittirdi ve hafif yanıklara yol açtı. Üçüncü bir kişi ise kendisine üçüncü topun temas etmesi sonucu öldü. Herşey bittiğinde mürettebat, kalıcı ve mide bulandırıcı bir kükürt kokusunu rapor etti.



Ebenezer Cobham Brewer



Ebenezer Cobham Brewer, "Benzer Şeylerin Bilimsel Bilgisi için Bir Rehber" adlı kitabının 1864 tarihli ABD baskısında "küre şeklindeki yıldırımları" ele aldı. O bu olguyu, bazen yeryüzüne düşen veya bir fırtına sırasında yere yayılmış patlayıcı gaz veya yavaş hareket eden ateş topları olarak tarif ediyor. Brewer, topların bazen daha küçük toplara ayrıldığını ve "bir savaş topu" gibi patlayabileceğini söylüyor.



Wilfrid de Fonvielle



Fransız bilim yazarı Wilfrid de Fonvielle, 1875'te İngilizceye çevrilen "Gök Gürültüsü ve Yıldırım" adlı kitabında küre şekilli yıldırım hakkında yaklaşık 150 rivayetin olduğunu söylüyor:



Küre şekilli yıldırım, özellikle metalleri ilgi çekici buluyor; bu durumda balkon korkuluklarını, veya bundan başka gaz ve su borularını.. vb. arayacaktır. Kendine özgü hiçbir renk tonu yok, fakat duruma göre herhangi bir renkte ortaya çıkacaktır...Anhalt Dükalığı'ndaki Coethen'de yeşil olarak ortaya çıkmıştı. Paris Jeoloji Kurumu Başkan Yardımcısı M. Colon, bir kavak ağacı kabuğu boyunca gökyüzünden yavaş yavaş inen bir yıldırım topu gördü. Top, yeryüzüne dokunur dokunmaz tekrar yukarı doğru zıpladı ve patlamadan gözden kayboldu. 10 Eylül 1845'te, Correze vadisindeki Salagnac köyündeki bir evin mutfağına bir yıldırım topu girdi. Top, evde bulunan 2 kadın ve genç bir erkeğe hiçbir zarar vermeden dışarı çıktı, fakat bitişikteki ahıra girerek patladı ve orada mahsur kalmış bir domuzu öldürdü. Gök gürültüsü ve yıldırım harikaları hakkında hiçbirşey bilmediğimiz bu şey, en kaba ve yakışıksız biçimde kokusunu bırakmaya cesaret etti. Bu tip topların hareketi çok hızlı değildir - hatta zaman zaman gözlenmektedir, fakat yine de zararsız oldukları söylenemez. Stralsund kilisesine giren bir yıldırım topu patlayarak, sırayla kabuklar gibi patlayan bir dizi topun daha oluşmasına yol açmıştı.





Çar II. Nikola



Son Rus Çarı II. Nikola, dedesi Çar II. Alexander'in refakatinde bulunduğu sırada tanık olduğu ve "ateşten bir top" olarak tanımladığı olayı şöyle anlatıyor:



"Ailem uzaktayken, Alexandria'daki küçük kilisede dedemle birlikte gece ibadetindeydim. İbadet sırasında güçlü bir fırtına vardı, yıldırımlar arka arkaya düşüyordu. Gök gürültüsü sesleri kilise ve bütün dünyayı bile temelinden sallayacak gibiydi. Aniden heryer oldukça karanlık oldu ve açık kapıdan gelen şiddetli bir rüzgar, ikonostazın önünde yakılan kandillerin mum alevini üfledi. Sonra öncekinden daha gürültülü uzun bir gök gürültüsü oldu ve ben birden, dedemin kafasına doğru pencereden uçarak gelen ateşten bir top gördüm. Top (yıldırım) zemin etrafında döndü, sonra avizeyi geçerek kapıdan parkın içine doğru uçtu. Kalbim donmuştu, sonra büyükbabama göz attım - yüzü tamamen durgundu. Ateşten top yanımızdan uçtuğunda büyükbabamı daha önce olduğu gibi sakin görmüştüm. Ben ise eskiden olduğum gibi korkuya cesaretli değildim ve bunun çok yakışıksız olduğunu hissettim. Top bütün kiliseyi geçtikten ve aniden kapıdan dışarı çıktıktan sonra tekrar dedeme baktım. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı ve başını bana doğru sallıyordu. Paniğim kaybolmuştu ve o andan sonra fırtınalardan artık korkmuyordum."



