
Teknolojinin gelşimesiyle artık Marmara Denizi’ndeki dip ve yüzey akıntıları elektrik enerjisi üretmek ve dinamoları çevirmek için kullanılıp Boğaziçi ve Çanakkale Boğazı büyük bir hidroelektrik santrali haline getirilebilir. Buradan elde edilecek bitip tükenmez bir enerji olup yağmurun yağmasına ve ya havanın açık ve ya kapalı olmasına bağlı değildir. Kesintisiz bir enerjidir.


Gelişen teknolojiyle 1-2 m/sn'lik akıntı hızlarında da etkin çalışabilecek elektrik jeneratörleri oluşturmak mümkün görünüyor. Boğazdan su akıntısıyla beraber yüzlerce MW'lık kinetik enerji akıyor. Su yoğunluğu hava yoğunluğuna göre aşağı yukarı 1000 kat daha fazla olduğu için akıntı hızı rüzgar hızına göre çok daha düşük olsa da küçük jeneratörlerle bile rüzgar enerjisine göre daha büyük elektrik enerjilerinin elde edilmesi mümkün görünüyor. Örneğin bir oda büyüklüğündeki jeneratörle 2 m/sn akıntı hızında 300-400 aileye yetecek elektrik enerjisi elde edilebilecektir. Boğazdaki su akıntılarının düzenli ve kararlı olması düzgün elektrik enerjisi elde edilmesinde büyük avantaj oluştururken sistemin tuzlu suda kurulup uzun süre çalıştırılması büyük zorluklar taşımaktadır. Bu nedenle dünyanın hiçbir yerinde henüz denizlerdeki akıntılardan elektrik enerjisi elde edilmesi ekonomik üretime geçememiştir. Bu durum rüzgar enerjisinde 1980'lerdeki durumuna benzemektedir. 1980'li yıllarda en fazla 55 kW olan rüzgar türbinlerinin kapasitesi günümüzde 5 MW düzeyini aşmış durumdadır. Denizlerdeki akıntılardan da ekonomik elektrik enerjileri elde edebilmek için daha onlarca yıl bu alana yatırım yapılması ve teknoloji geliştirilmesi gerekmektedir. Boğaz akıntısından elde edilebilecek temiz ve verimli enerji,yatırımcılarını beklemektedir.

Alp Kaan Dönmez