Üye Girisi

Şifrenizi mi unuttunuz?
ye olmak için tiklayin ElektrikPort Facebook sayfamiza ulasmak için tiklayin ElektrikPort FriendFeed sayfasina ulasmak için tiklayin ElektrikPort Twitter sayfasina ulasmak için tiklayin
Elektrikport TV
Yazar: Engin Ayçiçek
Ünvan: Öğretim görevlisi -
Yazı Tarihi: 15.12.2008 16:32:25
Aklı (Ar-Ge) Az Olanın Verdiği Öğüt Çok Olur!

Küresel mali krizin etkilerini artarak hissettiğimiz günlerde enerji yatırımlarından bahsetmek ve fazlasıyla beklenti içinde olmak biraz hayalcilik gibi görülebilir. Bilinmelidir ki asıl problemde buradan kaynaklanmaktadır. Eğer kendi enerji potansiyelimizin farkında varıp gerekli yatırımları ve planlamaları yapabilseydik bu dönemden geçişimiz daha kolay olurdu. Tüm bu planlamaların içinde belki de en önem vermemiz gereken kavram Ar-Ge’dir. Çünkü potansiyelimizi kullanırken bunu kendi teknolojimiz ile ve kendi iş gücümüzle yapmalıyız. Bu kadar önemli olan Ar-Ge nedir ve nasıl yapılmalıdır?

Bu yazıda üzerinde durmak istediğim konu, belli başlı tanımlamaları verdikten sonra, Ar-Ge’ye ayrılanya da ayrılması düşünülen kaynaklarla ilgilidir. Aşağıda verilen sorulara cevap vermek ve buna göre planlama yapmak çok önemlidir.

 • Ar-Ge kaynağı hangi alanlara ve ne kadar tahsis edilmelidir?
 • Ayrılan bütçe nasıl kullanılmalıdır?

Ar-Ge nedir? Türkiye de ve Dünya da Ar-Ge’ye bakış ne durumdadır?

Araştırma ve Geliştirme ‘‘bir şirketin bilim adamları ve mühendisler istihdam etmek suretiyle, şirketin çalışma alanı doğrultusunda bilim ve teknolojiyi yeni ürünler, prosesler ya da hizmetler geliştirmede kullanmak üzere yaptığı çalışma ve faaliyetleri anlatmak için kullanılan yaygın bir terimdir’’ Ar-Ge’ nin başlıca görevi teknolojik gelişmeleri kullanarak şirketin kar edebilirliğini sürekli olarak yenilemek ve artırmaktır. Teknolojinin bugün vardığı düzeyde nadir istisnalar dışında, kişisel hatta grup olarak, dahi çalışmalarla, buluşlarla gelişme sağlamak olanaksızlaşmıştır. Mucitlik, deha devri istisnalar dışında artık kapanmıştır. Günümüzde dehalar, yetenekler bireysel hatta küçük grup çalışmaları ile teknolojide gelişme sağlayamazlar. Teknolojinin bugün ulaştığı düzey yüzler hatta binlerce kişilik projelerle Ar-Ge çalışmaları yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bütün ülkeyi kapsayan bir araştırma geliştirme kültürü gereklidir. Bütçesi, planlı stratejisi ve hedefi olan, disiplinli, sürekli kitlesel çalışma ve faaliyetlerle teknolojik gelişme sağlanabilir. Geliştirmede çalışanlar teknolojik gelişmeleri sürekli takip etmelidir, seminerlere katılmalıdır, geliştirme yapan diğer kitlelerle iletişim halinde olmalıdır. İlerlemeler ve çalışmalar; kitaplar, yayınlar, makaleler, toplantılar, kongreler, seminerler, dergiler ve günümüzde yaygın olarak internet üzerinden duyurulup yayılmaktadır. ‘‘Ar-Ge” de çalışanlar bu gelişme ve teknoloji düzeyini iyi takip edip, bir hamle daha ileri giden gelişmeyi yaratarak, ürün ve hizmetlerine uygulayıp, firmalarının benzerleri ve rakiplerine üstünlük sağlamasını gerçekleştirmektedirler. Geliştirmede çalışan mühendislerin genellikle çalışmaya istekli, bu faaliyete yatkın, disiplinli ve hedefe odaklı kişiler olması yeterlidir.  Pazarlama bölümlerinden, yurt içi ve yurt dışı pazarın talepleri, gelişme yönü, bilgi ve tahminleri, geliştirme bölümlerine aktarılmalıdır. Üretim, taahhüt, uygulama bölümlerinden sürekli deneyim sonuçları Geliştirme bölümlerine aktarılmalıdır. Bütün bu veriler geliştirme faaliyetlerinin yönünü belirler.