Aleister Crowley



İngiliz büyücü Aleister Crowley, 1916'da New Hampshire'daki Pasquaney Gölü'nde tanık olduğu ve "küre şeklindeki elektrik" olarak bahsettiği olayı şöyle anlatıyor:



"Sadece sakin bir şaşkınlıkla tanımlayabildiğim, yaklaşık 15-30 cm çapında, sağ dizimin sağında ve 15 cm aşağıda sabitlenen, büyüleyici bir elektrik ateş küresi farkettim. Baktığımda, keskin bir şekilde patladı. Suyu çarpan ve çöken ahşap kulübenin dışında kargaşa yaratan bu şeyi, gök gürültüsünün veya dolunun sürekli karmaşasıyla karıştırmak oldukça imkansız. Küreye vücudumun diğer kısımlarından daha yakın olan sağ elimin ortasında çok hafif bir şok hissettim."



Diğer Rivayetler





• 30 Nisan 1877'de, Hindistan-Amritsar'daki Altın Tapınak'a bir yıldırım topu girdi ve yan kapıdan dışarı çıktı. Çoğu insan topu gözlemledi. Olay, Darshani Deodhi'nin ön duvarına yazıldı.



• Temmuz 1907'de, Batı Avustralya'daki Cape Naturaliste Feneri'ne bir yıldırım topu çarptı. O anda fener bekçisi Patrick Baird kuledeydi ve bilinçsizce savruldu. Kızı Ethel olayı kaydetti.



• Yıldırım topları için eski bir kurgusal referans da, Laura Ingalls Wilder'in 19. yüzyılda çocuklar için yazdığı bir kitap setinde yer alıyor. Kitaplar tarihsel roman olarak kabul ediliyor, fakat yazar onların hayatındaki güncel olayları açıklayıcı olduğu konusunda her zaman ısrar etti. Wilder'in açıklamasında 3 ayrı yıldırım topu, bir kış mevsimindeki kar fırtınası sırasında ailenin mutfağındaki dökme demir bir sobanın yakınında ortaya çıkıyor. Soba borusuna yakın ortaya çıktıkları, sonra zeminde yuvarlandıkları ve sadece anne (Caroline Ingalls) onları söğüt dalından bir süpürge ile kovaladığında kayboldukları söyleniyor.



• İkinci Dünya Savaşı'ndaki pilotlar, yıldırım topları hakkında bir açıklama sayılabilecek alışılmadık bir olguyu tarif ettiler. Pilotlar sonraları "hayalet avcıları" olarak anılmalarına neden olacak, garip yörüngelerde hareket eden küçük ışık topları gördüklerini söylediler.



• İkinci Dünya Savaşı'ndaki denizaltı mürettebatı, sınırlı denizaltı atmosferinde küçük yıldırım topları hakkında en tutarlı ve devamlı bilgileri verdiler. Pil şarj üniteleri "in" veya "out" olarak ayarlandığında, özellikle eğer yanlış ayarlanırsa veya yüksek endüktif elektrik motorları yanlış bağlandığında veya bağlantısı koptuğunda, yüzen patlayıcı toplarının elde olmadan, yanlışlıkla üretildiğine dair tekrarlanan bilgiler geldi. Daha sonraları fazla bir denizaltı bataryasıyla bu topları çoğaltmak için yapılan girişim, birçok başarısızlık ve bir patlamayla sonuçlandı.



• 6 Ağustos 1944'te, İsveç-Uppsala'da bir yıldırım topu, 5 cm çapında dairesel bir delik açarak kapalı bir camdan içeri girdi. Bölge sakinlerinin tanık olduğu olay, Uppsala Üniversitesi Elektrik ve Yıldırım Araştırma Bölümü'nde bir yıldırım izleme sistemi tarafından kaydedildi.



Elektrikport / Emre GÜRBÜZ Sayfa: 1 2


ANKET
Endüstri 4.0 için En Hazır Sektör Hangisidir

Sonuçlar
Aktif etkinlik bulunmamaktadır.