Üye Girisi

Şifrenizi mi unuttunuz?
ye olmak için tiklayin ElektrikPort Facebook sayfamiza ulasmak için tiklayin ElektrikPort FriendFeed sayfasina ulasmak için tiklayin ElektrikPort Twitter sayfasina ulasmak için tiklayin
Elektrikport TV
Yazar: Abdulhamit Şenyüz
Dönem: Mart - 2010
TÜRKİYE ve YENİ NESİL TEKNOLOJİLER

   Türkiye son 10 senede GSM sektörünün dünyada en başarılı olduğu ülkelerin başında geliyor. Bu süre zarfında kablosuz iletişim hayatımızın her alanında değişimlere yol açtı.Bayram tebriklerini SMS ile gönderir,maçlardaki golleri,vapurda giderken martıların ahenkli gezintilerini cep telefonu ile kaydeder olduk.Hatta cep telefonu ile alışveriş yapmaya başladık.Peki durum böyle iken bir sonraki adım ne olacak?Önümüzdeki on yılda bizi ne gibi teknolojiler karşılayacak? Nasıl bir strateji izlenerek Türkiye bu gelişmelerden kazançlı çıkabilecek? 

Her ne kadar teknolojide geride kalmamızın genelde zararlarını görsek de, aslında akıllı davranıldığı takdirde çok kazançlı da çıkabiliriz. Nasıl mı? Geride kalmanın avantajı mı olurmuş? Pek de güzel olabiliyor. Son beş yılda Avrupa’da olmak üzere cep telefonu üzerinden hızlı veri iletimini sağlayan 3G/WCDMA teknolojisi kuruluyor. Bundan yaklaşık beş yıl önce Avrupa’daki operatörler 10 Milyar dolar gibi astronomik lisans bedelleri ödeyerek bu teknolojiyi kullanmaya başladılar. Bunun yanında milyarlarca dolar da şebeke kurulum masrafına bütçe ayırmak durumunda kaldılar. Ama gördüler ki bu beş senede GSM’in kazandığı paranın yanına bile yaklaşamadılar. Neredeyse Avrupa’daki bütün operatörler zarar ettiler. 

  Peki nedir 3G denilen teknolojinin aslı? 3. Nesil GSM Hizmetleri (3G ya da 3N) üçüncü nesil kablosuz telefon teknolojilerine verilen genel addır. Aynı 1G ve 2G gibi, hücresel bir ağ sistemi kullanır. 3G teknolojilerine örnek olarak Universal Mobile Telecommunications System (yani Evrensel Mobil İletişim Sistemi) anlamına gelen UMTS verilebilir. Bunun yanında Kuzey Amerika'da kullanılan CDMA2000 ve Japonya'da Freedom of Mobile Multimedia Access (Mobil Çoklu Ortam Erişimine Özgürlük) anlamına gelen FOMA standardları da bir 3G teknolojisidir. 

  UMTS klasik frekans veya zaman çoklu iletişim (multiple access) tekniklerinden prensip olarak cok farklı olan kod çoklu iletişim CDMA (Code Division Multiple Access) teknolojisini kullanir. Bir çeşit dağınık frekans (spread spectrum) tekniği olan bu teknolojide kullanıcılar 5MHz genişligindeki aynı banttan haberleşirler. Her vericinin sinyali özgün bir yonga koduyla çarpılarak (bu kodun hızı 3.84Mchips/s) 5MHz genişliğindeki spektruma yayılır. Alıcı da bu spektruma yayılmış sinyali aynı yonga koduyla çarparak veriyi elde eder. 

  3G'nin 2G'ye göre getirmiş olduğu en büyük yenilik taban olarak alınan verinin ses değil sayısal veri olmasıdır. Buna ek olarak, 3G sisteminde cihazlar bant genişliğini sadece veri alışverişi sırasında işgal ederler. İlk örnekleri Japonya'da 1998 yılında kullanıma açılan bu teknoloji, 2003'ten itibaren Avrupa'ya da gelmiştir. 

  Bu arada farklı bir gelişme, özellikle Japonya ve ABD’de gerçekleşti. Bu yeni teknolojinin adı WİMAX (Bazılarının 4G veya LTE olarak adlandırdıkları GSM 2,WCDMA 3 ) idi.Japonya ise bazı frekanslarda 3G kurulmasını yasakladı, sadece 4G’ye izin veriyordu.Neden? Çünkü 4G, 3G’ye göre çok daha hızlı ve daha ucuz iletişim sağlıyordu. 

  Bu aralar Türkiye’de bir sonraki adımın ne olması yönündeki tartışmalar hızlanıyor. Tabiki nihai karar BTK(Bilişim Teknolojileri ve iletişim Kurulu) ’na ait olmakta ve şu ana kadar akıllıca hareketlerini takip etmekteyim. Neden akıllıca? Çünkü Türkiye’de yeni teknolojilere ait data trafiği oluşmadan lisanları satıp, operatörleri muhtemel zarar durumlarına karşı koruyorlar. 7 Eylül 2007 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu tarafından yapılan 3. Nesil lisans ihalesi, tek bir GSM operatörünün (Turkcell) katılması, diğer operatörlerin ise Numara Taşınabilirliği olmadan ihaleye katılmayacaklarını belirtmeleri üzerine ihale iptal edilmiştir. Yeni 3. Nesil GSM Hizmetleri Lisans ihalesi 28 Kasım 2008'de tekrar yapıldı.Turkcell A tipi lisansı 358 milyon Euro, Vodafone B tipi lisansı 250 milyon Euro, Avea C tipi lisansı 214 milyon Euro'ya aldı.Ancak lisanlar satıldığında bunun 3G mi 4G mi olacağı belli değildi.Bu belirsizliğin iki tarafı vardı: 

  3G’yi destekleyenlerin başında şu anda GSM şebekesi bulunan operatörler geliyor. Çünkü hali hazırda bulunan 2G’nin üzerine 3G teknolojisini monte etmek,3G şebekesini sıfırdan kurmaktan çok daha avantajlı ve daha az maliyet gerektirmekteydi. Bu şekilde kendileriyle rekabetin önünü keseceklerdi. Diğer bir destekleyicileri de bu şebekelerin kurulumuna yıllardır yatırım yapmış olan Kuzey Avrupa ülkeleri idi. Bu ülkeler ellerindeki baz istasyonlarını satmak için sırada bekliyorlar. 

  4G’yi destekleyenler ise, piyasaya yeni girmeye çalışan Telekom trenini kaçırmış büyük çaplı firmalar. Bu firmalar için WIMAX, piyasaya girmek için hızlı ve nispeten ucuz bir şekilde girmek için kaçırılmaz bir fırsat durumunda. 

  Eğer, Türkiye şu anda 3G teknolojisi yerine, şayet 4G teknolojisini tercih etmiş olsaydı Telekom arenasına yeni yerli oyuncular girecek, rekabet canlanacak ve belki de daha uygun fiyatlarla servis ve hizmet alma imkanına sahip olabilecektik. Ayrıca DSL(Digital Subscriber Line-Sayısal Abone Hattı)’in olmadığı yerlere WIMAX kurarak, DSL’den çok daha az bir masrafla Türkiye’nin internet alanı kapsaması daha geniş olabilecekti. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, baz istasyonlarına daha az para harcayarak, cep telefonu faturamızdan daha büyük bir payın yurt içinde kalmasını sağlayabilecektik.

Yazarın Diğer Yazıları
Başka yazı eklenmemiş
Reklam 468x60
ARAMA