“GELİŞTİRME” çalışmaları bu nedenlerle ağırlıklı olarak üretim, uygulama ve pazarlama yapan firma ve kuruluşlarda gerçekleştirilebilir.

Geliştirme bölümleri ancak üretim taahhüt, uygulama, proje bölümleri ile çok yakın işbirliği, iletişim ve karşılıklı bilgi alışverişi içinde bulunuyorlarsa faydalı, etkili sonuçlara ulaşabilirler. Çünkü üretim, uygulama, pazarlama ve projelendirmeden kazanılacak deneyim ve birikimler olmaksızın “Ar-Ge” gerçekleştirmek hemen hemen olanaksızdır.

Geliştirme için yer sağlamak, ölçü aletleri malzeme masrafı, personel ve eğitimi, iletişim masrafı gibi harcamalar için belli bir yatırım yapıp, yıllık bütçeler ayırmak gereklidir. Geliştirme faaliyetleri yaparak Teknoloji üretmek için nasıl ciddi bir yatırım yapıp, uzun yıllar çalışmanın gerekli olduğu; TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş tarafından sunulan enternasyonel eğrilerden, “Geliştirme” yapmadan “mevcut teknolojiler” yahut “Teknoloji Transferi” ile pazarda ancak sürekli olmayan geçici başarılara ulaşılabileceği görülmektedir.

Nisan Yağmuru Mayıs Çiçeği Getirir

9 Ocak 2001’de çıkarılan Endüstri Bölgeleri Kanunu’nda ‘yabancı sermaye girişinin arttırılmasını sağlamak’ ana amaçlarından biridir. Sanayi kesimimizin de bu tür düzenlemelerden yana olduğunu, pek çok şirketimizin sıkışınca yaptığı yabancı şirket evliliklerinden anlayabiliyoruz. Önemli olan bu tür birleşmelerin ülke içinde yapılan Ar-Ge yatırımlarına yansımasıdır. Ülkemizin uluslararası rekabette sürekli başarı kazanabilmesi, ön plana çıkabilmesi için istesek de istemesek de firmaların birleşerek büyümesi gereklidir. Ancak büyük firmalar oluşacak artık değerlerle Ar-Ge ve standartlara uygun faaliyetler için gereken kaynakları ayırabilirler. Firmaların, yıllık bütçeleri olan, organize, disiplinli “Geliştirme Bölümleri” yurt içi ve yurt dışı diğer Ar-Ge bölümlerinde oluşan bilgileri de kullanarak, onlarla iletişim halinde geliştirme sağlayabilirler. (Yüksel Tavsel)

Aşağıda verilen tablolar (www.tubitak.gov.tr/ sitesinden alınmıştır) incelendiğinde ve ileri endüstri ülkeleri ile karşılaştırıldığında, ülke olarak Ar-Ge’ye verdiğimiz önemin ne yazık ki olması gereken seviyede olmadığını görebiliriz. Gelişmiş ülkeler yıllık milli gelirlerinin yaklaşık %3’ünü, Türkiye ise %0,71’ini Ar-Ge’ye harcamaktadır. ABD’nin yaklaşık 1/200’ü, Almanya’nın yaklaşık 1/30 u seviyesinde bir Ar-Ge harcaması söz konusudur. Ar-Ge yatırımları her sektör için zorla yapılan bir bütçe harcaması olarak görülmek yerine gelişmek için yapılması gereken ilk yatırım olarak görülmelidir. Bu bakış açısının sonunda tabloda belirtilen patent başvurularının hızla artacağı bir gerçektir. Eğer bunu sağlarsak nisan yağmurunun mayıs çiçeğini getirdiğini göreceğiz. Ayrıca belirtmeliyim ki ülke olarak yatırımlarımızın artışı iyi bir seviyededir ve hızlanarak artmaktadır. Umarım içinde bulunduğumuz küresel mali kriz bu yatırımları etkilemez de elimizdeki kaynakları Ar-Ge desteğiyle kullanabilir ve geliştirdiğimiz teknolojiyi satabilir duruma getiririz.

Sonuç olarak ulusal kaynaklarımızı değerlendirmek amacıyla, küresel, bölgesel eğilimleri ve teknolojik gelişmeleri takip eden, uzun vadeli, sürdürülebilir bir enerji politikası için, Türkiye’nin enerji Ar-Ge politikalarını güncellemesinde büyük yararlar bulunmaktadır. Gelecek yazımızda görüşmek üzere…
Not: Değerli yorumları ile desteklerini gösteren okurlara ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederim.

engin.aycicek@elektrikport.com

 

Okunma Sayısı: 700 | Yorumu Ekle
Yazarın Diğer Yazıları
Reklam 468x60
Yorumlar (3)
29.01.2009 13:05:48
Engin bey sylediiniz Ar-Ge konusu aslnda ok nemli fakat bu dnya dzeninde irketlerin karlarn azaldn grdkten sonra bu konuda kesin sonu elde edip etmeyecei belli olmadndan AR-Ge ye kaynak aktarmas ok zor. Ayranlarda geenler ortaya kan vecta firmasndaki gibi yeni bir bulu deniyor hemen karalama yalanlama kampanyas bakyor dier firmalardan.Piyasada tekel olmak isteyen firmalar bunu engellemek istiyor.O zamanda Ar-Ge almas yapanlarn motivasyonu kalmyor buda bizim lkemizin gerekleri maalasef..

serkan Gler
11.01.2009 13:43:53
Teknolojiyi satn alan bir toplum kle olmaya mahkum bir toplumdur.
Peki toplum olarak yapmamz gereken nedir? Tketici bir toplum olmaktan vazgeip retici bir toplum olmalyz. Kalplarmz yrtp bu lkede birey olarak neleri deitirebileceimize dnmeliyiz ve bunun iin almalyz. Bunlara rnek vericek olursak Karl Benz ilk iten yanmal motoru yapmtr, Ferdinand Porsche “Mixte Wagen” adl ilk hibrid arac 1902 ylnda yapmtr,CD’yi(Compact Disk) Sony bulmutur.Bunlar ok daha fazla tretebiliriz. Gl firmalarn hepsinin arkasnda dnyada ses getirmi bir bulu vardr.Peki sadece bir bulu mu? Bu firmalarn hepsi bulutan kazandklarn Ar-Ge’ye yatrarak dnya apnda firma haline gelmilerdir. Peki Trkiye’de bunun gibi bir rnek var m? Malesef yok. Vestas denince akla Danimarka, Nokia denince akla Finlandiya, Toyota denince Japonya gelirken hibir Trk firmas yok ki denildiinde Trkiye akla gelsin. Bunu baarabilmemiz iin Ar-Ge’ye nem vermeli, genlerin projelerini desteklemeliyiz.
Engin Hocam’a tek katlmadm nokta ise mucitlik devrinin kapanddr. Teknoloji ilerledike yeni mucitler ve bulular mutlaka olacaktr. Ama bizim, teknolojinin bu kadar gerisinde iken o buluu yapabilmemiz imkanszdr. O yzden lke btesinin byk bir ksmn askeriye verip onlarla Fransa’dan, Amerika’dan helikopterler, tanklar almak yerine onlar retecek genleri yetitirmemiz gereklidir. Sonrasnda bu genler bizi daha iyiye gtrecek bulular mutlaka yapacaklardr.
Dnyada her zaman kefedilecek bir eyler vardr...
Sayn Engin Ayiek Hocam’a Trkiye’nin bu gereine deinerek yazd makaleden tr ok teekkr ederim.
29.12.2008 07:59:28
Merhaba Engin bey;

Yazlarnz keyif ve merakla takip ediyoruz.

sayglar..

Mustafa Tekin TAYALI

Crea Biliim A..